 |
|
|
|
Ayna ayna söyle bana, benden güzeli var mı bu dünyada?
|
|
|
Geçen haftanın şahsıma vermiş olduğu süper rehavetten ötürü yan gelip yatarken, yine süper insan Hülya Avşar'ın kocaman bir gazeteye verdiği demeci (demeç lafını severim oldum olası ama henüz vermiş değilim) okudum. 'Ben bir meşe ağacıyım, onlar ise kabak ağacı' mealinde bir başlıkla verilmişti. Tam olarak hatırlayamıyorum, tabii yazı kapsam ve içerikle bu kadar dolu olursa, benim de beynimin (her ne kadar aykü'mun -IQ- çekiciliğimi gölgeleyecek kadar büyük rakamlardan da oluşsa, doğrusu bu) bir kapasitesi var, aklımda tutamayabilirim.
'Ben meşeyim onlar kabak' demiş Avşar kabilesinin Hülya'sı. Olsa olsa şöyle olmalı dedim; ben bir meşe ağacıyım onlar (biz mi?) kabak!? Kabak çekirdeği de olabilir, kabak sebzesi de -ki yeşil ve bal olarak iki alt grupta toplayabiliriz-, bir de kabak çiçeği dolması var ki, sabah toplanırsa çiçek iyice açılmış olacağından dolma yapmak için idealdir. Dolma yapana kadar da su içinde tutulmalıdır ki, çiçeğimiz büzüşmesin.
Okuduğunuz üzere bilgi vermeye doyamayan bir yapım var, gelelim Hülya Avşar vakasına. 'Güzelim ben, çok güzelim' diye bir tarafını yırtan kötü kalpli cadı kraliçeyi hatırlayınız. Muhatap olduğu yalaka ayna bir gün artık dayanamamış ve 'Senden güzeli var' demişti. Bana göre hikayedeki kraliçe hiç de kötü kalpli değildir, sadece Türkiye'de ve 2000'lerde doğmamış olması kendi açısından bahtsızlıktır.
Ayna ise kişiliksiz; eğer yıllar boyu kraliçenin en güzel olduğuna inanıyorsan, neden bir başka kadın görünce hemen dizlerinin bağı çözülüyor, ki Pamuk Prenses o sıralar genç kız, en fazla on beşinde... Sapık ayna! Kraliçe sana güvenmiş ve soruyor. Yıllarca 'Evet sen en güzelsin' de, bir anda da fikir değiştir. Hem eğer bu kadar dürüst bir aynaysan sen, demek ki kraliçe de 'sıkı' bir hatun. Orta yaşa gelmiş ve onca aşk acısı sıkıntısı yaşamış, mutsuz evlilikler geçirmiş ama yine de kendinden küçük ve kılık kıyafet bakımından son derece zevksiz esmer bir kız tarafından ikincil konuma inmiş, yıkılmış bir kadın. Bir de gül gibi mesleği var elinde; büyücü. Bakın geldiniz mi benim lafıma. Kadın bu zamanda yaşamalıymış. Meslek süper, kişilik süper.
Dejavü dedikleri bir şey var Fransız insanlarının, frençkis kadar anlaşılır olmasa da entel bir boyutu vardır ve şık durur yerinde kullanılırsa. Ben ise Hülya Avşar'ın 'en güzel ve meşe' olduğuna o kadar içten inanıyorum ki, Türk kadınına bahşedilmiş yetenek bombardımanından sağanak halinde yararlanmış diye kıskanacak değilim, alkışlarım üstelik.
Dile gelmiş ruh hastası bir ayna, bakınız nelere malolabiliyor.
Vallahi ben demiyorum, Star Dergisi'ne açıklama yapmış ünlü bir makyajcı... Aslında tam olarak şöyle diyor; eğer potansiyel varsa ve boyanacak alan müsaitse ortaya harikulade bir eser çıkabilir. Çirkin bir kadına eğer cilt rengine ve tipine uygun makyaj yapılırsa, çok çekici ve seksi olabilir. Bakınız Beyonce Knowles. Tamam, popo ve vücut güzel. Suratı ise prof. dokunuşlarla ne hale geliyor. Bir keresinde Türkiye'nin en 'hanım hanım' ve parmakla gösterilen oyuncularından birinin eski kocasına sormuştum; 'karın sabah uyanınca nasıl peki' diye. 'Bilmem ki onu hiç fondötensiz görmedim' demişti. Scarlett Johansson ki, kendisi İnci Küpeli Kız olarak çalıştığı evde, evin beyini baştan çıkarmıştı, ona da kırmızı rujun hiç yakışmadığını düşünüyorum. Naturel ol, kalbime gir. Bu kadar.
|
|
|
|
|
|
 |