03 Ağustos 2005 Çarşamba       




 

Mustafa Bayraktar


 
mustafa.bayraktar@aksam.com.tr

Yazalım mı ? Yazalım...

   
 
Karadeniz Bölgesi'nde yine yağış yine sel ve yine can kaybı. Her yıl aynı manzaralarla karşılaşmak mümkün. Yerler ve mekanlar değişik olsa da sonuç hep aynı. Acı... Acı... Acı... Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin sel ve heyelan tehdidi altında... İstisnasız her yıl sel ve heyelan nedeniyle can ve mal kaybı oluyor bölgede. Her dönem aynı olaylara gebe olan Karadeniz'de önlem alınıyor mu ? Hayır. Peki, insan hayatı bu kadar ucuz mu ? Ona da hayır! Açın arşivleri bakın, bölgede sel ve heyelan nedeniyle kaç kişi hayatını kaybetmiş ve ne kadar zarar olmuş. Bilim adamları deyim yerindeyse bas bas bağırıyor, 'Aman önlem alın' diye. Sonuç yine sel yine can kaybı ve yine acı...

Bu konuda bizler de her defasında sorunu masaya yatırır çözüm yollarını açıklar sonra da bu işin yetkililerinin adım atmasını bekleriz ama maalesef böyle bir hadise olmaz. Yani ne önlem alınır ne de ciddi adım atılır. Yapılan sadece bölgeye gelip incelemelerde bulunmak. Tıpkı bölgede incelemelerde bulunan Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Özak gibi. Sayın Özak, bölgede meydana gelen sel ve heyelan tehdidini yerinde görme imkanı buldu. Günlük olarak o bölgede mağdur olan insanlara elini uzatacak. Peki ya yarın? Evet yarın ne olacak? Gerekli ve ciddi önlem alınacak mı? Hiç sanmıyorum. Bölge sel ve heyelana maruz kaldığı dönemlerde hem cumhurbaşkanı hem başbakan hem muhalefet lideri hem de çok sayıda bakan gördü de ne oldu? Kocaman bir sıfır. Her gelen 'Devlet yanınızda sorunlar çözülecek' dedi. Sonra? Sonrası malum... Yine sel yine heyelan yine ölüm ve acı...

Bölge coğrafi yapısı gereği dağlık alanlardan oluşuyor. İnsanlar, ev ve işyerleri yapabilmek için düz alan aramaktan başka yer yok mantığında. Düz ve daha kolay yapım-maliyeti olan alan dere yatakları. Dere yataklarını yapılan ev ve işyerleri her zaman tehdit altında. İnsanlar dere yataklarına yaptıkları ev ve işyerleri nedeniyle canlarını hiçe saydıklarının farkında değiller mi? Bir insan canını-malını hiçe sayar mı? İstisnasız her yıl olan olaylardan ders çıkartılmaz mı? Devletin şefkatli kolları sadece olayların yaşandığı dönemlerde açılıyor. Yukarıda da söylediğimiz gibi heyelan nedeniyle bölgeye gelmeyen yetkili yok. Gelen her türlü vaadi yapıyor ama sonrasında olaylar unutulup gidiyor. Ölen öldüğüyle, zarara uğrayan da borç-harç içerisinde yaşayıp gidiyor. Bunlar çok önemli hadiseler. Ciddiyet ister, emek ister biraz da cesaret ister. İnsanlara, 'Sizin hayatınız değerli, bunun için dere yataklarına ev ve işyerleri yapılmayacak. Yasa çıkartıp gerekeni yapacağız. Sizi düşünüp adım atacağız. Ne olur siz de kendinizi düşünün ve mümkün mertebe dere yataklarından uzak durun' denilmeli ve gereği yapılmalı. Tabii bu işin bir de başka yüzü var. Dere yataklarından kum ve çakıl almak moda oldu!.. Bu nedenle debilerde yaşanan değişme sel ve heyelanların hızlanmasına neden oluyor. Yazalım mı yazmayalım mı derken yazıyı da bitirdik ama biz de bittik. Artık acı ve hüzün yaşamak istemiyoruz. Bölgeye gelen de gelmeyen de bu olaya çözüm bulmak için ciddi ve kalıcı adım atsın yeter.


 
 

Diğer YAZARLAR

 



 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir