Akşam
 
 www.aksam.com.tr
 31 Temmuz 2005

Barış Bardakçı / Kamu yararına itinayla adam vurulur!

Yaşı yirmi yediydi... Dünyanın öbür ucundan kalkıp dünyanın en uygar metropollerinden birine çalışmaya gelmişti. Jean Charles de Menezes, Londra'da elektrik teknisyenliği yapan Brezilyalı bir gençti. Yakınlarının söylediğine göre, mükemmel İngilizce konuşabiliyordu. İngiliz polisi, onu, 'DUR' ihtarına uymadığı için vurdu. Geçtiğimiz hafta bu haberi alan dünyanın dört bir yanında insanlar bir teröristin polis tarafından vurulup öldürüldüğüne emindiler, çünkü hepimizin bilinç-altı aynı şeyi söyler: 'Devlet hırpalamışsa mutlaka bir nedeni vardır.' Oysa aradan çok kısa bir süre geçtikten sonra, öldürülen gencin terörist olmadığı anlaşıldı. İnsan böyle bir durumda bir özür de beklemez aslında ama Scotland Yard'ın açıklaması düşündürücüydü. Teşkilat, kurbanı, 'DUR' ihtarına uymadığından, kamuya verebileceği bir zararı dikkate alarak öldürdüğünü açıkladı. Suçlunun güçlü de olması durumu bu gibi durumlarda gerçekleşiyor olsa gerek. Peki terör neydi? Kafası karıştırılmış yarım akıllı Araplar'ın yediği haltlar mı? Ya devletin yaptığına ne diyeceğiz? Kamu yararına adam öldürmek... Acaba her gördüğü yanık tenliye Arap deme alışkanlığı mı var İngiliz polisinin? Ya da Ortadoğu'nun kaderi midir hep yoksulluk ve işkence?
Sabıkalı buna denir
Terör karşısında abuklamak İngilizlerin geleneği oldu. Tarihte 'Guildford Olayı' gibi bir yüz karaları da mevcut. 'In The Name of the Father' filminin unutulmaz sahnesini anımsayalım. Gerry Conlon'un büyükannesi oturmuş, komşularına torunundan bahsetmekte, eğer bombalama sanığı olarak yakalanmışsa mutlaka bir suç işlediğine inandığını anlatmaktadır. O sırada kapı kırılarak açılır ve içeri İngiliz polisi dalar. Büyükanneyi de apar topar sanık olarak götürürler. Conlon'ın ailesi işkence görür, hatta babası hapiste gözleri önünde can verir. 1974 yılında Guildford'ta bir kafede 11 kişinin öldürülmesiyle sonuçlanan bombalama Gerry Conlon ve arkadaşlarının başına patlar. Kanıtlar Conlon'ın lehine olsa da genç adam ömür boyu hapse mahkum edilir. Suçsuzluğu ise 15 yıl sonra Gareth Pierce adlı bir avukatın olağanüstü çabaları sayesinde kanıtlanacaktır.
Çok değil, bundan beş ay önce Tony Blair, Guildford Dörtlüsü olarak bilinen gençlerden özür diledi. Blair, beş ay sonra bugün, masum bir Brezilyalının katli nedeniyle bir kere daha özür diliyor. Özürlü başbakanın özürü kabahatinden büyük. Masum bir insanın başına sekiz kurşun sıkan polisi anlamak gerek diyor! İnsan hayatının ucuzluğu her geçen gün biraz daha artıyor olmalı ki sokakta tekinsiz mermi taşıyan polisler geziniyor Blair'in ülkesinde. Ve herkesin yapması gereken tek şey, onları anlamak!
Blair cadısı
Sonuçta bir insan avına çıkılmışsa çevirilecek filmin adı da bellidir: 'Blair Cadısı'... Bakın ne diyor Blair'in polisi?
'-Bir kez daha olsun, yine başından vururduk!'
Brezilya ayağa kalkacak mı? Alex'in vücut çalımları, Adriano'nun gollük şutları, Ronaldinho'nun tavşan dudakları... Futboldan başka şeyler için de konuşturmalı, koşuşturmalı... Vatandaşı için Blair Cadısı'ndan hesap sorarak başlayabilirler işe...
'-Bir kez daha olsa yine başından vururduk!'
Kimsenin pişmanlık duymadığı, utanılası bir dünyaya doğduk... Yine doğsak, yine vurulurduk...

Ana Sayfa     Geri


© 1997-2001 Aslı Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.