 |
|
|
|
Pazar yazılarının en kötü yanı
|
|
|
Pazar yazılarına başlamış olmanın en kötü yanı
nedir biliyor musunuz? Genel haftalık rutin dışına çıkıyorsunuz ve yazı yazmanız gerektiğini unutabiliyorsunuz, sonra yazı günü gelince başka işleri temizlediğiniz anda Barış kapıda gözükür ve 'yazı bekliyoruz' der. İşte o an bittiğiniz andır aslında. O an yapılması gereken hem Barış'ı hem de kendinizi öldürmektir ama bunu yapmazsınız ve uslu çocuklar gibi oturur yazınızı yazarsınız. Ben yayın yönetmeni olduğumda daha az yazacağımı zannediyordum ama şimdi herkesten fazla yazıyorum. Örneğin Engin Ardıç'a 'Sadece bir kez pazar günü bir de eke yazsan' dedim adam bana yaklaşık beş saat kadar neden yazmaması gerektiğini anlattı.
O kadar yazı ve iş arasında bir de böylesine söylevleri dinlemek zorundayım, düşünebiliyor musunuz? Laf istemeden olsa da Engin Ardıç'a geldi ya oradan devam edeyim... Geçtiğimiz haftanın benim açımdan en sinir bozucu haberi Engin'in artık sağlıklı yaşamaya ve spora başlamış olduğu haberiydi. Biz ona sağlıksızlıklarıyla birlikte alışmıştık halbuki... Oysa şimdi o her gün yürüyormuş. Allah'tan ne içkiyi ne de sigarayı bırakmış. Böylece bildiğimiz Engin'i tamamen kaybetmiş durumda değiliz. Tamamen sağlıklı ve zayıf bir Engin benim için dünyaya Marduk'un gelmesi kadar travmatik bir olaydır. Şuna emin olun ki adam sigarayı da bırakırsa 150 yaşına kadar da yaşar. Bence artık yazı yazamaz; öyle bir sorun var. Engin şimdiye kadar harika yazılar yazıyordu çünkü genel sıhhatsizliği ve şişmanlığı nedeniyle hem kendisine hem de insanlara kızıyor ve kızgınlığını kağıda döküyordu. Şimdi bu elden giderse ve sakinleşirse ortada yazarlık filan da kalmaz.
Bu teoriden devam edersek beni de iyi yazar yapan özelliğim genel çirkinliğim ve tipsizliğimdir. Ben de hayattan öcümü ancak yazıda alabilirim. Bana da bugün götürüp estetik yaptırsanız yazılarım anında kesilebilir.
İyi yazarlar çirkin olanlardan çıkar bunu bilin. Çirkin olacaklar ki içlerinde bastırılmış hisler olsun, ruh hastalığının sınırlarında dolaşsınlar. Bu olmadığı takdirde iyi yazar olabilmek mümkün değildir. Engin Ardıç'ı iyi yazar yapan bu özellikleridir. O hayata kızgındır ve bu kızgınlığını kağıda döker de, şimdi korkum forma giriyor ya, bir de üstüne üstlük mutlu olup kızgınlığı geçerse ne olacak diye. Artık ne yapalım eski yazılarını bir derlemede toplayıp onunla yetiniriz bari.
|
|
|
|
|
|
 |