 |
|
|
|
Türkçe Rock 2005: The Next Generation
|
|
|
Türkçe rock harekatı yeni kuşak gruplarla sürüyor. Geçtiğimiz günlerde 'üç genç işi' albüm daha vitrinlerdeki yerini aldı. Çilekeş ve Deja-Vu'nun ilk, Direc-T'in ikinci albümleri, ilerisi için umut vaat eden çalışmalar olmuş
Amerika'da hip-hop arenasında sıkça rastladığımız 'El ele verelim dünyayı titretelim' mentalitesi ülkemizde de geçerli akçe olmaya başladı nihayet. Popçular rock gruplarının şarkılarına vokal yapıyor, rap'çiler popçularla düet yapıyor, rock'çılar arabesk klasiklerini yeniden yorumluyor, velhasıl homojen bir müzik piyasasına doğru yavaştan yol alıyoruz. Görkem, Ali, Çağrı ve Sedat adlarında 'dört kafadar'dan oluşan Çilekeş grubu ilk albümlerinde bu dayanışmadan nasibini almış. 'Gözaltı' şarkılarında rap'çi Fuat'ı, 'Yetmiyor'da Aylin Aslım'ı ve 'Kürar'da da Kurban grubundan Burak Gürpınar'ı konuk etmişler. Grubun mazisinde Fanta'nın düzenlediği 'Genç Yetenekler Aramızda' yarışmasını kazanmışlığı ve daha albümleri çıkmadan geçen yılki Fanta Gençlik Festivali çerçevesinde Türkiye'yi turlamışlığı var. 'Kendimden Geriye'yle başlayıp aynı şarkının başka bir versiyonuyla biten albümdeki 11 parçanın tamamı grup elemanlarının kendi yazdığı şarkılardan oluşuyor. Ankara kökenli Çilekeş'lerin direndikleri takdirde ileride daha iyi işlere imza atacaklarından eminim.
Bir başka yarışma fatihi topluluk da Deja-Vu. Geçen yılın Roxy Music Günleri'ni birincilikle tamamlayan Daja-Vu, Cenk, Barış, Tolga ve Barış adlarında dört genç müzisyenden oluşuyor. Aslında bu kadro Deja-Vu'nun ilk, hatta ikinci versiyonu değil; üçüncü kez oluşturulmuş hali. Grubun Roxy'deki yarışma sırasında tanıştığı Rebel Moves elemanı Oğuz Kaplangı prodüktörlüğünde hazırladığı ilk albümü, yarışma galibi şarkılarıyla aynı adı taşıyor: 'Kendin Coş'. Grubun vokalisti Cenk aynı zamanda akustik gitar da çalıyor albümde. Ayrıca albümdeki 13 şarkıda da onun imzası var.Grup elemanları albüm için verdikleri pozlarda Amerikan Nu-Metal topluluklarını aratmıyorlar. Müziklerine gelince ona keza! Ancak 'benzerlik' sadece görünüşte. Yoksa 'Yalnızlığın ilacı yok, umutsuzluk sardı seni/ Kaderin oyunu olmasaydı terk etmezdin beni' tarzı sözler takdir edersiniz ki oldukça 'bizden' şeyler. Grubun tanıtım dosyasında 'Zaman içinde grubun üç elemanı 'Matrix'teki dalgalanma'dan ayrıldı. İkinci ekip tam gaz ileri demişti ki bu kez de grubun bel kemiği Cenk, ilk aşk acısının getirdiği eziklikle mola aldı' gibi ifadeleri okuyunca bu 'arabesk dalgalanma'nın menşeini de keşfetmiş oluyoruz. Eh! Ne diyelim; Cenk'te bu yürek oldukça daha çok ezilir, o yürek ezildikçe daha çok mola alır, o molalar çoğaldıkça biz de daha çoook Deja-Vu'lar yaşarız gibi geldi bana. Şu önümüzden geçen kara kediyi de bir yerlerden hatırlayacağım ama, herhalde dalgalanmadan etkilenmişimdir. Deja-Vu'yu bir kere daha dinleyince belki geçer.
Geçtiğimiz yıl yeni yeni rock grupları gün ışığına çıkmaya hazırlanırken bir şarkı bir anda herkesin diline düşmüştü hatırlayacaksınız. Şarkıda grubun solisti avaz avaz 'Dün gece televizyondaki kadını sana benzettim' diye bağırıp duruyordu hani... Grubun adı Direc-T, şarkının adıysa 'Ama Sen Varsın'dı. Şarkı grubun ilk albümü 'Rus Kozmonotları'nda yer alıyordu. O vakitler grup hakkında bazı yazarlar 'kendinize ait, özgün bir sound'unuz olmadan, aletlerinizi doğru dürüst kullanmadan ve bu kadar bağırarak nasıl olacak da olacaksınız' diye hayıflanmıştı. Lakin Bilge-Özgür-Alex üçlüsü yani Direc-T gücünü de bu çiğlikten, bu pişmemişlikten alıyordu zaten. Tıpkı 'Sex Pistols Punk'ı' gibi müziğin altından 'genel geçer korunakları' çekip alıveriyorlardı. Şimdi de daha ilk albümleri uzaydan geri dönmeden ikinci Direc-T albümü piyasaya çıktı bile. Aslında bu 'çabukluk' bile onlara yakışan bir hareket. Bu yıl çıkan hemen hemen bütün rock albümleri gibi onların da 'güzellikleri' kapaklarından başlıyor. Albümlerinin ismi de 'enteresan': 'Olympos- Kırılmış Bir Dalga Gibi'. Mor ve Ötesi'nin Harun'u bu albümdeki 'Git' şarkılarında vokal yapmış üçlüye. Daha önceden Dorio Moreno'nun sesinden tanıdığımız 'Sıra Sıra Selviler' türküsü ise albümdeki tek 'cover' şarkı. Umarız grup elemanları kısa zamanda 'pişmezler' de onlarla eğlenmeye uzun süre devam ederiz.
Yavaş yavaş solmaktansa, yeğdir yanıp kül olmak
Tuncay Akdoğan'ı Grup Yorum ve Kızılırmak sevenler gayet iyi hatırlayacaklardır. Geçtiğimiz yılın kasım ayında evinde çıkan bir yangın sonucu talihsiz bir şekilde aramızdan ayrılan Akdoğan, 'Bir Nehir ki Ömrüm' adındaki bu çalışmasını maalesef sağlığında tamamlayamadı. 1984-1989 arasında Grup Yorum içinde yer alan sanatçı daha sonra İlkay Akkaya ve İsmail İlknur ile grup Kızılırmak'ı kurdu. 1990-1997 yılları arasında birlikte dokuz albüm kaydettiler. Kızılırmak sonrası 'Veda' adında bir albüm yayınlayan Serüvenciler grubunun da kurucusu olan Akdoğan'ın yarım kalan bu son çalışması, ailesi ve arkadaşları tarafından onun istediği şekilde tamamlanmış. Seyhan Müzik de çok güzel bir kapak tasarımıyla albümü sanatçının sevenleriyle buluşturma görevini üstlenmiş. Ne demeli son olarak böyle durumlarda bilemiyorum ki... Nehirler akar, ömürler geçer, geriye kalanlar kum taneleridir, yapılan işlerdir desem... Ya da 'Yavaş yavaş solmaktansa yanıp kül olmak yeğdir' diye araklasam Neil Young'dan... Uygun düşer mi dersiniz? Tuncay Akdoğan Bir Nehir ki Ömrüm (Seyhan)
Meraklısı için 'Özel Mönü' Albümler
Albümler hakkında yazıyoruz ya; en çok sorulan soru şu: 'Hakikaten yazdığınız bütün albümleri dinliyor musunuz?' Hukukçulara da en çok 'Bütün o kalın kalın kitapları okudunuz mu?' diye sorulur malum. Şimdi bu köşede tanıtacağım bazı albümler vasıtasıyla itiraf etmek istiyorum ki; hayır ne o kalın kitapları okumak şart hukukçu olmak için, ne de altı diskte yer alan 100 Opera şarkısını birden dinlemek gerekiyor bu albüm hakkında yazmak için. Her biri 70-80 dakika süren bu altı albümü dinlemeye kalksam 'Bir dakika arkadaşlar baskıyı durdurun, gördüğünüz üzere albümü dinlemeye devam ediyorum' demem gerekir ki, bu da eklerin elinize zamanında ulaşamayacağına işaret eder. Yani tercih sizin; isterseniz altısını da dinleyip yazayım bu albüm hakkında, ki o zaman bu sayfa biraz zor biter. Ya da siz gidin Mozart'tan Verdi'ye, Puccini'den Beethoven'a uzanan besteciler kervanına katılıp 'Opera'daki Hayalet'i bizzat kendiniz yakalayın. 100 Best Opera Classics Çeşitli Orkestralar (EMI)
Bebo De Cuba
Bebo De Cuba- Bebo Valdes Lagrimas Negras- Diego Cigala & Bebo Valdes (Sony & BMG)
İki devasa albüm de Küba dolaylarından. Küba müziği aslında dünyada olduğu gibi son yıllarda ülkemizde de hayli gözde bir müzik. Bunda elbette 'Bueno Vista Social Club' çıkartmasının da payı büyüktür ama biz Türkler Kübalıları, Kübalılar da biz Türkler'i pek sever oldum olası (nedense...) Aynı derecede sıcak kanlı olmaktan kaynaklanıyor diyelim ve derhal bu iki albüme geçelim. İki CD+bir DVD'den oluşan Bebo De Cuba albümü efsanevi Kübalı müzisyen Bebo Valdes'in parmakları arasından çıkan melodilerle yoğrulmuş (Breh! Breh! Ne çok şey biliyormuşum ben yahu). İlk CD 'Suite Cubana' adını taşıyor ve sanatçının grubuyla kotardığı performansları içeriyor. İkinci CD 'El Solar De Bebo'da ise Bebo Valdes'in kızlarına ve karısına adadığı baladlar ve jam-session'lar yer alıyor. Albümün hediyesi 'New York Note Book' adlı DVD'sindeyse albümün hazırlanışı hakkında ne ararsanız bulabilirsiniz. İkinci Küba rüzgarının adıysa 'Lagrimas Negras'. Bu sefer Bebo Valdes'ye Diego Cigala eşlik ediyor. Tabii onun dışında onlarca müzisyen daha var albümde emeği geçen. Albümün DVD kısmının tam adı : Blanco Y Negro: Bebo & Cigala En Vivo. Latin kökenli değiller mi? Kısa isimle yetinemiyorlar doğaları gereği... Bu albümleri dinledin mi diye sorarsanız, yeminle söylüyorum ki tamamını olmasa da büyük bir kısmını dinledim. Üstelik ikinci albümü daha çok sevdiğimi bile söyleyebilirim. İlk albümün içinde 54, ikincisinde ise 42 sayfalık birer kitapçığın da bulunduğunu belirtmeden edemeyeceğim.
|
|
|
|
|
|
 |