Atilla Aydoğdu / 70'inden sonra azanı Olympia paklar
Sadece televizyon seyretmedim üstelik, Enrico Macias'ı Saba Tümer'le Bu Gece'de gördükten sonra üşenmedim ve Macias'ın kaç yaşında olduğunu buldum. Sadece yukarıdaki başlığı atabilmek için... Enrico Macias 1938 doğumluymuş, bu nedenle kendisine rahatlıkla Enrico Amca diyebilirim. 1938 yılında doğan adama bizim dilimizde en iyi ihtimalle '70'sine merdiven dayamış' derler.
Enrico Amca'yı önce sahnede Gülben Ergen'le birlikte izledik. O görüntülerde Enrico Amca merdiveni neredeyse dayıyordu ancak Gülben Hanım'ın eşi Mustafa Bey, arkadaşı ve hemen oracıkta olduğu için son anda vazgeçti ve sadece Gülben Hanım'ı 'Şappur şuppur' öpmekle yetindi. Ya da ben öyle anladım. Gazetelerde onun Gülben Ergen'e bakışlarını daha yakından gördüğümdeyse Enrico Amca'yı 'aç aç' sahneye çıkarttıkları fikrine kapıldım. Hatta Saba Tümer'in programına gelmeden önce de devam ediyordu bu 'perhiz' sanırım.
Zira programda Saba Hanım, Enrico Amca'ya sorular sorup duruyordu, heyhat 'açlık' başına vurmuş olan Enrico Amca gözlerini faltaşı gibi açarak 'Saba Hanım'ın içi nere ola acep, düşşem bir şey derler mi?' diye sondaj çalışmaları yapıyordu. Hatta bir ara Gülben Hanım'dan sonra Saba Hanım'a da bir 'İsmail YK şarkısı' tadında yakınlık gösterse de Allah'tan son anda imdada hemen yanı başındaki Erkan Özerman yetişti. Yoksa Enrico Amca merdiveni o gece mutlaka 70'ine dayayacaktı.
Enrico Macias henüz Amca olmadan önce yani bundan 30-40 yıl kadar önce Fransa'da epey ünlü bir şarkıcıydı. Daha Khaled'ler, Rachid Taha'lar yokken 'Cezayir asıllı Fransız şarkıcı' ona deniyordu. Tabii bu arada bizde de Coşkun Sabah yoktu daha piyasada. Bu yüzden doğduğu ve doyduğu ülkelerden sonra en çok bizde meşhur olmuştu Macias. 70'li yıllardaki 'aranjman' dönemindeyse onun Türkçe söz yazılan her şarkısı neredeyse bir numara oluyordu Hey listelerinde. En son Hümeyra onun 'Le Mendiant De L`amour' şarkısını 'Do do do do Si re re' şeklinde Türkçe seslendirmişti 45'likler devri kapanırken. Macias'ın damarlarındaki Arap kanı nedeniyle olsa gerek yaptığı şarkılar bizi her zaman 'damardan' etkilemiştir. Enrico Macias'ın ününün üç-beş ülkenin ötesine, hele hele İngiltere- Amerika dolaylarına hiçbir zaman geçemediğini de belirtmek gerek. Benim 'enter'ım seninkinden daha 'enter'esan
Geçen gün 'Ne var, ne yok şu ekşisözlük'te bi bakayım' dedim. ekşisözlük'ü açıp da insanın kendi adını aramaması mümkün mü? Merak işte, ille de bir şeyler getirecek başıma. Allah'a şükür, ekşisözlük'te ismim yer alıyor hem de beş-altı yıldır. Gerçi eşe dosta çok rica etmişliğim vardır, şu adımı bir 'enter'layın da namımız yürüsün diye... Adımın karşısında iyi bir şeyler yazıyorsa anlayın ki, arkadaşlarımdan birisinin 'enter'ıdır. 'Enter girmek' gibi müstesna bir kavramı dilimize 'enter'ladığı için ekşisözlük yazarlarına müteşekkir olduğumu belirteyim öncelikle. Sonra da ekşisözlük'te adımın altına yazılan yeni 'enter'ların genelde 'Live8 Konseri, Bob Geldof ve Pink Floyd' yazıma dair olduğunu belirteyim. Ee, ekşisözlük yazarı bu, boru değil soru sorar adama. Sorgulayıcıdır, komplekslidir, alıngandır. Bütün bu özellikler benim de huyumda suyumda var ama nedense ben ekşisözlük yazarı değilim işte... Aslında hatırlı arkadaşlarım var 'kıdemli ekşisözlük yazarı' olan. İstesem onları devreye sokar, çıkarttırıveririm bu sevimsiz 'enter'ları ki eleştirilmeyi hiç sevmediği daha önce belirtmiştim. 'Eleştirmen' dediğin eleştirir. Eleştirir zira eleştirilmekten hiç hoşlanmaz. Eleştirilmekten hoşlansa 'eleştirmen' değil, 'eleştirilen' demek gerekirdi onlara. Yani bana. Her neyse, orada yer alan yeni bir 'enter' da benim televizyon sayfasında her gün müzik yazıyor olmam üzerine...
Bu 'enter'ı giren arkadaşımız neticede diyor ki; 'atilla aydogdu'da eglenceli birisi gerçi: tv yazarlığında esprili bir dil içeren yeni bir konsept yarattı. müzik yazılarını sevmiyorum tv sayfasında hergün müziğin işi ne.' (Not: Mehmet Ali Abi, bu satırları tashih etme lütfen, çünkü bu satırlar Türkçe değil, ekşisözlükçe) Bu arkadaş beni biraz kıllandırdı açıkçası. Bu son cümleler öncesinde yazdığı satırlarda öyle bir bakış açısı getirmiş ki benim Akşam Gazetesi yazarı olmam hadisesine; bu açı benim çok yakından bildiğim birilerinin çapıyla doğru orantıda. Kıllandım kıllanmasına da hak da vermiyor değilim bu 'enter'esan arkadaşımıza. Bu nedenle kendimi biraz zorlayarak geçtiğimiz hafta oturdum televizyon seyrettim bir miktar. Sınırım 'patlayana kadar'dı, bu yüzden çok uzun sürmedi bu kararlılığım. Yine de epey malzeme topladım diyebilirim.
Umumi istek üzerine işte size 'televizyon' yazısı: ...hayali cihana değer
Yandaki fotoğraf ne kadar tanıdık geliyor değil mi? Ajda Pekkan'ın henüz değil Süperstar, star bile olmadığı dönemlerinden bir film bu. Hulusi Kentmen'li, Vahi Öz'lü ve Öztürk Serengil'li bu sahnede onun bu kadar geri planda kalmasına benim gönlüm elvermedi tuttum daha iyi görebilesiniz diye Ajda'yı resimde büyüttüm.