20 Temmuz 2005 Çarşamba       




 

Şerif Yenen


 

'İstilacı Turizm'

   
 
Türkiye turizmi Şampiyonlar Ligi'nde' söylemleri manşetleri süslemeye devam ederken, profesyonel turist rehberleri olarak turizmin gittiği yöne ilişkin kaygılarımızı iletmek ve olumsuz gelişmelere dikkatinizi çekmek isteriz.

Turizm sektörüne yatırım yaparak risk üstlenen, sorumluluk alan herkesi elbette ki takdir ediyor, başka sektörlerde yatırdıklarını çok daha kısa sürede geri alabilecekken turizm yatırımlarına gösterdikleri ilgiden ve bu cesaretli davranışlarından ötürü yatırımcıları kutluyoruz. Ancak, turizm bölgelerinde yaşayan halkın yeterince turizmden yararlanamadığı, turizmin bölgeye zarar verir hale geldiği yönündeki eleştirilere daha fazla kulak tıkanmasına anlam veremiyoruz.

Antalya'da beş lüks otelin çevresinde 150 tane tişört satan dükkan varken, 151'inciyi açıp, 'iş yok' diye sızlanan esnafı biz de eleştiriyor; 'pazar araştırması yapmadan girilen işlerin başarısızlığa mahkum olduğu' görüşüne katılıyoruz. Ancak burada şunu sormadan geçemiyoruz: 'Türkiye'deki turizm yatırımları neden belli alanlarda gereğinden fazla yoğunlaştı? Turizmi dört mevsime ve ülkenin dört bir yanına yayacağız derken, 150 otel açılmış bir bölgeye 151. ve 152. otelleri açmak ne derece doğru? Bu, pazar araştırması yapmadan taklide dayalı bir anlayışla işyeri açan esnafın yaptığı hatanın aynısı değil mi? Peki bu pazar daha ne kadar büyüyecek? Binlerce yatak kapasiteli birbirinin yanı sıra inşa edilmiş yüksek standartlara sahip yüzlerce oteli bu standartlara uygun ve bunun bedelini ödemeye hazır müşterilere satabilecek miyiz? Üç yıl sonra bu dev otelleri dolduramadığımız için kapatmak zorunda mı kalacağız? Ya da kapatmamak için fiyat kırarak haksız rekabet mi yapacağız?

Turizm sektörüne bel bağlayan ülkemizde turist ağırlama kapasitesi konusunda uzun yıllardır ne yazık ki sağlıklı bir çalışma yapılamadı. Antalya bugün altı milyon turisti ağırlarken gelecek yıllarda bu sayı iki katına çıktığında yapılacaklar konusunda hiçkimse sağlıklı öngörülere sahip değil. Oysa Antalya için 12 milyon turist demek, bu kentin kültürel yozlaşmaya uğraması, insanların turistleri döviz olarak görmeleri, ekolojik dengelerinin bozulması, yörede yaşayan halkın turizm hareketinden yararlanamaması, gelenlerin sadece verdikleri para karşılığında ne alacaklarına odaklanmaları, kültürel değerlere ilgi gösterilmemesi, tüketen yaklaşımlar ve kısaca özetlemek gerekirse 'istilacı turizm' demektir. Gelirler, yerler-içerler, tüketirler, kirletirler ve giderler. Biz de arkalarından baka kalırız. Yitirdiklerimizin farkına vardığımızda artık çok geç olmuştur.

Kitle turizmi, bir üst kota konulmazsa ve planlaması doğru yapılmazsa, politikalar üstü stratejiler belirlenmezse, kısa zamanda istilacı turizme dönüşecektir. Türkiye'deki eğilimin bu yönde devam etmesi profesyonel turist rehberlerini üzüyor. Bizler, birçok kişi ve kurumun hoşuna gitmeyeceğini bile bile, önlem alınmazsa ülke turizminin kötüye gittiği konusuna bir kez daha dikkat çekiyoruz.


 
 

Diğer YAZARLAR

 



 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir