 |
|
|
|
Gürcü şarapları Türkiye'de
|
|
|
Geçen hafta Gürcistan Büyükelçiliği ile Kaheti Şarapçılık evsahipliğinde Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde düzenlenen bir resepsiyonla Gürcü şaraplarının tanıtımı yapıldı.
M.G.K. Genel Sekreteri Yiğit Alpagon, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok, eski devlet bakanı Rafaiddin Şahin, eski CHP genel sekreteri Ertuğrul Günay, Venezuella, Kanada, Şili, Beyaz Rusya, Lübnan, Mısır, Irak, Norveç, İsrail, Afganistan ve Özbekistan büyükelçileri, Rusya büyükelçisinin eşi ve elçilik çalışanları ile Bulgaristan ,Yunanistan ve Fransa'nın askeri ateşeleri, T.C. Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, seçkin işadamları ve basın mensuplarının katıldıkları resepsiyonda Gürcistan'ın en önemli şarap bölgesi olan 'Kaheti'nin şarapları Gürcü dansları ve müziği eşliğinde tadıldı.
Açılışı Gürcistan'ın Ankara Büyükelçisi yaptı. Ardından şarap,müzik ve dansla Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nin bahçesi ısındı. Konuklar geceden son derece mutlu ayrıldılar. Artık, herkes yeni tatlar, yeni zevkler arıyor. Gürcistan Büyükelçiliği ve Kakheti şaraplarının bu güzel aktivitesi diğer ülkelerin büyükelçiliklerine de örnek olmalı. Çünkü şarap evrensel bir kültür içkisi. Ülkelerin kişiliklerini yansıtıyor. Güzelliği de çeşitliliğinde...
Şarap adı Gürcüce kökenli mi?
Tarihte bağcılık ve şarap üretimi Gürcistan kültürü ve halk yaşantısının her zaman en önemli öğelerinden birisi olarak karşımıza çıkıyor. Homeros, Rodoslu Apollon, Ksenofont ve Strabon'a kadar ulaşan üzüm yetiştiriciliğine dair eski geleneklerle ilgili bilgiler ve dünyadaki birçok bilim adamınca yapılan araştırmalarda elde edilen bulgular; Kafkasların ve özellikle de Gürcistan'ın, üzümün ilk kültür cinslerinin anavatanı olduğunu ve sonraları birçok Avrupa ülkesine buradan yayıldığını gösteriyor. Bu coğrafyaya Anadolu ve Aşağı Mezopotamya da dahil.
Bazı bilim adamları Avrupa dillerinde kullanılan şarabı ifade eden sözcüklerin 'gvino'('vino', 'vin', wein', 'vine' v.b.) sözcüğünden türediğini iddia ediyorlar. Kesin olarak bu hükme varmasak da; Gürcistan'ın geçmişi inkar edilemez, çok zengin bir şarap kültürü ülkesi olduğu muhakkak.
Fransız araştırmacı Radou'nun (Fransa Tarım Bilimleri Akademisi üyesi, devlet danışmanı ve Uluslararası Bağcılık ve Şarapçılık Örgütü'nün ödül jürisi başkanı), Gürcü şarapları hakkındaki sözlerini sizlere aktarmak isterim: 'Gürcü şaraplarını tatmam bana, neden eski zamanlarda imparatorluk saraylarında sadece Gürcü şaraplarının içildiğini bir kez daha kanıtladı. Gürcü şarapları olağanüstü.'
Bağcılık açısından Gürcistan, birbirinden farklı yeryüzü ve toprak koşullarına sahip 5 ayrı bölgeden oluşuyor. Bu bölgelerin başında gelen 'Kakheti'de ülkenin tüm şaraplık ve brandy (brendi) üzümlerinin %70'i yetiştirilmekte.
Her üzümün karakteri diğerinden farklı olup, bunu şarabına yansıtır. Bu nedenle şarapçılıkta köklü geleneklere sahip bazı ülkelerde olduğu gibi, Gürcistan'ın 'Kaheti' bölgesinde de özel alanlarda kontrollü bağlarda tamamen yerli cins şaraplık üzümler yetiştiriliyor.
Neden Kaheti?
Kaheti her şeyden önce Gürcistan'ın en önemli bağ ve şarap bölgesi. Daha da önemlisi Sovyetler Birliği döneminde Moskova'ya giden kaliteli şarap merkezlerinden biri. Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla Moskova pazarı kaybolsa da, Avrupalı yatırımcılar hemen bölgeye uzanmaya başlamışlar. Arkası da gelecek. Ancak, Kaheti yerel Gürcü üzümleriyle kendini ispatlamış. Şimdilik Cabernet'ye, Merlot'ya pabuç bırakmıyor! İleride ne olur bilinmez.
Kaheti şirketi Türk ve Gürcü işadamlarının ortaklığı. Türk ortak Halit Eloğlu şarap işine gönül vermiş Gürcü kökenli bir vatandaşımız. Biri sek, diğeri yarı tatlı -iki çeşit beyaz ve üçü sek, bir tanesi yarı tatlı- dört çeşit kırmızı olmak üzere altı çeşit şarabı Türkiye'ye getirmişler. İki ay önce, Üniversite'deki odamda tattığım şaraplar ilginç yapılarıyla dikkat çekiyor. Çeşitler, dolayısıyla şaraplar Türkiye'de bilinen Öküzgözü, Boğazkere, Kalecik Karası veya Cabernet, Merlot, Chardonnay'den çok farklı. Eski Doğu Bloku ülkelerinin temel çeşitleri olan Saperavi ve Rkatsiteli size yeni tatlar sunuyor. Şarabı, diğer içkilerden ayıran ve bir kültür içkisi olmasını sağlayan bu güzelim farklılıklar. Şarap tadarken veya yorumlarken yapılacak en temel hata belli bir zevke saplanıp kalmak. Bu şarabın ruhuna aykırı bir durum. Kuşkusuz zevkler farklı. Ancak, farklı renkleri ve tatları, gözümüzden, damağımızdan atmayalım.
Tattığım şaraplardan en ilginç olanı 2001 yılı örneği kırmızı sek şarap; 'Kaheti Saperavi 2002'. Kakheti Bölgesinde aynı adı taşıyan Saperavi üzümünden üretilmiş. Bir yıl meşe fıçılarda bekletilmiş.Koyu nar kırmızısı renkte, vişne, kiraz aromaları içeren, üzüm çeşidine özgü oldukça belirgin bir bukeye sahip, Zarif, dengeli, damakta uyumlu bir şarap. Diğer örnekler de tatmaya değer örnekler. Denemenizi öneririm. Bakalım Türk şarapseveri Gürcü şarabını sevecek mi? Bunu da zaman gösterecek.
|
|
|
|
|
|
 |