Aksam.com.tr - 27.05.2012, 11:31
Akşam | Yazarlar

Başarının ilk kuralı sahada kazanmaktır

19 Aralık 2011 Pazartesi 02:00

Maça 45 dakika kala Trabzonspor ısınmak için sahaya çıktığında Saraçoğlu'nun tribünlerinden küfürle karışık tepki tezahüratı patladı. Başkan Sadri Şener'e ve ilk yarı sonunda Burak'a çok ağır küfür ise hiçbir şekilde centilmenliğe ve spor ahlakına yakışmadı.
Oysa Aziz Yıldırım'a destek sesleri Metris'e selamdı, tamam hoş.
Haftalardır şike tartışmaları gölgesinde tansiyonu yükseltilen maçın elektrikli geçeceğinin sinyaliydi bu. Stat doluydu ve atmosferi çok coşkuluydu. 'Bizim için yılın maçı' sözüne taraftar da katılmış besbelli. Fener Marşı gerçekten ateşleyici.
Hava yağışlı ama zemin kaygan olsa da futbol oynamaya müsaitti.
Maç çok güzel başladı, hızlı ve açık oyun sinyalini ilk 5 dakikada verdi.
İlk 20 dakika dengeliydi. Gol, Mehmet Topuz'dan geldi. Güzel kafa vuruşu ama nasıl da bomboş kalmış altı pasın içinde. Nerede adam paylaşımı?
İki dakika içinde aynı şekilde yan toptan Trabzon golü de gelebilirdi.
İlk yarıda oyun dengeliydi. Tempo vasat olsa da mücadele iyiydi. Son haftalardaki performansa bakınca Trabzonlular memnun bile sayılırdı.
İlk yarının en kötüsü Semih'ti, defansın arasında kayboldu. Çok da top kaybetti. Yorgun ve kafası karışık.
Da Costa bindirme yapan arkadaşlarını görebilse 3 golün asistini yapabilirdi, kafasını kaldırmıyor.
YILDIZIN PARLADIĞI ANLAR
İkinci yarıya sari lacivertliler daha istekli ve daha hızlı başladı. Ataklar daha organize geliyordu.
Fener'de maç boyu Stoch çok başarılıydı, ayağı müthiş hızlı, hücuma katkısı yüksek. İkinci yarı daha da açıldı. Ben Ziegler'i de beğendim, süratli oynuyor, mücadele ediyor.  Stock'la sol hatta uyumlu olmuşlar.
Emre krizden ders almış, oyunu vasatın üzerindeydi, öfke anlarında rakibe veya arkadaşına saldıracağına, kendi kafasına vuruyordu.
Burak uzun toplarda nereye deplase olacağını kestiremiyor.
Üstelik niye serbest vuruş kullanır anlamak mümkün değil.
Kırmızı kart bence Cüneyt Çakır'a yakışmadı. Kağıt üstünde durumu kurtarabilir ama maçın atmosferinden etkilendi. Neye yaradı parlak Avrupa kariyeri?
Selçuk'un sakatlığı ve takımı 10 kişi bırakması en kritik bölümdeki sakatlığı Aykut'un öngörüsünden çok ilahi bir adalet gibiydi. On kişi oynamasına rağmen Trabzon uzaktan şutlarla pekala beraberliği yakalayabilirdi. Ancak 75'te Alex o topa nasıl dokunamadı, hayret.

Saracoğlu notları...
Milli Takım Avcısı da tribündeydi.
Nihat Özdemir ılımlı kişiliğiyle tansiyon düşürücü.
Ali Koç locada heyecan içinde ayakta izledi. Devre arasında konuştuk, mutluydu.
Ferit Şahenk, İbrahim Kutluay'la geldi. Trabzon'u Ali Ağaoğlu Fenerli kızı ve oğluyla.
Ergun Babahan oğluyla birlikte sarı lacivert formasıyla, Trabzonlu Mustafa Karaalioğlu da oğlu Ahmet'le. Uğur Dündar her zamanki gibi takım elbisesi ve zarafetiyle tribündeydi.
Fenerbahçe camiası için farklı bir maçtı. Geçen yıl şampiyonluk rekabeti yaşadıkları rakipleriyle gereksiz yere şike tatsızlıkları içine girmişlerdi. Kazanmayı bir çeşit iadei itibar olarak görüyorlardı. Stadın hemen dışında Sinpaş reklamında başarının ilk kuralının evde mutluluk olduğunu yazıyordu. Fener evinde kazandı, mutluluğu yakaladı.
 

Akşam Gazetesi
 TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'