Aksam.com.tr - 27.05.2012, 11:42
Akşam | Yazarlar

Bütçe 2012'ye iyi başladı!

18 Şubat 2012 Cumartesi 02:00

Türkiye 2011 yılında kamu maliyesi açısından Avrupa'yı kıskandıracak bir performans sergiledi. Yunanistan başta olmak üzere Avrupa'da birçok ekonomi ve hatta ABD, kamu maliyesindeki bütçe açığı ve kamu borcu nedeniyle büyük sorunlar yaşıyor. Türkiye'de ise 2010 yılında yüzde 3.5 civarında olan Merkezi Yönetim'in toplam bütçe açığı 2011'in sonunda neredeyse GSYH'nın yüzde 1'ine kadar geriledi. Kamu borcu da yüzde 40 oranının altında ama henüz açıklanmadı.
Bu hafta 2012'nin ilk ayına ilişkin bütçe verileri de yayınlandı. Henüz bir aylık veriler üzerinden yıl geneli için değerlendirme yapmak çok doğru bir yaklaşım değil. Ancak geçen yılın ocak ayı ile karşılaştırma yapılabilir.
Önce gelirler tarafında geçen yılın ocak ayına göre özet bir karşılaştırma yapalım. Geçen yıl 19.8 milyar TL olan ocak ayı vergi gelirleri bu yıl yüzde 19'luk bir artışla 23.5 milyar TL'ye ulaşmış. Vergi dışı gelirlerde de 3.7 milyardan 4.6 milyara bir artış var. Gelirler toplamında da yüzde 20'lik nominal bir artış söz konusu. Enflasyon faktörünü ayıkladığımızda gelirlerde yüzde 8'lik reel bir artış hesaplıyoruz. Bu reel artışın yüksek bir oran olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Ancak tekrar hatırlatalım, henüz bir aylık veriler olduğundan bu rakamlar yanıltıcı olabilir!
Giderler tarafında ise faiz dışı harcamalar toplamda 18.7 milyar TL'den 21.0 milyara yükselmiş. Nominal artış oranı yüzde 12 ve enflasyon ayıklandığında reel artış oranını yüzde 1.4 olarak hesaplıyoruz. Yani hükümet harcamalarında kısmen artış söz konusu, ancak bu artış gelirlerdeki artışın ciddi oranda gerisinde kalmış. Faiz harcamalarında ise 3.8 milyar TL'den 5.4 milyara bir yükseliş var. Ancak faiz giderlerindeki bu rakamlar için anlamlı bir analiz yapmak zor. Çünkü faiz ödemeleri aydan aya oynaklık gösterebiliyor.
Genel toplamda, faiz dışı fazla 7.1 milyar TL ile geçen yılki 4.8 milyar TL'lik fazlanın üzerine çıkmış. Faiz dışı fazla için yıl sonu hedefi 29 milyar TL olarak belirlendiğinden 2012'ye güçlü bir başlangıç yapıldığını söyleyebiliriz. Toplam bütçe dengesinde ise geçen yılki 1 milyar TL'lik fazlanın yerine 1.7 milyar TL fazla verilmiş. Böylece bütçe açığında on iki aylık hareketli toplam 16.7 milyar TL'ye gerilemiş. Bütçe dengesinde yılsonu hedefi 21 milyar TL açık olarak belirlendiğinden toplam açık şu anda hedefin altında.
Son olarak bütçe giderlerinin detayında, sosyal güvenlik sistemine bütçeden yapılan transferlerin geçen yılki trendin bir devamı olarak azalmaya devam ettiğini görüyoruz. Harcamalar tarafında hem mal ve hizmet alımlarında hem de sosyal güvenlik kurumlarına yapılan transferlerde nominal bazda azalma söz konusu. Birkaç yıl önce GSYH'nın yüzde 6'sına kadar yaklaşmış olan sosyal güvenlik sistemi açığı, yavaş yavaş yüzde 4 oranının altına iniyor. Demek ki beş yıl önce güç bela kabul edilen sosyal güvenlik reformu işe yaramış.
Aşağıdaki yukarıda ana hatlarını özetlediğimiz ocak ayı bütçe gerçekleşmelerinin detayı yer alıyor. En sağdaki sütunda ise enflasyondan ayıklanmış verilerin yıllık karşılaştırması yer alıyor.

kkklll.jpg

Akşam
 TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'