 |
|
|
|
Rumlar'la Gümrük Birliği ihtilaf yarattı
|
|
|
Türkiye'nin AB'yle müzakerelere başlamasının önündeki tek engel, Gümrük Birliği Anlaşması'nı AB'nin 10 yeni üyesini de kapsayacak şekilde genişleten ek protokole imza atılmasıyla aşıldı. Ankara, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımadığını Rumlar'a havaalanı ve limanlarını açmayacağını bir deklarasyonla tüm dünyaya duyurdu. Ancak tartışmalar bitmedi. Birbirlerinden farklı yorumlar kafaları iyice karıştırdı
Erdoğan: Al-ver süreci olmayacak
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği ile müzakere sürecinde pazarlık yapılmayacığını söyledi. Başbakan Erdoğan, İktisadi Kalkınma Vakfı'nın (İKV) Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, ek protokol konusuna değindi. Erdoğan, 'Bu ülkede çeşitli gruplar çıkacaktır, çeşitli yakıştırmalar yapacaklardır. Biz bu ülkede kendini vatansever ilan edenlerden daha vatanseveriz'' dedi. Başbakan özetle şunları söyledi: 'Müzakere hiç bir şekilde bir al-ver süreci ya da pazarlık süreci olmayacaktır. AB yolunun tek başına yürünecek bir yol olmadığını biliyoruz. Mutabakat bulunmayan hiçbir hedefe yönelmeyeceğiz.' Bu arada, elektriklerin kesilmesi üzerine Başbakan konuşmasına mikrofon kullanmadan devam etti.
Bülent ÇAMCI-BÜLENT TAVLI/İSTANBUL
GÜL: SON SÖZÜ MECLİS SÖYLEYECEK
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, imzalanan ek protokolün Meclis'e getirileceğini söyledi. NTV ve CNN TÜRK'te soruları yanıtlayan Gül, deklarasyonun bir paket halinde Meclis'e gideceğini belirtti. Gümrük Birliği Ek Protokolü'nün Meclis'in açılmasıyla birlikte gündeme alınacağına dikkati çeken Gül, '1995'te Gümrük Birliği imzalandığında bu konuyu Meclis'e getirmediler. Biz de onlar gibi yapabilirdik. Ama biz bu yolu tercih etmedik' dedi. Siyasi bir çözüm çıkana kadar Rum kesimine limanların ve havaalanlarının açılmayacağının da altını çizen Dışişleri Bakanı, 'Şantajvari bir tavır olursa da, AB'nin çıkarları buna izin vermez' diye konuştu. Dışişleri Bakanı Gül, İktisadi Kalkınma Vakfı'nda yaptığı konuşmada da ek protokole ilişkin mesajlar verdi. Gül, 'İmzaladığımız protokolda KKTC ile ilişkilerimizin aynen devam edeceğini söyledik. Ada'da çözüm için uğraşmaya devam edeceğiz' dedi. ANKA
UMARIM, AB VE DÜNYA DA BİZİM GİBİ ANLIYORDUR
Gümrük Birliği Ek Protokolü'nün imzalanmasını değerlendiren Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon, ''Umarım AB üyesi ülkeler ile tüm dünya ülkeleri bizim anlattıklarımızı o şekliyle anlıyor ve algılıyorlardır'' dedi.
Batıkent'te Şirinoğlu Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin açılışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Orgeneral Tolon, ''Henüz pek netleşmedi, henüz tartışılıyor. Bildiğiniz gibi ben buraya merkezin açılışına ve gazilerimizle buluşmaya geldim. Dolayısıyla biraz daha netleşsin. Ama eğer merak ediyorsanız şunu söyleyebilirim, umarım AB üyesi ülkeler ile tüm dünya ülkeleri bizim anlattıklarımızı o şekliyle anlıyor ve algılıyorlardır'' dedi. Orgeneral Tolon, Hakkari ve Gümüşhane'deki olaylara ilişkin bir soruya da, ''Onun üzüntüsü halen devam ediyor. Biz terörle mücadelede çok tecrübeliyiz. Türk Ulusu asla terörden yılmaz. Bugüne kadar olduğu gibi bunun da üstesinden geleceğimize hiç şüpheniz, kuşkunuz olmasın'' karşılığını verdi. Ufuk TÜRKYILMAZ/ANKARA
GELECEĞE İPOTEK KONULUYOR
ANAVATAN Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, ek protokolün imzalanmasının 'de facto' (fiili) tanıma anlamına geldiğini söyledi. Türkiye'nin 'ek protokol' başlığı üzerinden anlamsız ve kısır bir tartışma ortamına sürüklendiğini ileri süren Mumcu, ana sorunun bu durumun yaratacağı fiili sonuçlarla Türkiye'nin nasıl başedeceği ve çıkarlarını korumak için hangi önlemleri geliştirileceği olduğunu vurguladı. Mumcu, ''Türkiye ne acıdır ki, hükümetin yanlış ve tutarsız politikaları yüzünden müzakereci taraf pozisyonunu kaybetmiş haldedir. Kıbrıs sorununda boşa geçen her dakika Türkiye'ye ve Kıbrıs Türk toplumuna ihanet demektir. Boşa geçen her dakika Güney Kıbrıs Rum kesimi üzerinden Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkleri'nin yarınına ipotek koymak demektir'' dedi. AA
MHP: KIBRIS RUM'A TESLİM EDİLDİ
Ek protokolün imzalanmasına en sert tepkiyi MHP gösterdi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Oktay Vural, imzayla Türkiye'nin güvenliğinin tehlikeye atıldığını ve Kıbrıs Türkleri'nin Rumlar'a teslim edildiğini öne sürdü. Ek protokolün Türkiye'nin menfaatlarına aykırı olduğunu ileri süren Vural, 'Bu protokolü imzalamakla Türkiye'nin menfaatleri haleldar edilmiş, güvenliği tehlikeye atılmış ve Kıbrıs'ta Türk varlığı Rum'a teslim edilmiştir. Bu protokolü imzalayıp 'sizi tanımıyoruz' demenin hiçbir manası yoktur. Bu sadece milletimizi kandırmak için kullanılan bir yöntemdir' dedi. AA
PROTOKOL HAMİLİNE ÇEK GİBİ
DYP Genel Başkan Yardımcısı Saffet Arıkan Bedük, hükümetin imzaladığı ek protokol konusunda 'hamiline çek' uyarısında bulundu. Kıbrıs'ta Rumların çözümsüzlük üzerine inşa ettikleri tahakküm politikasının değişmediğini söyleyen Bedük, 'Hükümet istediği kadar milleti uyutmaya çalışsın, bu imza Güney Kıbrıs'ı bal gibi tanımak anlamına gelir' dedi. İmzayla Türkiye'nin garantörlük haklarından taviz verdiğine dikkat çeken Bedük, 'Bu imza, hamiline yazılmış bir çeke atılan imza gibidir. Çekin kimin eline geçeceği ve hangi amaçlar için kullanacağı belli değildir. Muhataplarımız çeki tahsil ederken karşılık arayacaklardır. Hükümeti bu karşılığı nasıl ödeyecektir izah etsin' diye konuştu. ANKA
Prof Dr. Hasan Günuğur:Bu fiili tanımadır Türkiye limanlarını açmak zorunda
Deklerasyonlar, tek taraflı irade beyanıdır ve hiçbir hukuki sonuç doğurmaz. Karşı tarafı bağlamaz. Ek protokol ise hukuki sonuç doğurur. Limanlarını açmadığın devletin veto hakkı var. Türkiye, AB üyesi olmak istiyorsa, bu deveyi güdecek. Ya da herkes, kendi yoluna gidecek. Müzakere aşamasında bu iş siyasi tanımaya gidebilir veya Türkiye sürekli şantaj altında kalabilir.
ASAM Başkanı Gündüz Aktan: Tanıma değil amahesaplar iyi yapılmalı
İmza tanıma anlamına gelmez. Tanıma, açık bir beyanla olur. Deklarasyon metni, çok iyi bir metin. Ancak ek protokol bazı taahhütler yarattı. Endişem, Rumlar, konuyu Avrupa Adalet Divanı'na götürüp, KKTC ile ticaretimizi kesebilir mi? Havaalanı ve limanların Rumlara açılacağı yönündeki yorumlara ise katılmıyorum. Gümrük Birliği'nde hizmetlerin serbest dolaşımı da var ama bu AB içinde bile işletilmiyor.
Prof Dr. Hasan Köni: Havaalanı ve limanların açılması gerekmez
Türkiye ek protokolü tek tek üyelerle değil, AB Komisyonu'yla imzaladı. De facto (fiili) tanıma olsa bile, deklarasyon sonrası Rumların beklediği faydaları yaratmayacaktır. Türkiye'nin havaalanı ve limanlarını Rumlar'a açma gibi bir mecburiyeti yok. Burada görülmesi gereken şey; terör Avrupa'nın içine taşındı. Psikolojik ortam, Türkiye'nin lehine. Kimse, laik ve uyumlu Türkiye'yi küstürmek istemez. Şu koşullar altında, Türkiye'yi müeyyideler ile sıkıştıracaklarını sanmıyorum. Şenay YILDIZ/ANKARA
DIŞ BASINDA İMZA YORUMU:İLERİYE DÖNÜK ÖNEMLİ BİR ADIM
İngiltere'nin saygın gazetelerinden The Independent, Türkiye'nin ek protokolü imzalamasını okurlarına 'Türkiye ileriye dönük büyük büyük bir adım attı' şeklinde duyurdu. Stephen Castle imzalı haberde, 'Deklarasyonun dili konusunda günler süren tartışmaların ardından nihayet Türkiye'nin 3 Ekim'de müzakerelere başlaması için gerekli imza atıldı' denildi.
Türkiye'nin Rumları tanımama deklarasyonunu dikkatli bir dille hazırladığına dikkati çeken The Independent gazetesi, 'Türkiye, yolundaki tüm pürüzleri temizlemiş olmasına rağmen, üyelik müzakerelerinin eylülde başlaması gelecek ay sonundaki AB Daimi Temsilcileri'nin yayınlanan metni tartışmasına kadar garanti değil' diye yazdı. ANKA
TSK'NIN POZİSYONU AB ÖNÜNDE ENGEL
AB Komisyonu Türkiye Temsilcisi Büyükelçi Hans Jörg Kretschmer, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) ülke yönetimindeki pozisyonunun Türkiye'nin AB üyelik sürecinde sorun teşkil ettiğini söyledi. Adana Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (ADSİAD) konuğu olan Kretschmer, 'AB ülkelerindeki asker-sivil ilişkileri ile Türkiye'deki işleyiş farklı. Türkiye'de asker hala yönetimde çok etkin. Bu durum uyum sürecindeki engeller arasında yer alıyor'' dedi. Kretschmer, bir işadamının, 'Türkiye sizce ne kadar Avrupalı?'' sorusunu, 'Nereden baktığınıza bağlı. İstanbul'un, İzmir'in belirli yerlerinden bakıldığında evet Avrupalı. Adana'nın şimdi bulunduğumuz yerinden bakınca da evet. Ama Adana'da da AB kriterlerinden çok uzak, yaşam mücadelesi verilen bölgeler var'' diye konuştu. Mediha Olgun KARACA / ADANA
|
|
|
|
|
|
 |