03 Ağustos 2005 Çarşamba       




 

İ.Hüseyin Yıldız


 
huseyin.yildiz@aksam.com.tr
huseyin-yildiz@superonline.com

Kimler vergi yüzsüzü?

   
 
Şu sıralarda vergi dairelerine yolunuz düşerse, ilan panolarında vergilerini ödememiş yüzsüzlerin isim listesini görebilirsiniz. Vergi mahremiyetine istisnası olarak getirilen bu düzenlemenin amacı; özet olarak, vergi borçlularını kamuoyu nezdinde utandırarak, devletin vergisini tahsil etmektir. Peki bu kadar anlaşılır ve haklı gözüken bir düzenleme, neden bir süredir basında tartışılıyor. Hatta işadamlarımızdan Sayın Ali Haydar Vezir- oğlu'na bu konuda, gazetelere tam sayfa ilan verdirecek kadar isyan ettiren sebep nedir?

Olaya bir çerçeve çizerek başlayalım: Esnaf ve tüketici her alışverişte KDV pazarlığı yapıyor. Çalışanlarımızın vergi iade talep zarfları, muhtevası itibariyle yanıltıcı (naylon) fiş ve faturalardan geçilmiyor. İlk 500 büyük mükellefi çıkarırsak, beyan veren bütün gelir ve kurumlar vergisi işverenlerimizin ödediği gelir veya kurumlar vergisi, yıllık ortalama bir asgari ücretin altında kalıyor. İşletmelerimiz; karşılıklı olarak birbirlerine ait ekonomik faaliyetleri, kayıtdışında tutabilmek için müthiş dayanışma sergiliyorlar. Kamu kaynaklarının yağmalanması konusunda, iktidar sahibi yetkili ve etkili çevrelerin, iş bitiriciliği büyük itibar görüyor. Ziraat Bankası gibi kamu bankalarının verdiği kredileri, siyasi popülizm uğruna bir kalemde çizebiliyoruz. Bankalarda batan veya bankaların yurtdışı off-shore şubelerine yatırılmış paraları bir kalemde üstlenebiliyoruz. Söyler misiniz? Toplanan vergilerin bu kadar kolay heba edilmesi normal midir? Kimin kaynağını kime veriyoruz?

Öte yandan, minareyi çalmayı kafasına koyan, zaten tezgahını da kurmuş. Adamın, tesis ettiği mükellefiyetin dayanağı olan nüfus cüzdanları bile sahte çıkıyor. O da olmadı, şirketi işsiz ve yoksul birinin üzerine kurmuş, önüne gelene fatura kesmiş. Sonuçta beyan edilen vergileri bile ödemeyen bir yığın vergi mükellefiyeti, çürük elmalar gibi hastalık saçıyor. Bunlar bile bütün sistemi çürütmeye yeter de artar. Bu mükellefleri vergilerini ödemedi diye ilan ederseniz, bırakın utanmayı, bu mükelleflerin toplumda itibar kazanacaklarına dair bir kuşkum var. Bu ülkede en yüksek makamlardakiler, 'benim memurum işini bilir' veya 'verdiysem ben verdim' diyebiliyorlar. Vatandaş olmanın ve bu ulusun bireyi olarak kabul görmenin, birinci ve en önemli koşulu, vergisini ödeyen kişi olmaktır diye bir algılama biçiminin oluşmadığı bir ortamdan bahsediyoruz. Allah aşkına böyle bir kültürel ortamda, kesinleşmiş veya beyan ettiği vergiyi ödeyemedi diye kim niye utansın?

Bunun içindir ki, her kesin kanıksadığı ve her kesin suçlu olabileceği bu ortamdan çıkabilmek için ve yeni bir başlangıç adına yaptığımız vergi afları da, aksine vergi kaçırmayı teşvik edici sonuçlar vermiştir. Çünkü, kültürel ortam dışında, Türkiye'de vergi kaçırmayı kurumsallaştıran ve bunu besleyen bir de vergi sistemi işliyor. Vergi idaresinin ve vergi yargısının etkinliğini yitirdiği bir sistemde, vergi yüzsüleri diye bir ilanın ne faydası olabilir? Tam tersine yıllarca vergisini dürüstçe ödemiş, ancak yine ülkedeki krizler nedeniyle zor duruma düşmüş bir mükellefi, sadece bir anlık durumuna bakarak vergi yüzsüzü ilan etmenin bir mantığı var mı? Vergi bürokrasisinin bu kolaycı ve toptancı yaklaşımını her konuda görmek mümkün. Elinizde inceleme ve denetim elemanlarınız var; biraz zahmete katlanır, bir mükellefi yüzsüz olarak ilan etmeden önce, kısa değerlendirme raporu istersiniz. Bu durumda sap ve samanı ayırmak suretiyle vergi adaletini tesis etmek çok zor olmasa gerek.


 
 

Diğer YAZARLAR

 



 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir