Aksam.com.tr - 27.05.2012, 11:50
Akşam | Yazarlar

Darbecinin şahidi darbeci olursa

10 Ocak 2012 Salı 02:00

Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihinde ilk kez bir Genelkurmay Başkanı 'darbeye teşebbüs' suçundan, yani emri altında olduğu sivil hükümeti alaşağı etmek için faaliyetler yürütmekten tutuklandı. Portekiz'in, İspanya'nın ve Yunanistan'ın on yıllar önce çok daha devrimsel ve sert şekilde yaptığını ülkemiz yeni yapabiliyor. Biz evrimsel bir süreç içinde soruşturmalar yoluyla, yargısal kararlarla bir demilitarizasyon yaşıyoruz, oralarda ise siyasi kararlarla bıçakla keser gibi, tam bir devrim şeklinde yaşandı bunlar. Ancak bizde süreç bu üç ülkeye göre çok daha ılımlı gitse de yerleşik medyanın çoğunluğunda yaşananlar ahlarla vahlarla karşılanıyor. Ne yapacaksınız? Askercilik içimize işlemiş! Darbelerde işkence görenler bile 'Şu dinci Tayyip başımızda olacağına asker olsun daha iyi' kafasında. Berbat bir zihniyet bu...
***
Sanırım en temel problemimiz de bu nokta. O üç ülkede solcusu, liberali ve muhafazakarı sivilleşme konusunda bir bütün olmuştu. Azınlıkta bulunan militarist gazeteciler ise hemen medyadan tasfiye edilmişlerdi. Bizde ise yerleşik medyanın çoğunluğu açık ya da gizli militarist bir kafada. Açıktan militarizme destek veremeyenler gri propaganda yöntemiyle darbecilerle mücadele işini sulandırmaya çalışıyorlar.
***
Bunun bir örneğini dünkü Milliyet'te ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi Eric Edelman üzerinden yaptıklarını gördüm. İlker Başbuğ ile ilgili sürecin yanlış olduğuna kamuoyunu inandırmak için aşırı sağcı Edelman seçilmişti. Güya onun üzerinden 'ABD de rahatsız' mesajı verilecek... Yahu AK Parti hükümetini devirmek için yapılan planlarda Washington'da başvurulan isimlerden olan, darbelere yeşil ışık yakan Edelman'dan bahsediyoruz!  Böyle bir isim bugünkü liberal ve demokrat ABD'nin sesi olarak nasıl gazetede ağırlanır? Tam anlamıyla bir gri propaganda! Edelman'la birkaç yıl önce ben de bir söyleşi yapmıştım. 'Bu İslamcılar demokratik yolla iktidar olacağına laik ordu askeri yolla iktidarda kalsın daha iyi' kafasının tastamam bir örneğiydi. WikiLeaks belgelerinde de Edelman'ın bu derin 'İslamofobi' hastalığından kaynaklanan askerciliği açık seçik ortaya çıkmıştı. AKP'nin en reformist dönemi olan 2003-05 döneminde bile 'ulusalcı' bir askeri darbeyi destekler pozisyondaydı. Ergenekoncular içeride halkı tavlamak için güya 'Anti-Emperyalist, Batı-karşıtı ve milliyetçi'lerdi ama darbeyi başarırlarsa ABD ve İsrail'e 'koşulsuz biat' sözü vermişlerdi. Wikileaks belgelerinden ortaya çıkan tablo bu. Şimdi bozulan oyun böylesine zehirli bir oyun işte. Bu tablo ortadayken kirli oyunun aktörlerinden biri olan Edelman'ı 'Başbuğ'un darbeci olmadığına tanık' olarak göstermek nasıl bir akla, izana sığar? Bunun iyi niyeti olabilir mi? Türkçe'de 'Bozacının şahidi şıracı' diye bir söz var, tam buraya uyuyor...

Ne yapıyorsun Mustafa?
Bİr sözüm de çok sevdiğim dostum Mustafa Akyol'a. Mustafa, demokratlığından zerre kuşku duymadığım bir isim. Ancak Hanefi Avcı olayından itibaren Ergenekon olgusuna karşı farklı tavır almaya başladı. Muhafazakar bir isim olarak sevdiği Avcı'nın bu işlerle bir ilgisi olmadığına inanmak istediğinden sonraki süreçte de dengesi bozuldu. Hanefi Avcı gibi işkenceciliği kanıtlanmış bir isme Mustafa gibi kıymetli bir insan niye bu kadar sempati duyar, onu niçin kayırır? Anlamak mümkün değil. Başbuğ konusunda da Mustafa'nın tutumunu doğru bulmuyorum. Son zamanlarda 28 Şubatçı Ertuğrul Özkök'ün övgülerine bu kadar mazhar olması Mustafa için olumlu değil. Salih Tuna'nın dediği gibi Özkök'ün dostluğu düşmanlığından çok daha tehlikeli. Bence Tuna'ya kulak ver Mustafa...
 

 TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'