Aksam.com.tr - 27.05.2012, 11:55
Akşam | Yazarlar

E-Muhtıra için kim ne demişti?

04 Şubat 2012 Cumartesi 02:00

Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcıvekilliği 27 Nisan e-muhtıra süreci ile ilgili soruşturma başlattı.  Yakın geçmişte yaşadığımız, Genelkurmay'ın Cumhurbaşkanlığı seçimine açık müdahalesi, sivil iradeyi hiçe sayan yaklaşımı tartışmasız bir suçtur. Ancak maalesef bu suç daha düne kadar çeşitli çevreler tarafından alkışlanıyordu. Şimdi bakıyorum, bazıları hala aynı yerde ama bazıları 'zamanın ruhuna' uymaya çalışıp sanki beş yıl öncesi unutulmuş gibi pozisyon değiştiriyorlar. Üstelik özeleştiri ya da özür dileme gibi bir ihtiyaç da duymadan. Oysa başta ana muhalefet partisi CHP olmak üzere birçok siyasetçi ve gazeteci o muhtırayı büyük bir sevinçle karşılamıştı. Kimin ne dediğini hatırlayalım:
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal: Müdahaleye uğrayan yönetimlere halk sahip çıkmadı. Bu ortamda mağduriyet yok, dayatma var. Anayasa Mahkemesi 367 kararını onaylamazsa ülke çatışmaya gider.
CHP Genel Sekreteri Önder Sav: Gözümüz aydın! Türkiye'nin gözü aydın!
Nur Serter (Cumhuriyet mitinglerinde): Genelkurmay Başkanı'na 'memur' diyen bir zihniyete karşı Türk Silahlı Kuvvetleri'nin önünde, şanlı ordumuzun önünde saygıyla eğiliyoruz... Türk ordusu
27 Nisan'da bizim sesimizi duymuş, demokrasiye sahip çıkmıştır.
Ertuğrul Özkök (Hürriyet): Demokrasi kaygısıyla sadece askeri eleştirmek ne adil ne yararlı ne de sonuç verici bir girişim olacaktır. Çünkü o bildiride savunulan görüşler toplumun önemli bir bölümü tarafından paylaşılmaktadır.
Yılmaz Özdil (Sabah): Hala deniyor ki, bundan sonraki adım ne olur? Bundan sonraki adım tank olur.  Gücüm var diye dayatırsan gücü olan sana dayatır.
Nuray Mert (Radikal): Şimdi Genelkurmay bildirisini öne çıkarıp bu fetihçi zihniyetin (yani sivil hükümetin) arkasında durmak istemiyorum.
***
Daha çok örnek var maalesef... CHP açıkça bu darbeyi alkışlıyor. O günlerde gerçekleşen Cumhuriyet mitinglerinde sahneden müdahale selamlanıyor, ordunun siyasete neşteri kutsanıyor. Yukarıda örneklerini verdiğim gazeteciler askerin darbe girişimi ile sivil hükümetin hatalarını aynı kefeye koyarak açıkça darbecilerin yanında yer alıyorlar. Hatta tankları bile çağırıyor Yılmaz Özdil. Özdil'in yazısı ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez. Suçtur. Bu yazıyı yazanın ertesi gün yazmayı bırakması gerekir. Daha çok örnek var maalesef.  Tablo vahim. Salı günü o döneme bakmaya devam edeceğim...

Mustafa Akyol haklı
Pazartesi günü Mustafa Akyol, Star gazetesinde çok çarpıcı bir yazı yazdı. Gençliğe
Hitabe'nin de okullardan çıkarılması gerektiğini söyledi.
Gençliğe Hitabe demokratik değerler, çoğulcu toplum gibi kavramlarla bağdaşmayan bir metindir. 'İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahili ve harici bedhahların olacaktır' diyerek içeride ve dışarıdaki düşmanlara işaret eder metin. Peki kimdir içerideki düşmanlar? Onun da cevabını verir: 'Memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler... ' Yani açıkça seçilmiş iktidara karşı gençliği 'gerekirse cumhuriyeti kurtarmak için' göreve çağırır. Halkın iradesini 'cumhuriyeti kollama' gibi son derece muğlak bir gerekçe sunarak yıkmaya davet eder. Demokrasiyi yıkarak cumhuriyeti kollama... Üstelik hangi gençler? Bu gençler iktidara sahip olanları iktidar yapanlardan gayrı mıdır? Halk başka bir şey, Kemalist gençlik başka bir şey midir? Bu sorular cevaplanmaya muhtaç...
Hele metnin son cümlesi var ki... 'Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.' Kimin asil kanı? Tabii ki Türk'ün.  Ama hangi Türk'ün? Kemalist gençlikte var da seçilmiş iktidarda olmayabilir mi bu kan? 'Türk' dediği 'Kemalist Türk'tür. Yani bu cümle hem etnik vurgu yapan hem de asil olanı belli bir ideolojiye sahip olan olarak tanımlayan, hem dünya ile hem de kendi halkı ile arasına mesafe koyan, kaynaşma değil, ayrışma isteyen bir cümle.
Kısacası sivilleşmek isteyen bir toplumda böyle bir metnin yeri olamaz.

 TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'