




















'Cingöz Recai' üzerine bir inceleme
Seval Şahin, Türk polisiye edebiyatının sevimli ve başat figürünü incelemesinin merkezine yerleştirerek, dört başı mamur ve keyifli bir metinle, özgün bir araştırma sunuyor.
Erol Üyepazarcı / euyepazarci@gmail.com
Genelde aynı anda birkaç kitabı birlikte okuma alışkanlığım vardır. Bunun nedeni okumam gerektiğine inandığım, içindeki bilgileri öğrenmem lüzumuna kani olduğum kitapların çoğunu okumanın bir eziyet olmasından ileri gelir. Konu ilginçtir ama çoğu mübarek yazar, sanki bilimsel bir konunun ille takır tukur anlatılması gerekirmiş gibi düşündüğünden olacak birçok kitap, insanı on, on beş sayfa okudu mu yorar. İşte o zaman o takır tukur kitabı bırakır elime keyif alacağım bir yapıt, çoğu zaman nitelikli bir polisiye roman alırım, gerine gerine keyfimi çıkarır; sonra yine takır tukur kitaba dönerim.
Ağır bir ameliyat sonrası nekahet dönemimi atlatmaya çalışırken kendime iltimas yaptım ve takır tukur kitapları tamamen boşlayıp bütünüyle keyif alacağım kitaplara yöneldim ve AKŞAM Kitap okurları için bu ayki yazımı İngiliz polisiye edebiyatının iki soylu hanımefendisinden birinin, Ruth Rendell'ın -Diğeri Phyllis Dorothy James'dir. İkisine de Kraliçe asalet unvanı vermiştir, ikisi de barones olup Lordlar Kamarası azasıdırlar- ünlü polis müfettişi Reginald Wexford'un emeklilik öncesi son macerasının anlatıldığı 'Kutudaki Canavar'ı tanıtmayı düşündüm.
POSTADAN ÇIKAN SÜRPRİZ KİTAP
Ama postadan gelen bir sürpriz kitap, fikrimi ve önceliğimi değiştirdi. Kitap, Seval Şahin'in yazdığı 'Kültürel Sermaye, Kibar Hırsız ve Şehir' başlıklı bir incelemeydi. Başlıktaki 'Kibar Hırsız', Peyami Safa'nın Server Bedi adı altında yarattığı Türk polisiye edebiyatının en ünlü ve tanınmış figürü 'Cingöz Recai' idi... Bir polisiye roman tutkunu olarak, polisiye romanı küçümseyenlere hep karşı çıkan hatta Türkiye'deki polisiye romanın gelişimini anlatmak için sahafların deyimiyle 'tuğla gibi' iki cilt 'Korkmayınız Mister Sherlock Holmes' diye bir inceleme kaleme alan biri olarak sevimli Cingöz Recai'yi konu alan bir kitabı hemen okumaya başladım. Bilimsel bir kitaptı ama hiç de takır tukur değildi; keyifle okunuyordu. Kitabı bitirdiğimde AKŞAM Kitap okuyucularına bu ay tanıtacağım kitap kafamda belirmişti.
Seval Şahin'i bir yıl kadar önce tanımıştım; telefon edip evime gelmiş; 'Cingöz Recai' üstüne çalıştığını ancak bazı öykülerini bulamadığını özellikle öyküleri ilk baskılarından okumak istediğini söyleyip yardımımı istemişti. Severek yardım etmiştim. Ne iyi yapmışım.
ONPARALIK ÖYKÜLER
Cingöz Recai; 1920'li yıllarda bir furya halinde yayınlanan halka dönük, Anglosaksonların 'dime novels' dedikleri benim 'onparalık öyküler' diye dilimize çevirdiğim aynı kahramanın çeşitli maceralarını anlatan popüler polisiye öykülerin; arasında niteliğiyle hemen fark edilen yepyeni bir polisiye kahraman olarak ilk kez 1924'te yayımlandı. Cingöz Recai öyküleri hiç şüphe yok ki Fransız yazarı Maurice Leblanc'ın ünlü kahramanı Arsne Lupin'in bir uyarlamasıdır. Server Bedi ile Cingöz Recai arasındaki ilişki bile Maurice Leblanc ile Arsne Lupin arasındaki ilişkiye benzer. Server Bedi de öykülerde tıpkı Leblanc gibi gazeteci ve kahramanının dostudur; ara sıra onunla buluşup konuşur. Cingöz Recai de Lupin gibi iyi bir ailenin iyi eğitim almış çocuğudur, çok iyi İngilizce bilir, tıpkı onun gibi kadınlara düşkün bir çapkındır. Öldürmeyi sevmez, zevk için hırsızlık yapar, zenginlerden çaldığını fakirlerle paylaşır. Benzerliklerin sonu gelmez, sözün kısası Recai, Lupin'in bir Türk kopyasıdır ama yerel renklerle çok iyi uyum gösteren bir kopyadır.
Cingöz Recai, toplumun büyük kesiminin hoşlanmadığı kişileri soyar. Abdülhamit döneminin mürtekip paşaları, I. Dünya Savaşı'nın ünlü vagon tacirleri, para için adam öldürenler, o dönemlerde ticarete egemen olan azınlık zenginleri, kurbanlarının önemli bir bölümünü oluşturur. Recai, bu bağlamda kötülerin malını alıp fakirlere dağıtan bir 'iyi haydut' tiplemesidir. Ancak psikolojik doyum için, topluma ve onu kişiliğinde temsil eden baş rakibi Sertaharri Mehmet Rıza'ya meydan okumak ve alay etmek için sonunda hiçbir maddi kazanç olmayan soygunlar da yapar. Bu tür soygunların birinin anlatıldığı 'Düşman Şakası' öyküsündeki kurgu ve ironi kanımızca Maurice Leblanc'ı bile aşan bir seviyededir.
İşte Seval Şahin, Türk polisiye edebiyatının bu sevimli ve başat figürünü incelemesinin merkezine yerleştirerek, Cingöz Recai örneği üzerinden bize Pierre Bourdieu ve Franco Moretti gibi bilim adamlarının geliştirdiği nazariyeleri de göz önüne alarak dört başı mamur ve tekrar vurguluyorum keyifli bir metinle özgün bir araştırma sunuyor.
Peyami Safa, Adile Ayda ile bir söyleşisinde Server Bedi adıyla yazdığı eserler arasında Cingöz Recai öykülerini en çok sevdiğini belirtip 'Bu da benim zıpır tarafım' der. Sanırım Server Bedi'yi incelemeden Peyami Safa'yı tam anlamıyla anlamak pek olası değildir ve bu eser yazarımızın 'zıpır' dediği bu tarafını anlamak için iyi bir başlangıç ve gösterge olacaktır.
Kültürel Sermaye, Kibar Hırsız ve Şehir
Seval Şahin
Bağlam Yayınları
248 sayfa
Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan AKŞAM ve aksam.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.































