 |
|
|
|
Yarım asırlık bir lüksün sembolü
|
|
|
Artık İstanbul'un bir simgesi haline dönüşmüş olan Hilton İstanbul'un kuruluşu,1950 yılında Türk delegasyonunun; oteller zinciri sahibi Conrad N.Hilton ile tesadüfi bir şekilde biraraya gelmesiyle başladı. Bu karşılaşmada, Türk delegasyonu Conrad'a, İstanbul'da ilk 'modern otel'i açmayı düşünüp düşünmeyeceğini sordu ve kendisini Türkiye'ye davet etti. Daveti kabul edip İstanbul'a gelen Conrad N.Hilton, otel yapılabilecek yerleri gezip, hayatın hiç durmadığı bu şehirde varolma kararı aldı. Türk hükümeti ile Hilton International arasında anlaşma imzaladı ve olaya son nokta konulmuş oldu. Bu anlaşma aynı zamanda Türk turizminde yeni bir dönemin de başlangıcı olarak kabul edilebilir. Otelin mimari tasarımı Amerikalı Skidmore, Owings and Merril firması ile Prof. Dr. Sedat Hakkı Eldem tarafından yapıldı. 1952 yılında temeli atılan otelin inşaatı 21 ay gibi, o dönem için rekor sayılabilecek bir sürede bitirildi. İnşaat tamamlandığında otelin toplam 300 lüks odası bulunuyordu; ayrıca yüzme havuzu Conrad N.Hilton ayak izinden esinlenerek yapılmıştı. Türk turizim tarihinin bu ilk modern otelinin açılışı da muhteşem oldu. Dünyanın dört bir yanından ünlülerin akın ettiği açılış töreni için sadece Hollywood'dan iki uçak dolusu ünlü istanbul'a indi. Kutlamalara Conrad N.Hilton'un özel misafirleri olarak Olivia de Havilland, Mona Freeman, Terry Moore, Irene Dunne, Sonja Henie, Diana Lynn, Merle Oberon, Ann Miller ve Leo Carillo katıldı. 10 Haziran 1955 saat 12.00'de Hilton International'ın sahibi ve yönetim kurulu başkanı Conrad N.Hilton, birbirinden ünlü konuklarla beraber, cebinden çıkardığı bir 'altın anahtar' ile Hilton oteller zincirinin Avrupa'daki ilk örneğinin kapısını açtı. Bu açılış sadece Türk turizminin ilk beş yıldızlı otelinin açılış değildi; bu otelle beraber İstanbul'da gündelik hayattan, medyaya kadar birçok değişikliğin de başlangıcıydı.
Turizm hareketlendi
Doğal olarak, otelin açılmasıyla beraber Türkiye'deki turizm sektörü oldukça hareketlendi. Sadece otelin açışında birbirinden ünlü film yıldızları, siyasiler ve işadamları otele akın etti. Normal zamanlarda ülkemize çağrılan fakat 'Türkiye'de nerede kalacağız ki' diyerek gelmeyen yabancı ünlüler artık ülkemizi ziyaret etmeye başlamıştı. Bu ziyaretler de ülke tanıtımında büyük rol oynamaktaydı. Ayrıca Hilton'un üst düzey standartları örnek alınarak Türkiye'nin dört bir yanında otel yapılanmaları başladı. Yani bugün Türkiye'nin turistik tesisler açısından geldiği noktada Hilton İstanbul'un büyük etkisi olduğunu rahatlıkla söyleyenebilir.
Hiltonlu deyimler
Bu değişimlerden biri de medya sektöründe yaşandı. İstanbul Hilton açılana kadar istanbul'daki büyük gazetelerde Beyoğlu muhabirleri vardı. Ancak otelin açılmasından sonra bu muhabirlerin adı 'Hilton muhabiri' olarak değişti. İstanbul'un gündelik hayatında da 'Beyoğlu'na çıkmak' deyimi yerini 'Hilton'da beş çayına gitmek' deyimine bıraktı. Profesyonel sunuculuk hayatına Hilton İstanbul'daki etkinliklerle başlayan televizyon dünyasının duayen isimlerinden Halit Kıvanç o günleri anlatırken şöyle diyor: 'Bazıları için yaklaşılmaz, girilemez bir kale gibiydi Hilton İstanbul. Pahalı diyenler vardı, korkuluyordu. Yeni yeni deyimler icat edilmişti. O güne kadar birçok evin damı vardı ama 'roof' deyimi ilk defa Hilton ile çıktı. Hilton'un 'roof'una gittim demek o gün sosyetik bir övünme vesilesiydi. Orta halli bir aile için Hilton'a gitmek, orada bir çay içmek bile olaydı. Magazin dergilerinin yayınlanmaya başlamasına da neden oldu Hilton...' Ancak sadece magazin haberlerinin kaynağı değildi Hilton o senelerde. Ülkemize gelen siyasilerin, ünlü işadamlarının ve de dünyaca ünlü futbol kulüplerinin konaklama yeri Hilton olmuştu. Bu yüzden basın için vazgeçilemez bir haber kaynağı idi.'
Gazetecilik okulu
Başarılı gazetecilerimizden Leyla Umar'ın hayatında da Hilton İstanbul'un çok önemli bir yeri var. Umar da şimdinin birçok usta gezetecisi gibi mesleğine Hilton'da başlamış. Necati Zincirkıran, İzzet Sedes, Sami Kohen ve Metin Toker gibi isimlerle beraber muhabirlik yapmış Hilton'da.
O günlere dair bir anısını şöyle anlatıyor Umar: '1955 yılında Hilton İstanbul otelinin açıldığı sıralarda başladım gazeteciliğe. O zamanki genel müdür Nazif Bölükbaşı'ydı. Nazif Bey çok zarif, hoş ve işini iyi yapan bir genel müdürdü. Bana 'Madem bugün senin ilk günün, o zaman sana bir hediye vereyim' dedi ve Time dergisinin sahibi Henry Luce ve tiyatro yazarı olan olan eşi Claire Booth Luce'nin otelde kaldıklarını, daha da ötesi kaldıkları odanın numarasını söyledi. Bu olay benim gazetecilik kariyerimde dönüm noktası oldu. Çünkü Luce çiftiyle yaptığım röportaj manşette yer aldı. Daha sonraları Atlantic Records'un kurucusu ve başkanı Ahmet Ertegün ile de ilk röportajımı Hilton'da yaptım.'
İlklerin oteli
Halit Kıvanç ve Leyla Umar'ın değindiği gibi 'Hilton İstanbul' gerek turizm, gerek medya açısından, gerekse gündelik hayat açısından bir milat kabul edilebilir. Elli yıldır dünyanın her tarafından gelen turistleri memnun eden Hilto,n çağın değişimine de ayak uydurarak, müşterisine en üst seviyede hizmet sunmaya devam ediyor. Özel hizmetleriyle sektörün ilklerini uygulamayı başaran Hİlton, Türkiye'de bilgisayar sistemine geçen ilk otel olma özelliğinin yanısıra ilk otomatik santral sistemi, Türkiye'nin ilk Squash turnuvası, ilk parti servisi, ilk uluslararası kongre ve sergi salonu ve ilk helikopter servisi gibi birçok alanda Türk otelciliğinin öncülüğünü üstlenmeye devam ediyor.
|
|
|
|
|
|
 |