Aksam.com.tr - 27.05.2012, 11:35
Akşam | Yazarlar

Bir tuhaf 'Barzani' hikayesi!

05 Şubat 2012 Pazar 02:00

Mehmet Ali Erbil vasıtasıyla hayatımıza giren Tuğba Coşkun'un kardeşi Şeyda Hanım. Şeyda Coşkun ya da Şeyda Masrafçı olarak anılır TV'lerde, gazetelerde... Bir de bir bey yanında. Şapkalı, gözlüklü, fazlaca korumalı... Bu şekil İstanbul'da da aynı, Bodrum'da da... Geçen günlerde Bebek Happily Ever After'da otururlarken magazin muhabirleri görüntülemişler. Vay efendim, sen misin görüntüleyen. Korumalar müdahil olmuşlar, itiş-kakış, tehdit falan derken, iş karakolda bitti. Benim takıldığım nokta ise biraz farklı. Şeyda Hanım, 'Ben ünlü değilim, sanatçı değilim. Neden benim fotoğraflarımı çekiyorlar, üstüme geliyorlar anlamıyorum?' demiş ifadesinde. İlk etapta haklı görünüyor belki de ama öyle değil. Davetlerde kapı girişlerinde gülerek poz veriyorsanız, kardeşinizin evliliğinin akabinde yaptığınız işle ilgili boy boy fotoğraflı röportajlar veriyorsanız, birçok ünlü isimle çalıştığınızı söylüyorsanız, bu çocuklar sizi çeker... Gelelim adının ne olduğu 'bence' çok da önemli olmayan Bey'e... Mevzu asla soyadının ne olduğu değil. Barzani olur, başka bir şey olur fark etmez... Bebek'in göbeğinde, yanında çalışan kişilerin söylemleri ve hareketleri bu Bey'i istese de istemese de bağlar. Bunlar şık hareketler değil. Şayet bir de söylendiği gibi bir işadamıysa hiç yakışmıyor...

Meğer 'yeri dolmayacak' demek buymuş...
Geçtiğimiz hafta bir kez daha '1 Şubat'ı' geride bıraktık. Tam 13 koca yıl olmuş Barış Manço'yu uğurladığımız günden bu yana... Manço'nun ölümü zamansız, şoke edici bir ölümdü. Uzun bir müddet kimse inanmadı, inanmak istemedi. Cenazesi hala dün gibi aklımda... Devlet büyüklerini, makam-mevki sahibi birçok insanı kıskandıracak bir törendi. 7'den 77'ye herkes onun için hazırdı. Bir ömrü iyiliğe adamış olan adamın son yürüyüşüydü. O gittikten sonra ne kadar çok şey değişti, bir düşünsenize. Müziği, televizyonculuğu bir yana insanlığı başkaydı. Manço'nun. Neredeyse her ölenin ardından denir ya 'yeri dolmayacak, doldurulamayacak' diye... İşte bunu çok net görüyorum onda... Manço'nun yeri dolmadı. Arabada arkaya oturmayı, diş fırçalayıp ıspanak yemeyi kimse öğütlemiyor şimdi çocuklara.

Kaplan'ı tatmalısınız!
Ata Demirer'in uzun zamandır beklenin filmi 'Berlin Kaplanı' oldukça sesli geldi. Kimileri diğer filmleriyle karşılaştırdılar, kimileri filmi yere göğe koyamadılar. Bu hafta ilk izleyici rakamları geldi. 510 bin 542 kişilik ilk üç gün sonucu, Ata Demirer'in başarısının net bir kanıtıdır. Beklenti düzeyi makul seviyede tutulduğunda ve tarzı dışındaki 'Eyvah Eyvah'larla karşılaştırılmadığında nasıl bir film olduğu çok daha iyi anlaşılan 'Berlin Kaplanı' okulların tatil olduğu şu günlerde, iyi bir film alternatifi... Kaplan'ı tadın!
Haftaya görüşmek üzere...

twitter.com/bariskocaoglu66

Akşam Life
 TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'