 |
|
|
|
Üretmeden tüketim ve Osmanlı'nın batışı
|
|
|
Laf vapurlardan açıldı. Dört yazı yazdık, dizi haline geldi. İlk yazıda, 'Vapurlar deyince akla Şirketi Hayriye geliyor. Şirketi Hayriye deyince de nostalji... Ama, Şirketi Hayriye'nin kuruluş öyküsü, aslında Osmanlı'nın ekonomik çöküşü ile 1989 yılından itibaren Türkiye Cumhuriyeti'nin iç ve dış borç batağına düşmesiyle bire bir çakışıyor' demiştim.
Tarihi, belgelerle incelerken, ekonomik perspektifine bakmak lazım. Yoksa işgal altındaki bir ülkede İstiklal Savaşı veren Mustafa Kemal ve arkadaşları için idam fermanı çıkaran Padişah Vahdettin'i, vatansever mertebesine yükseltme saçmalığına düşeriz. Tıpkı eski Başbakanımız ve krizler mimarı, katiller, ırz düşmanları, kapkaççılar ve de bilumum mahkumların affedicisi Bülent Ecevit gibi...
Ya da Tanzimat hareketinin lideri ve beş kez Sadrazam olan Mustafa Reşit Paşa'yı da Osmanlı'da Batılılaşma'nın öncüsü, hatta Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne ait olduğunun ilk önemli delili diye sunma şaklabanlığına da geliriz.
Vahdettin bal gibi vatanını satan hain bir padişahtı. Mustafa Reşit Paşa da, Osmanlı'yı üretmeden Batı'dan borç alarak, borç alırken rüşvet de toplayarak, tüketim toplumuna götüren bir Sadrazamdı. Kimileri de Mustafa Reşit Paşa'ya kızar ama onu, Osmanlı'yı İslam'dan uzaklaştıran sadrazam olarak görüp meşruiyeti kaldıran Abdülhamit'e propaganda malzemesi yapar. Oysa işin iktisat tarihi bakımından açıklaması, Avrupa'nın, Osmanlı'yı ürettiğinden fazla tüketen ve kendisinden borç alan bir ülke haline getiren tüketim toplumu biçimine sokmasıdır. Mustafa Reşit Paşa onların bir kuklasıydı. Sultan Abdülmecid'in annesi Valide Sultan'ı bile Galata bankerlerinden borç ve rüşvet almaya ikna edecek kadar da işinin ehli...
Hani son 20 yıllık dönemde Türkiye Cumhuriyeti'nin dünyanın en yüksek reel faizini ödeyerek aldığı borçlar gibi...
Avrupa o yıllarda zenginliğini vahşi kapitalizmle, çoluk çocuk demeden işçileri en ilkel şartlarda kömür madenlerinde ve fabrikalarda çalıştırarak elde etmişti. Bizim sadrazam Mustafa Reşit Paşa da Tanzimat Fermanı ile Osmanlı'nın zenginleşeceğine sarayı inandırmıştı. (Yıl: 1839) Hoş kanun yaparak zenginleşeceğimize ve Avrupalı olacağımıza halen bugün de inanıyoruz. (Yıl: 2005)
İngiltere ve Fransa yeni geliştirdiği ateşli silahları denemek ve borç vererek bu silahları satmak için Osmanlı ile Rusya'yı Kırım Savaşı'na (1853-1856) mecbur etti. Kırım Savaşı'nın elbette başka siyasi nedenleri de var. Ama bu yazının konusu değil..
Osmanlı'nın çöküşü için bir çok neden sayılabilir. Bunların birden fazlası da tarihsel bakımdan doğrudur ama en etkilisi üretmeden tüketim toplumu olmak ve üreten ülkelerden borç almaktır. Üretmeden tüketim toplumu olmanın dönüm noktası da Tanzimat Fermanı'dır.
Peki bu kadar iktisat tarihinden bahsettik de Şirketi Hayriye Osmanlı'nın batışında nerede? 1989 yılından itibaren Türkiye Cumhuriyeti'nin kabaran iç ve dış borçlarıyla ilişkisi nerede diye soracaksınız. Haklısınız. Yazı yeri bitti bu bölüm yarına kaldı. Şirketi Hayriye, Osmanlı'nın kurduğu ilk halka açık şirketti. Amacı mal ve hizmet üretip ülkeye kaynak transfer etmek değil, Osmanlı'nın daha da borç alıp tüketim toplumu olmasına hizmet etmekti
Türkiye'nin yetiştirdiği önemli iktisat tarihçilerinden Profesör Haydar Kazgan'ın kitaplarını ve de üniversite yıllarından kalan bilgilerimizi tazeleyip bugüne kadar varan analizlerimizi yarın yazacağız.
|
|
|
|
|
|
 |