 |
|
|
|
Konsept dedikleri
|
|
|
Bu memlekete geldiğimden beri aklımın almadığı bir şey var ki, her düşündüğümde 'Allah Allah' bu ne biçim iş dememeden edemiyorum. Antalya'da yaşayan insanların yazlığa gitmesi durumundan bahsediyorum. Bu konu oldukça enteresan geliyor bana. Kışlık evleri Lara sahilinde, yazlık evleri Konyaaltı sahilinde. Neyse herkes yazlığına gidiyor ya, ben de eksik kalır mıyım hiç yazları Side'ye otele yerleşiyorum. Ohh, benden keyiflisi yok, yiyelim-içelim, gelsin çaylar gitsin kahveler...
* * *
Durum bundan ibaret ama tabi şehre de haftada iki üç gün olmak üzere geliyorum. Geçtiğimiz perşembe günü yine yazlıkçı arkadaşlarımdan birinin evinde toplandık. Akşamüstü olduğunda eşimin Antalya' da kalıp bir yemek yiyelim isteğine uyarak hep birlikte buluşup akşam yemeğimizi yedik. Sohbetler uzadı eve dönüşümüz gece saat 01.30'u buldu. Asıl sürpriz daire kapısında anahtarı bulamadığımızda yaşadığımızdı. Küçük şoku atlattıktan sonra bir otelde kalmaya karar verdik. Ve tam oturduğumuz sitenin yanı başında bulunan ve yakın zamanda hizmete açılmış olan The Marmara Oteli'nin resepsiyonunda kendimizi buluverdik. Enteresan bir duygu yaşadığımı itiraf etmeliyim. Tam üç yıldır bu otelin temelinden bugüne kadarki tüm olumsuz etkilerini yaşamış biri olarak bittiğinde burayı ziyaret etmek istiyordum. Otel inşaatının tozundan pencerelerimizi açmamamıza rağmen, her gün temizlenen evden bir karış tozun eksik olmadığı ve bir seferinde beton pompasının hortumunun bizim binanın yatak odaları pencerelerine girdiği bu otelin tüm eziyetini yaşamış olan bizlerin oraya gittiğimizde özel ilgi göreceğini zannediyordum. Oysa ki bu mecburu konaklamamızdan dolayı 200 küsur Euro'yu bayılmak zorunda kalmak ilk buluşma için yeterince kötüydü.
Ayrıca, eşim de mesleği gereği her gittiğimiz yerde önce etrafı incelemeye alır sonrada iyi kötü eleştirilerini dile getirir. İlk defa sonsuz haklı olduğunu düşündüğüm The Marmara Oteli'nin dekorasyonu ile ilgili görüşünü ancak siz de gidip görerek anlayabilirsiniz. Konsept otel adı altında ne yaparsan yap tekniği ile modaya uydurulan oteli neredeyse kaba inşaat halinde bırakmışlar. Otel lobisinde kolonlar yarısı giydirilmiş, yarısı beton yüzeyiyle dururken, odalarda tavanlar tamamen yine beton yüzeyiyle bırakılmış.
Duvarlar renkli boyaların yardımıyla neşelendirilmiş. Bir yatak, iki komodin, bir televizyondan ibaret odanın ayrı gibi görünen tuvalet ve banyosu tek kapı işlevli. Sakın gardırop aramayın, giriş kapısı arkasındaki duş perdesine benzer perdeyi kaldırın işte orası sizin dolabınız. Başkaları nasıl bakar bilemiyorum ama otelci gözüyle baktığınızda maliyetin ne kadar aza indirildiğini anlamak için müneccim olmaya gerek yok. Hatta eşim dedi ki 'Bunu biz yapsak paradan kaçmış derler, otelin adı The Marmara olunca konsept otel diyorlar.' Vallahi haklı ne diyeyim. Bu arada restoranını beğendiğimi söylemeden edemeyeceğim, cıvıl cıvıl... Evinizin yanı başındayken orada kalmak ve bir dünya para ödemek zorunda kalmazsınız umarım ama mutlaka bir gün ziyaret edin... Ayrıca 'İş bilenin, kılıç kuşananın' diyerek ön tarafta bulunan döner binanın altında bir akşam üstü kahvesi içmek çokda hoş olabilir. Hoşça kalın..
|
|
|
|
|
|
 |