03 Ağustos 2005 Çarşamba       




 

Yalçın Pekşen


 
yalcin.peksen@aksam.com.tr
yalcin.peksen@superonline.com

Formül...

   
 
Oto yarışlarına neden 'Formula' adı verildiğini bilmiyorum. Araştırsam öğrenebilirim ama üzerinde durmak istediğim konu bu değil.

Formula yarışları sonunda bize de getirildi. Pendik-Kurtköy'de pisti inşa edildi; şimdi yabancılar gelecek, yarış seyredecekler, bize para bırakacaklar diye hayal kuruluyor.

Asıl formül o değildi oysa...

Pendik civarındaki işe aramaz araziler iş bilir, iş bitirir işadamları tarafından çok önceden kapatılmıştı. Bu toprakları nasıl değerlendiririz diye düşünülürken 'formül' şöyle bulundu:

Formula 1 pisti yapılırsa, arazi değerlenirdi. Ne var ki, Formula'nın da kendine göre bazı formülleri vardı ve bunların başında araba yapıp, satmak geliyordu. O yüzden bu spora ilgi gösteren ülkelerin gelişmiş oto sanayileri ve oto yarışçıları vardı.

Bizde ise bunlar yoktu. Örneğin otomobil üreten yerli otomobil firmamız yoktu. (Murat'ları saymazsanız ki, onlara bu devirde otomobil demeye bin şahit ister) O yüzden yerli oto yarışçısı da yetişmemişti. İşin en kötüsü otomobil yarışı seyretmekten zevk alacak bir kitlemiz de yoktu.

İşin şakası şuydu ki: ülkenin normal otoyolları, en çılgın oto yarışının bile pabucunu dama attıracak kadar macera ve tehlike doluydu.

* * *


Sonuçta Formula 1 yabancı seyircilerin, kendi otomobil ve yarışçılarını bizim ülkemizde seyretmeye gelecekleri bir yarışma haline getirildi.

Fakat sıra yarışlara gelince görüldü ki, Türkiye'ye gelecek yarış meraklılarını yatıracak otel bile yoktu. Şimdi Tuzla tatilcilerinin yazlık evlerini, yarış meraklılarına pansiyon olarak kiralamaları bekleniyor. Dünyanın en zengin insanları kabul edilen yarışma meraklısı grup, acaba bunu kabul eder mi? Elbette bizim yazlıkçıların da böyle bir formülü kabul edip etmeyecekleri kuşkulu...

* * *


Bu yazı artık önemi kalmayan bu konuyu yeniden gündeme getirmek için yazılmadı. Formula 1'i dünyaya tanıtmak için getirilen David Coulthard bir yarış arabası ile Boğaz Köprüsü'nden (Asya'dan Avrupaya'ya) geçti.

Geçerken para ödemediği anlaşılınca 33 YTL para cezası kesildi; ardından pişman olundu.

Adama

-İstersen ödeme...dendi.

Coulthard da

-Ödeyeceğim..diye tutturdu ve ödedi.

Bu konuda basında çıkan yazıları bir dosyada biriktiriyorum. Genellikle söylem şu:

-Ülkemizi tanıtmak için ünlü yarışçıya Boğaz Köprüsü kapatılarak geçiş izni verildi. Para ödemeden geçti diye ceza kesilir mi?

Aslında kimsenin derdi 33 YTL değil; bir fırsat kaçırıldı, ben ona yanıyorum.

Ceza kesildikten ve tahsil edildikten sonra hep bir ağızdan şöyle denmeliydi:

-Kim olursa olsun, trafik suçu işleyen cezasını ödemeli...

Biz ne dedik:

-Canım ne önemi var!...

Esasen trafik kurallarına uyulsa da olur, uyulmasa da..diye düşünen halkımıza bir kez daha

-Trafik kuralı mı ? Kafana göre takıl...mesajı vermiş olduk.


 
 

Diğer YAZARLAR

 



 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir