




















Bazıları Marilyn sever...
Sinemanın efsanelerinden Marilyn Monroe'nun hayatından kısa bir bölümün anlatıldığı 'Marilyn ile Bir Hafta'da Michelle Williams, Oscar'a aday olacak kadar döktürürken, Emma Watson ve Judy Dench bu görsel şölene müthiş katkıda bulunuyor.
Elif Aktuğ
elif.aktug@aksam.com.tr
Kalbi kesinlikle babasına ait, elmaslar en iyi arkadaşı, bir milyonerle nasıl evlenilir biliyor, centilmenlerin sarışınları sevdiğinden haberdar; o sinemanın gelmiş geçmiş en güzel kadını Marilyn Monroe. Monroe'nun hayatından bir kesitin anlatıldığı 'Marilyn ile Bir Hafta' bu hafta vizyonda. Bir yandan göklere çıkartılan Michelle Williams, bazı eleştirmenler tarafından da ciddi şekilde eleştiriliyor. Marilyn Monroe'ya benzemediği hatta andırmadığı, Marilyn'in eşsiz mimiklerini taklit edemediği, o sıcaklığı veremediği konuşuluyor. Öte taraftan, benzemek zorunda olmadığı, özgün bir iş çıkarttığı, zor bir karaktere nefes verdiği konusunda hemfikir ince eleyip sık dokumayan seyirci.
2005'te 'Brokeback Dağı' ile yardımcı kadın oyuncu dalında ve 2010'de 'Blue Valentine' ile en iyi kadın oyuncu dalında aday gösterildiği için adaylığa alışan Williams, bir zamanların efsane televizyon dizisi Dawson's Creek ile ünlenmişti. Dizide kötü kızı canlandırmasına rağmen çok sevilmiş ve sinema teklifleri ardı sıra gelmişti. Ang Lee'nin başyapıtlarından biri olarak kabul edilen 'Brokeback Dağı'nda kocasının bir erkeğe aşık olduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalan kadın rolüyle de rüştünü ispatlamıştı 1980 doğumlu yıldız. İlk basım kitap koleksiyonu yapan, senaryo yazan ve kısa filmler çeken Williams, en büyük aşkı olarak kabul ettiği oyuncu Heath Ledger ile nişanlanmış ve bir kızları olmuştu. Ledger'in 2007'deki beklenmedik ölümüyle sarsılan Williams, o dönemi sinema sayesinde atlatabildiğini açıklamıştı verdiği röportajlarda. Oynadığı filmleri izlemekten hoşlanmayan ve kendini eleştirmeden duramayan Michelle Williams için işiyle alakalı konuşmak da son derece yanlış. İşinin de özel hayatının bir parçası olduğunu düşünen oyuncu, rol aldığı her filmin kotarılması zor birer 'bir numara' olduklarını söylüyor.
Sınırlarını zorlamaktan hoşlandığını, bazı durumlarda ise kendi, geri çekilmesi gerektiğini düşünürken bulduğunu da samimiyetle itiraf ediyor. Bir Vladimir Nabokov hayranı ve yazarın 'hayatta her şeyin bir anlamı vardır' önermesine tüm kalbiyle inanıyor.
'Marilyn'le Bir Hafta'yı okur okumaz rol almayı kabul etmiş Williams, altı ay kadar da düşünmüş. Ne kadar iyi bir karar verdiği, aldığı adaylıklardan ve ödüllerden belli değil mi?
Sinemanın minik dev kraliçesi
Judy Dench için bu başlığı kullanma sebebi malum, boyu 1.55. Ancak ne denli büyük işlere imza attığı, ne kadar dev bir oyuncu olduğu ortada. Üstelik kendiyle dalga geçebilen müthiş esprili bir kadın. Yıllar önce ona birçok tiyatro ödülü kazandıran oyunda Kleopatra'yı canlandırması teklif edildiği zaman ilkin kabul etmemiş ve 'Kadını menopozlu bir cüce gibi göstereceksiniz' demişti.
İngiliz oyuncu drama okulu mezunu ve Royal Shakespeare, Old Vic, National Tiyatro gibi önemli sahnelerde rol almış. On tanesi BAFTA olmak üzere sayısız ödülü ve adaylığı var,1999 yılında 'Shakespeare In Love'daki rolüyle de Akademi Ödülü'nü kucaklamış. Kocası oyuncu Michael Williams, 2001'de vefat etmişti ve onun ardından uzunca süre kendine gelememişti Judy Dench ve en büyük pişmanlığının çok çocuk doğurmamak olduğunu söylüyor. Elbette en büyük favorisi İngiliz aktörler, onları yere göğe sığdıramıyor. Özellikle de Daniel Craig'i. Halen çekimleri devam eden James Bond serisinin 23. filmi 'Skyfall'da beraber oynadıkları Craig'in eleştirilmesine bile tahammülü yok. Judy Dench bu yıl birkaç kez beyazperdeye konuk olacak, şimdilik Marilyn'le yıl sonuna doğru ise '007'nin patronu olarak.
Küçük büyücünün büyük hevesi
1990 Fransa doğumlu oyuncu Emma Watson, bir süre Paris'te yaşadıktan sonra anne ve babasının boşanmasının ardından annesiyle İngiltere'ye taşınır. Daha altı yaşındayken de oyuncu olmayı aklına koyar. Sinemanın küçük büyücüsü, 10 yaşına geldiğinde okuldaki bütün temsillerde artık başroldedir. En önemlisi de 'Harry Potter' için yapılan deneme çekimlerinde herkesi etkilemiştir. 2001 yılında gösterime girdiği her ülkede yankılar uyandıran Potter serisinin ilk ayağında Emma, dünyanın sevgilisi olmuştur. 10 yıl süren Potter serüveninin ardından artık ciddi filmlerde oynaması gerektiğine karar verir ve bir yetişkin olarak farklı senaryolarla ilgilenmeye başlar. 'Marilyn'le Bir Hafta'da canlandırdığı karakteri çok sevdiğini ve kendisi için yeni bir dönemin başladığını söyleyen Emma Watson, genç ve yetenekli oyunculara verilen ne kadar ödül varsa silip süpürmüştür.
En sevdiği film 'Notting Hill', en sevdiği dizi 'Friends', en sevdiği aktör Johnny Depp ve Julia Roberts'tır.
Küçük sevimli bir kız çocuğundan, stil sahibi bir genç kadına dönüşür yıllar içinde, filmleri kadar kıyafetleri ve saç kesimiyle de konuşulur.
Uzun süre aynı ortamı, seti ve nedeyse hayatı paylaştığı rol arkadaşı Daniel Radcliffe ile aşk dedikoduları çıkar, aldırmazlar. Arkadaştan öte kardeş olduklarını söylerler magazin basınına. Kariyer mi, iyi bir evlilik mi diye soranlara, 'İkisi birden olamaz mı, illa bir seçim yapmamı istiyorsanız iyi bir evliliği tercih ettiğimi söyleyebilirim. Ancak Oscar hayali kurmadan da duramıyorum' diye cevap veren Emma Watson, kuşkusuz uzun yıllar her zaman en iyi filmlerle olmasa da her zaman iyi bir oyunculukla sinemada var olacak.
Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan AKŞAM ve aksam.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.































