17 Temmuz 2005 Pazar       




 

Özer Saraçoğlu


 
ozer.saracoglu@aksam.com.tr

Karışığım

   
 
Bu Pazar karışığım biraz.. Ama okuyunca siz de hak vereceksiniz, Antalya, aylardan temmuz, iyi gibi görünüp bir türlü ağızda beklenen tadı bırakmayan işler, karışığım vesselam..

Temmuz sendromu

Yazın bu dönemi hep böyle olur. İşler rutine girer, hava çok sıcak ve nemlidir. Benim içimi bilinmez bir sıkıntı kaplar, enerjim biter ve mutsuz bir surat üstüme yapışır.

Bu temmuz da durum aynı.

Ne konuşmak, ne dinlemek, ne de okumak istiyorum.

Çarşamba günü yazımı ilk kez geçerli mazeretim olmadan boş geçtim. Hepimiz zaman zaman böyle oluruz, hayattan mazeretsiz izin alır, günü bile yaşamak istemeyiz. Allah'tan çabucak çıktım bu ruh halinden...

Bu duruma 'son' demeli, yeniden hayata dönmeliydim ve bu sabah çok çok erken kalktım. Çay, poğaça ve gazetelerin spor sayfalarıyla güne başladım. Bir, iki köşe yazısı, magazin dünyasından dedikodular, Erdemir'in satış masalı, arkasından koyu, sade Türk kahvesi, kendimi daha iyi hissettim, ofise gelip koltuğuma oturdum ve bilgisayarda 'on' tuşuna kuvvetlice bastım.

Seyirciden taraftara

dönüşebilmek..

Futbolla başlamak istiyorum, dikkatimi çekti, uzun süredir ilk kez Antalyaspor bir spor gazetesinde (Fanatik) tam sayfaya yakın haber olmuş.

Bu önemli bir gösterge.. Gündemde kalır, gündemi belirlerseniz futbol arenasında bir, hatta iki adım öne çıkarsınız.

Centilmenlikle pısırıklığı karıştırırsanız, verilmeyen penaltılar ve yanlış kalkan bayraklarla yaşamaya başlarsınız. Futbolda hep önde ve gündemde olacaksınız, yoksa sizi ezer geçerler.

İnanın bana bu yazdıklarımı yaşadım ve abartmıyorum.

Avaz avaz bağırmaktan bahsetmiyorum ama futbol dünyasında yerinizi, konumunuzu ve duruşunuzu belli etmeniz çok önemlidir. Lider kimliğiniz hep ceketinizin yakasında asılı durmalıdır.

Antalyaspor sanırım doğru yolda ve büyük takım olduğunu hatırladı.

'Ben Şampiyon olacağım ve hakkım Süper Lig' demeye her fırsatta devam etmeli.İstemeli ve istediğini belli etmeli.

Umarım turizmin başkenti Antalya da bu rüzgarı hisseder ve artık bu yıl takımına 'seyirci' değil 'taraftar' olur.

'Keşke'ler koleksiyonu

Sabah'ta Hıncal Ağabeyimin sayfasında bir paragraf vardı. Fatih Abi (Altaylı) için yazmış. Belki de sizlere bir şey ifade etmeyen ama beni tam 17 sene önceye götüren benim için çok özel bu satırları okurken içim sızladı, biraz tatlı, biraz acı anılarım canlandı..

Gelişim Spor diye bir futbol dergisi hatırlar mısınız?

Benim iki senem geçti, o derginin hazırlandığı koridorlarda.

Ne çalışandım, ne stajyer.

Mekteb-i Sultani bitmişti, fakülteye yeni başlamıştım, hergün işletme derslerini kırıp, ağabeylerimin yanına futbol konuşup, gülüp, eğlenmeye gidiyordum. Atlıspor Kulübü'ne yakındı, öğlenleri mangal partisi oluyordu, Galatasaray'ın Başkanı Yalman, Hocası Denizli de sık sık katılıyordu 'başkaları pişirsin ama biz yiyelim' ziyafetlerine..

Ne günlermiş!!!

Asil Nadir'in onlarca mersedesten oluşan konvoyla binaya gelişi, Hıncal Ağabeyin herkese açık ofisi,benim lokum ticaretine (!) karar verdiğim gün, masasında beraber hazırladığımız kutu eskizleri, derginin kapanış kararının alındığı acı gün, son kapak resminin seçildiği duygusal an, hepsi gözümün önünden film şeridi gibi geçti.

Çok güzel günlerdi, galiba değerini bilemedim ya da çabuk geçti farkedemedim.

Sabah çatısı altında buluşurlar mı bilmiyorum. 'Keşke'ler koleksiyonuma bir yenisini daha ekliyor, iki damla yaşı gözlerimden silip bugünlük bu kadar diyorum.

Size iyi pazarlar ya bana? Bilmiyorum, dedim ya, karışığım..


 
 

Diğer YAZARLAR

 



 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir