16 Temmuz 2005 Cumartesi       




 

Gültekin Kara


 
gultekin.kara@aksam.com.tr

Eşit mesafe

   
 
Yılan hikayesine dönen Telekom'da en sonunda somut bir adım atıldı. İhaleye çıkıldı ve bir teklif alındı. Tarihin en yüksek özelleştirmesinde top şimdi Ankara’da. Bu ihalenin ardından davalar, demeçler, yorumlar, tespitler gırla gidiyor.

Fiyatı ucuz bulanlar, peşin niye tercih edilmedi, kamu yararı gözetilmeli diyenler...

Bence, bir malın fiyatı o an içinde alıcı ile satıcı arasında oluşur.

Eğer alıcının verdiği fiyat size uymuyorsa, satmazsınız. Geçmişte TEKEL'de yaşandığı gibi. Ama bazı şartlar gereği 'tok satıcı' değilseniz, 'umduğunuza değil, bulduğunuza' razı olmanız gerekir.

Fiyat konusundaki bu kabataslak yorumu, detaylandırarak geliştirmek herkesin kendi doğruları çerçevesinde, TT'nin özelinde değişik görüşlerin sergilenmesi mümkün.

Dileğim, Ankara'daki yetkililerin de kendi doğruları ve şartları çerçevesinde en iyiye ulaşmaları.

Ancak benim bu satışta kafama takılan bir şey var; o da rekabet. Özellikle GSM sektöründeki rekabet.

Bu alanda Turkcell, 25 milyonu geçen abonesiyle pazarın tartışmasız lideri. Onu Telsim ve Avea takip ediyor. Bu noktada kimin ikinci, kimin üçüncü olduğunun bence bir önemi yok. Telsim'in durumu belli. Uygun bir talip çıkarsa satılacak.

Avea ise, ayrı ayrı iki şirketin (Aria, Aycell) birleşerek, tek vücut olmasının ardından atağa kalktı. Bu atağın arkasında, her ne kadar 'herkese eşit mesafede duruyorsa' da TT’nin bence etkisi büyük oldu.

Zira, Avea'da (yaklaşık rakamlarla) yüzde 40 TT'nin, yüzde 40 TIM'in, yüzde 20 de İş Bankası'nın hissesi bulunuyor. Dolayısıyla, sırtını sağlam ortaklara dayayan Avea'nın birleşme sonrasında iyi bir ivme yakalaması gayet normal.

Verilen hizmet gereği piyasadaki GSM operatörlerinin, TT'ye mutlaka 'işi düşüyor.'

Bugüne kadar işin içinde devletin olması başta da belirttiğim gibi 'eşit mesafenin' korunmasını bir anlamda zorunlu kılıyordu.

Ancak, devletin çekilerek TT'nin hisselerini (farklı bir gelişme yaşanmazsa) Saudi Oger konsorsiyumuna devretmesiyle 'eşit mesafe' korunabilecek mi?

Adil davranmak zorunda olan bir ortaktan, hedefi para kazanmak olan bir ortağa geçişte haksız bir rekabet söz konusu olabilir mi?

GSM'i bir kenara bırakırsak, TT'nin özelleştirilmesi öncesinde Telekom pazarının rekabete açılması gündemdeydi. Uzak mesafe konuşma lisansları, ADSL, 118 gibi alternatif hizmetlere ilişkin lisanslar konusunda çalışmalar yapılıyordu. Amaç, pazarın serbestleşmesiydi. Bu alanda olumlu niyet beyan edilip bazı çalışmalar da yapıldı. Birçok firma, devletin niyeti doğrultusunda çok önemli yatırımlar yaptı.

Ama, söz konusu çalışmaların, devlet ayağı özelleştirme öncesinde tamamlanmadığı için TT halen tekel konunumunu sürdürüyor.

Şimdi bu tekelin, devletten çıkıp, özel sektöre devri söz konusu olunca, yine aynı soru karşımıza çıkıyor: 'Para kazanmak isteyen bir şirket. Amacı kar olan bir yapı (ki burada hiçbir yanlış yok). Adil olabilir mi?'

Saudi Oger yetkilileri, 'Yasalar çerçevesinde hareket edeceklerini, rekabetin korunmasının kaliteyi yukarı çekeceğine inandıklarını, rekabetten çekinmediklerini' vurguluyor.

Samimi olduklarına inanıyorum.

Ne yalan söyleyeyim, ben aynı durumda olsam 'tam anlamıyla adil davranır mıydım?' diye kendime sorduğumda ise 'gür bir sesle evet' diyemiyorum.

Bu noktada Rekabet Kurulu, Telekominikasyon Kurulu, Ulaştırma Bakanlığı, Danıştay gibi kuruluşların görevinin 'işin doğası gereği benim gibi davranabileceklerin' hareket alanını yasa ve sözleşmeler çerçevesinde tutmak olduğunu hatırlıyorum.


 
 

Diğer YAZARLAR

 



 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir