Aksam.com.tr - 27.05.2012, 11:27
Akşam | Yazarlar

Başa mı dönüyoruz?

11 Şubat 2012 Cumartesi 02:00

Taha Akyol'un son çalışmasına epey zaman ayırdık -Kendi ölçülerimizde-. İstiklal Mahkemeleri'nde pek çok kahramanın kafasının koparılmasının son anda engellenmesini duymuşuzdur. Ancak, İsmet Paşa'nın Mustafa Kemal'i durduruşundaki detayları ilk kez bu kadar net öğrendik. 'Atatürk'ün İhtilal Hukuku' Akyol'un müthiş çalışması. Ata'nın öncelikle TBMM'ni, hukuku ve yargıyı şekillendirmesinin gerçek öyküsü. Bir belgesel. Gazi Mustafa Kemal 1923 Yılı'nın Ocak ayında 'İnkılabın kanunu, mevcut kurumların üstündedir' diyerek kolları sıvıyor. Aynı yılın Kasım'ında Rauf Orbay'ın lafı doğrulama gibi; 'Her cumhuriyet, hakimiyet-i milliye değildir'. Tam iki yıl sonra 'Memleket demokrasiye layıktır, millet bilincidir' diyen Kazım Karabekir. İsmet İnönü'nün 'İhtilal devrinden kanun devrine girdik' şeklindeki itirafını ancak 1948'de duyabiliyoruz. Büyük bir savaştan çıkmış ülkenin gerçek hukuka dayanan demokrasiye ulaşması, sizce mümkün olmuş muydu?
...
Demokrat Parti'nin halk ihtilali, 27 Mayıs, 12 Mart 1971, öncesine sıkışan 22 Şubat ve
21 Mayıs başkaldırıları unutulabilir mi? 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat'ta post modern darbe ve 27 Nisan bildirisini ne yapacağız? Taha Akyol'un müthiş araştırması 'Atatürk'ün İhtilal Hukuku'nu okuduktan sonra hala adalet mekanizmasının oturmadığına inanıyoruz. MİT'in halef ve selef müsteşarlarının ifadeye çağrılması bunun en son kanıtı. Orasından burasından çekilen yasalarla yargı iyi işleyebilir mi? CMK'ya ilave edilen 250. Madde nasıl oluyor da muz niyetine yeniyor? Aynı madde Em. Org. İlker Başbuğ'a uygulanıp, sıra MİT'in tepesindekilere gelince, 'Geçmez' diye bağırılıyor. Her zaman fetva üstüne fetva veren Meclis Anayasa Komisyonu Başkan'ı bu defa susuyor. Net bir şey söylemiyor. Dedik ya, Burhan Kuzu  Hocamız da, 'Muzculardan'. Aklı başında her vatandaşın endişesinin nedeni bu. 2012'deyiz ve görünen 'Bir Başka İhtilal Hukuku'nun hakim olduğu. İşine geldiğine farklı, karşı olduğuna bambaşka yorumlanan yasalarla, Türkiye Cumhuriyeti hiçbir yere gitmez. Yolun sonu aydınlık değildir. Sadece 'Oslo Görüşmeleri', ileride pek çok insanın başını ağrıtmaya, canını yakmaya adaydır. Herkes aklını toparlamak zorundadır. Biz söyleyelim de, onlar yine bildiklerini okusunlar.
***
TRT-M'de 'Besteciler Özel' programı canlı yayınlandı. Samim Şenyüz'ün yönetimindeki konserin şefi Hasan Esen'di. Sunumu Gülşah Banda yaptı. Besteler iyi seçilmişti. Ahmet Özhan'a gerek var mıydı, bilmiyoruz. Baktık TRT Genel Müdürü'nün yanında Cemil Çiçek oturuyordu. Belli ki, TBMM'deki kavgalar Başkanı terapiye yöneltmişti. Durgun yüzü, ikinci şarkıdan sonra gevşedi. Tebessüm etmeye başladı. Tempo tuttu. Çiçek, anlaşılan atalarımızın tedavisini seçmişti. En iyi formül müzik. Tabi” TSM. Hacı Arif Bey de tercih edilmiş ise, değmeyin keyfine.

 TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
FOTO & VIDEO GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Günün karikatürü
AKŞAM ÖZEL RÖPORTAJ
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Futbolda şiddetin temelinde ataerkil değerlerimiz var
Sporda şiddet konusunda yaptığı çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Nefise Bulgu 'Olayı tek bir nedene bağlamak doğru değil' diyor ve ekliyor: 'Sporda şiddetin erkeklikle, ataerkil değerlerle bağlantısı var. Şiddet ve spor erkekliğin meşru alanı. Bu geçmişten beri böyle. Günümüz futbol tribünlerinde, sahalarında ataerkil ilişkiler sergileniyor. Çünkü sporda şiddet erkek kimliğini yansıtıyor. Yükselen milliyetçilik de bu şiddeti bir erkek eylemi olarak meşrulaştırıyor'