Topa ve rakibe yakın olmak... Başlangıçta iki takımın da mottosu buydu. Böyle olunca dar alanda oynandı maç. Statta izleyenler için iki takımın da 30-40 metre sıkıştığı, kilitlenmiş bir maç çıktı ortaya. Bu oyundan G.Birliği ezberlediği paslaşmalarla gol bulmayı başardı. G.Birliği'nin bu golünden Beşiktaş'ın çıkarması gereken ders şudur: Futbolda topsuz yapılan koşular önemlidir! Beşiktaş'ta topu ayağına alan futbolcu kafasını kaldırdığında etrafında hareketsiz arkadaşlarını görüyor çoğunlukla. Dün de ilk yarı böyleydi. Hepsi rakibin markajına hapsolmuş, topla oynayan arkadaşına pas alternatifi oluşturmayan ve rakibin yerleşimini asla zorlamayan bir tembellikti bu...
CARVALHAL'İN UYANIŞI
İlk yarıda Beşiktaş'ın hiç değerlendirmeyi düşünmediği bir fırsat olduğunu da söylemeliyim; Mehmet Sedef ve Zec ikilisi G.Birliği'nin sahadaki en zayıf bölgesi olarak duruyordu. Ancak Carvalhal, bu ikilinin karşısına Ekrem ve Necip'i koyarak G.Birliği'nin sol kanadındaki kopukluktan hiç yararlanamadı. 35. dakikada kendi inisiyatifiyle sağ kanada gelen Quaresma, buradan maçın kendi adlarına en tehlikeli pozisyonu çıkarması, Carvalhal'ı uyandırmış olmalı ki, ikinci yarıya bu hatasından dönerek başladı.
Carvalhal'ın Necip-Simao değişikliği Beşiktaş'ı tek bacaklı oynamaktan kurtarıp sağ ve sol kanadı olan bir takım haline dönüştürdü. Bu doğru hamle ilk beş dakikalık baskıyla Quaresma'nın golünü getirdi. Rakibine çarparak girdiği için bu gole şans denmemeli. Dengeli takıma dönüşmesinin sonucuydu bu gol. Mustafa Pektemek'in oyuna girişiyle topsuz oyundaki hareketsizlik de ortadan kalkınca Beşiktaş ilk yarının aksine ikinci yarı korkutucu deplasman kıyafetini üzerine geçirdi. G.Birliği için bundan sonra her şey daha zordu.
Carvalhal, bu sezon bir maçta ilk defa risk aldı. Mustafa'yı da oyuna alarak forveti ikiledi. Tabelaya bakmadan rahatlıkla şunu söyleyebilirim ki; Beşiktaş'ın kadro yapısına en uygun saha dizilişi 4-4-2'dir. Bu maçın ileriye dönük verdiği ders de budur.