• $ 5,8852
  • € 6,5363
  • 281.77
  • 94311.8
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Dinamik bir eleştirmen, hevesli bir edebiyatçı: Banu Bozdemir

Genç ve dinamik bir sinema eleştirmeni, 17 çocuk kitabı yazmış bir edebiyatçı, Leyla’lı Haller ile yetişkin edebiyatına göz kırpan bir yazar. Banu Bozdemir ile Malatya Film Festivali’nde birlikteydik, sinemayı, edebiyatı, gelecek günleri konuştuk, ortaya keyifli bir söyleşi çıktı.

SAYIM ÇINAR
sayimc@superonline.com

Yıllardır birbirimizi tanıyoruz, yıllardır sinema festivallerindeyiz. Milliyet Sanat gibi köklü bir yerde başladın eleştirmenliğe, röportajların, yazıların büyük ses getirdi. Önemli isimlerle çalıştın. Geçmiş yıllardan daha popüler sinema yazarlığı bugünlerde. Sinema eleştirmeni olarak kendini nereye koyuyorsun?
Kabul edelim ki sinema popüler bir alan, diğer alanlardan daha fazla rağbet görmesi de bundan kaynaklı olsa gerek. Bir şekilde film izlemek de çok sevilen bir eylem. Bir blog açıp istediğiniz görüşleri koyabiliyorsunuz, bu yönüyle internet de birçok şeyi değiştirdi. Kendimi nereye koyduğuma gelince, ben yazılı kültürden geliyorum, bunun bir fark yarattığını düşünüyorum. Yazılı basın geleneğini yakalamış olmak büyük şans. Milliyetten önce Klaket sinema dergisinde başladım yazarlığa. Sinema yazarlığına geçince dergi yetmemeye başladı. Milliyet sanat da böyle başladı, bu yönüyle hayatıma yön verdi diyebilirim. Popüler işlere de imza attım, gidip eski yönetmenler neden yeni filmler çekmiyoru da inceledim, yeni sinemayı da yazdım. Türkiye sinemasına her zaman daha fazla önem veriyorum. Kendimi geliştirmek istediğim alan hep Türkyie sineması oldu.

Türkiye’de ciddi anlamda festivaller düzenleniyor. Birbirine rakip sayılabilir bir yönüyle. Ulusal yarışmalarda önemli ödüller veriliyor. Sen nasıl değerlendiriyorsun süreci, sürecin isimlerini?
Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz, Derviş Zaim, Reha Erdem… Mahmut Fazıl, Ramin Matin… Gözümün Nuru’nun yönetmenleri. Bu isimleri çok önemsiyorum. Festivallere baktığımızda artık ilk saydığım isimler daha geriye çekiliyor, yeni yönetmenler daha ön planda.

"SİNEMA EDEBİYATTAN FAYDALANMALI, DÜNYA SİNEMASINDA OLAN BU"

Hasan Ali Toptaş’ın Gölgesizler romanı  sinemaya uyarlanıyor. Edebiyat uyarlamalarına nasıl bakıyorsun?
Sinema edebiyattan faydalanmalı, dünya sinemasında olan bu. Iyi senaryolar çıkmadığında iyi yazılmış romanlardan tabii ki faydalanabilirler.

Hükümet Kadını’nın ikinci filmine giderken herkes, festivalde daha farklı filmler var. Popüler sinema bir yanda, festival filmleri bir yanda diyebilir miyiz?
Popülerin uzağındayız evet. Kendine başka bir dünya kurmaya çalışan bir ortam festival ortamı. Bazı yönetmenler taşrada film çekse de taşrayı anlamıyor. Bu önemli bir çelişki. Festivallerde bu dünyayı hissediyorum.

Festivaldeki filmler çoğu zaman tartışılıyor. Kurte Film (Kısa Film) mesela.
O filmle ilgili çok kişiyle konuştum. Biz beğenmedik ama Kürt sinemasının önemli bir örneği sayılıyor. Var olan süreci anlatmak yerine, bir yönetmenin genel bir konuya odaklanması durumu vardı. Kürt yönetmenlerden hep bölge filmleri bekleniyor ama bu farklı bir filmdi. Sinemanın politik olması gerektiğine önceden çok inanmazdım ama artık inanıyorum buna. Doğru anlatılmış filmleri seviyorum.

Bugün yapılan Türk filmleri sorunları yeterince sorguluyor mu Türkiye’yi, meseleleri?
Yılmaz Güney bu yönüyle önemli bir yönetmendi ve bugün ona ulaşan neredeyse yok.

Siyad’a üyesin, Malatya’da çok fazla yok üyeleri. 
Neden gelmediklerini bilmiyorum. Adana ve Antalya’da fimleri izlediler ve şimdi tekrar izlemek istememiş olabilirler.

"DEVLETİN GÖLGESİNDE OLMAMALI FESTİVALLER"

Malatya kendi içinde modern önemli bir şehir. Valisi sahip çıkıyor şehre. 4 yıldır klasikleşmiş festivallerle yarışan bir festival katılıyoruz. Hala bir sonraki yıl olup olmayacağı tartışılmamalı bence.
Yerel yönetimlerin biraz dışına çıkmalı. Belediye destek önemli ama bağımsızlığı da bir şekilde korumak gerekiyor. Devletin gölgesinde olmamalı festivaller. Devlet desteğini yok saymıyorum ama özerk bir yapılanmanın da üretimi tetikleyeceğini düşünüyorum.

Sen çocuk kitapları da yazıyorsun. Küçük Sinemacılar adlı önemli bir çalışman var. Sinema yazılarıyla, çocuk bağlantısını nasıl kurdun?
Edebiyata yakınlığım hep vardı ama yazar olmayı kurgulamadım. Gazeteciyim, sinema yazmaya devam edeceğim diyordum. Bir mucize aslında, değişik bir yönümü keşfettim. Film izlerkenki görsel hafıza çocuk kitaplarına yansıyor bir şekilde. Asıl konseptim çevre, çevre sorunları, kentsel dönüşüm. Bu dünyayı nasıl daha fazla koruyabilirizi tartışıyorum. Çocukluğumun naifliğini birleştiriyorum duyarlılıklarımla.

Genç bir sinema eleştirmenisin bir yandan da. Eleştirinin genç ve dinamik olmasını önemsiyorum. Sinemanın temelde sana kazandırdığı nedir?
Benim hayatla kurduğum ilişki baştan beri farklıydı. 20 yaşındayken de bir takım şeyleri farkındaydım. Kişisel dertlerin ötesine geçebiliyor insan sinemayla, toplumsal meselelere odaklanabiliyor insan. Hem çok içinden bakabiliyorsun her şeye, hem de çok dışarıdan.

Ne zaman fantastik filmlerimiz, bir sinemamız olacak sana göre? Harry Potter örnekleri bizler için çok mu uzakta?
Bizler gerçekliğe fazla bağlıyız, fantastik bizim için gerçekçiliğin yolundan gidiyor. Teknik olarak da yeterli olmak lazım. Hevesli sinemacımız da çok yok. Harry Potter tarzı bir film zor.

Geçen yıl Araf’ta izlediğimiz Barış Hacıoğlu, bu yıl bir gençlik filminde Mavi Dalga’da oynadı. Böylesi bir filmden sonra, ortalama başka bir filmde oynamak zor olmalı.
O filmin de büyük başarı kazanacağını düşündü belki. Zahid Atam için Mavi Dalga bir patlama oldu galiba. Ben çok başarılı bulmadım, abartıldığını düşünüyorum. Yeni bir şey gibi geldi insanlara. Dertsiz tasasız bir gençlik filmi zannedildi. Suya sabuna dokunmuyordu bana göre. Kendi adıma çok şey yüklemiştim ve beklentilerimi çok karşılamadı.

Her film festivalinde Yeşilçam’ın altı çiziliyor. Bunu nasıl değerlendirmeli?
Yeni Türkiye sineması olarak kurtulmaya çalışıyoruz eski filmlerden ama Yeşilçam olmazsa olmaz.

Yıllar önce Yeşilçam starlarının çekildiği filmler konululuyor hala.
Genel beğeniye hitap eden filmler olmadığı için insanlar o geleneksel filmlere dönüş yapılıyor galiba.

Gazetecilerin festivallere katılıp yiyip içip geri döndüğü zannediliyor. Basının önemi yok sayılıyor mu sence?
Berlin Film Festivali’ne 1500 gazeteci akredite oluyor. Ne çok insanı ağırlarsan o kadar zengin olur. Değerli olmadığını düşündüklerini çağırmasınlar o halde. Yurtdışından çok az konuk çağrılıyor ve bunun hatalı olduğunu düşünüyorum. Önemli konuk önemli gazeteciyi de beraberinde getirecektir. İstanbul Film Festivali daha önce daha önemli isimler çağırıyordu, şimdi daha değişik.

Siyad’a üye olmayan ama sinema yazan birçok insan var. Kimi tartışmalar yaşanıyor bunun üzerinden.
Siyad seçimle yapıyor, amaiçinde olmayan çok önemli isimler de var kabul etmeliyiz ki.

"SİYAD ELEŞTİRİ ALAN BİR KURUM"

Eleştiriye açık mı sence Siyad?
Siyad eleştiri alan bir kurum. Filmlere iyi veya kötü üzerinden yorum yapmak zor ve riskli. Devamında saldırı ve tartışma gelebiliyor.

Son olarak yazarlığına geri dönelim istiyorum. Leyla’lı Haller yetişkin romanındı. 17 çocuk kitabın var. Sırada neler var?
Edebiyat alanında da iddialı olmak istiyorum. Büyükler için bir şey yapamam darken Leyla’lı Haller’i yazdım. Şimdi onun devamını yazmak istiyorum. Çocuk edebiyatı da devam edecek.

Son dakika haberleri, son dakika haber, son dakika gelişmeleri
Son dakika haberleri

Başkan Erdoğan´dan SKY News Muhabirine Tokat Gibi Yanıt

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Barış Pınarı'nda operasyonlar sürüyor! Şiddetli çatışmalar yaşanıyor

Anadolu DMU Milli Tren Seti Uşak'ta test sürüşüne başladı