Aksam.com.tr - 27.05.2012, 11:50
Akşam | Yazarlar

Devletin amok koşusu: Müsteşar Fidan'ı kurtarmak

11 Şubat 2012 Cumartesi 02:00

Biri edebiyat, diğeri sinema alanındaki iki başyapıtı aynı anda hatırlatan çılgın ve benzersiz bir koşu izliyoruz.
Hükümet, Stephan Zweig'ın, sonuna kadar savaş geleneğini anlattığı Amok Koşucusu misali, 'Er Ryan'ı kurtarmaya çabalıyor.
Sanki görünmez bir kronometre işliyor ve devletin yürütmesi, devletin yargısından hızla kaçıyor.
'FINISH' bandının üzerinde, 'MİT Kanunu madde 26' yazıyor.
Maraton, 7 Şubat gecesi başlıyor.
MİT Müsteşarlığı'nın görevsizlik ve yetkisizlik itirazını dikkate almayan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, Ankara'da talimatlı ifade talebi üzerine, turlar hızlanıyor.
Ufukta, MİT mensuplarının tutuklanma olasılığı belirince, koşunun engelleri, bir bir analiz ediliyor.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ifade tebligatının süresi ve yöntemi; yani usul hukukunun ayrıntıları üzerinden yapılan hesapla adımlar hızlanıyor.
Aslında, tebligat ulaştığında, istenen ifadenin 'derhal' verilmesi gerekiyor.
Ancak, hem 'derhal'in belirsizliği; hem de tebligatın ulaşmasına biraz vakit olduğu için, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı, Başbakan'ın 'izin' şemsiyesine dahil edecek; CMK 205-3'ten koruyacak değişikliğin o saate kadar Resmi Gazete'de yayımlanacak biçimde gerçekleşmesi için, yoğun ve toplu bir harekata girişiliyor.
Artık kimse bize, kişiye özel kanun çıkarılamayacağını anlatamaz.
Bir hukuk devletinde kabul edilemez olan 'kişiye özel kanun'un, hiç alışmadığımız süratte hazırlanıp Meclis'e sunulması; tek bir şeyi gösteriyor:
Ne kadar derin bir devlet krizinin içinde olduğumuzu...
Kuşkusuz ki, devletin güvenlik ve istihbarat birimlerinden başlayıp, yürütme yargı ilişkisine genişleyen bu krizin sürmesinin kimseye yarar sağlamayacağı açık.
Dolayısıyla bu tansiyonun düşürülmesi gerekiyordu.
Ama 'kişiye özel kanun' yolunu açan bu tartışmalı adımın krizi çözüp çözmeyeceği de henüz belli değil.
Bir: Bu teklifin yasalaşmasına kadar geçecek olan zaman diliminde, mevcut yetki sınır ve kapasitelerinin zorlanmayacağından kim emin?
İki: Bu teklif yasalaşsa bile, soruşturmayı yürüten ve MİT mensupları için Başbakan'dan izin istemeyen savcılığın, yeni yasaya göre izin istemeyeceğinin garantisi mi var?
Diğer yandan bu değişikliğin, CMK 250-3 değil de MİT kanunu üzerinden yapılması, başta tutuklu eski Genelkurmay Başkanı olmak üzere; özel yetkili mahkemelerde yargılanan diğer kamu görevlileri açısından da hukuki bir tartışma başlatacak.
Ancak hükümetin, bu tartışmayı şimdilik önemsemediği anlaşılıyor.
MİT mensuplarını 'operatif' açıdan korumayı amaçlayan bu teklifin; MİT çalışanları açısından  'görevde veya emekli' diye herhangi bir ayrım içermediğinin altını çizelim.
Dolayısıyla, 'alt metin'de Başbakan Erdoğan'ın da yargıya mesajı var:
Sadece Fidan'a, Emre Taner'e, Afet Güneş'e değil, başta 'Oslo görevlendirmesi' olmak üzere, kendisinden neşet eden görevlendirmelerin tamamının arkasında durduğunu ve savunduğunu da gösteriyor.
Amok koşusu, henüz bitmedi.

 TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'