 |
|
|
|
Müzik bu kapağın altında!
|
|
|
Müzik dünyasında epey şaşırtıcı gelişmeler oluyor. Benden 'kötü haberler' almaya alıştığınız için hemen içinizi ferahlatayım: Şaşırtıcı ama aynı zamanda 'çok güzel' şeyler bunlar... Örneğin plak şirketlerindeki zihniyet değişmeye başladı. Bir zamanlar (çok uzak geçmiş değil; RAKS firmasının fırtınalar estirdiği dönemlerde) bizi yaratıcılıktan yoksun/ birbirinin fotokopisi, surat galerisi/ gömlek sergisi albüm kapaklarına mahkum kılan müzik şirketleri artık sadece 'müzik'le albüm satamayacaklarının ayırtına varmaya başladılar. Hepsi değilse de, hatta çoğunluğu bile değilse de yavaş yavaş bu bilincin yerleştiği çok net görülebiliyor. Korsan CD'lerin satışını bile 'şak' diye kesen MP3 aktarımına karşı 'görsel'e dayanmaktan başka da şu an ellerinde çözüm yok aslında. Bunu en önce fark edecek kadar vizyonu geniş olan şirketler ayakta kalacak: 'Leb' demeden leblebiyi anlamak yetmiyor artık, 'leb' demeden leblebiyi yutmak gerekiyor gerektiğinde.
Aslında 'müzik' satmanın yeni yolları, tüm dünya müzik endüstrisinin üzerinde kafa patlattığı en önemli gündem maddesi. 'Albüm kapağı tasarımı'nın bir sanat olduğu batı ülkeleri için durum daha da vahimleşti. Şimdi hemen her CD'nin yanına bir de DVD koyarak yeni çıkış yolları arıyor müzik şirketleri. Hatta Amerika'da bu yıl yaygınlaşmaya başlayan sistem Dual Disc teknolojisi. Bir yüzü müzik CD'si, diğer yüzü DVD olan bu yeni format Sony'nin öncülüğünde yaygın olarak kullanılmaya başlandı ABD'de. Yaklaşık beş yıl önce Napster Vakası'yla tüm dünyanın tartışmaya başladığı MP3'ler, son bir yıl içinde plak şirketlerinin tekeline geçmeye başlamış durumda İnternet üzerinde. iPOD ve MP3-çalarların virüs gibi yayıldığı bugünlerde dünya plak şirketlerinin tek arzusu 'bir sent'e de olsa her MP3'den para kazanabilmek. Bunun yanı sıra plak ve CD koleksiyoncularını da 'es' geçmeyerek her müzik yapıtının birkaç versiyonunu birbirinden albenili kapaklar ve tasarımlarla piyasaya sürüyorlar. Müziğin sadece 'dinlenecek' bir şey olmadığını düşünenler için birbirinden tehlikeli tuzaklara imza atıyorlar. Görünen köyse kılavuz istemiyor: Müzik çok yakın bir zamanda tamamen 'bedava'ya el değiştirmeye başlayacak. Müzik şirketleri ne yaparlarsa yapsınlar, gelişen teknolojiye karşı müziğin ücretsiz el değiştirmesini engelleyemeyecekler. Aslında tehlike sadece müzik ya da sinema sektörünü tehdit etmiyor. Aslında 'sistem' tehlike altında. Zira el değiştiren asıl şey 'bilgi'. Bir anlamda 'bilgi'nin hükmettiğini söyleyebileceğimiz günümüz dünyası için 'bilgi'nin gayet kolay el değiştirilebilir olduğunun geniş kitlelerce kavranması asıl büyük tehlike sistem için. Çünkü bilginin bu kadar kolay el değiştiriyor olabilmesi 'güç'ün de kolayca el değiştirebileceğinin göstergesi. 'Matrix' bir varsayım değil aslında, yola saptıktan sonra karşımıza çıkan 'gecikmiş bir yol levhası'.
'YAR'LI ALBÜM 'YAĞ'LI YUMURTA GİBİDİR; İÇ BAYAR
Matrix'e boş verip dünyamıza, ülkemize, bugünlere geri dönersek; dedim ya bütün bu gelişmeler şimdilik biz müzikseverlere yarıyor. Albüm kapaklarını, tanıtımları, bu albümlerden alınan şarkılara çekilen şarkılara çekilen klipler gün geçtikçe daha özelleşiyor, daha da güzelleşiyor. (Tabii 'YAR' tahribatına yol açanları bu gündeme dahil edemiyoruz takdir edersiniz ki...) Yayınladıkları albümlerde bir gram 'YAR' bulunmayan bir plak şirketi var örneğin ülkemizde. 'İnanmayacaksın yar ama gerçekten böyle bir yer var' desem ne de kötü bir espri yapmış olurum, değil mi? Ama diyorum işte; 'Sen çatla yar, böyle bir şirket var'. Adı da Pasaj Müzik.
GÜL BAHÇESİ VAAD EDENLER
Pasaj Müzik'in piyasaya girişi geçtiğimiz yıl oldu. Bir girdi, 'p”r' girdi aslında... Yayınladıkları ilk albüm olan Mor ve Ötesi'nin 'Dünya Yalan Söylüyor' bugünlerde 300 bini aşan bir traja ulaşmış durumda ve son bir yılda kimsenin görmezden gelemediği rock patlamasının en büyük fişeği de bu albüm sayılıyor. Kartonetinin her sayfasında başka bir tasarımın yer aldığı Mor ve Ötesi albümünden sonra yayınladıkları -istisnasız- tüm yapımlarında da aynı özeni gösteriyor Pasaj Müzik. Yaptıkları işe olan saygıları o kadar 'bariz' bir farklılık gösteriyor ki; müzikseverlere yansımayan alanlarda da gerçekleştirdikleri işlerde de aynı hassasiyet söz konusu. Basına gönderilen promo baskılardan, info CD'lere ve albümlerin yerleştirildiği zarflara kadar her biri için ayrı bir emek harcıyorlar. Aslında işin acı tarafı şu: Onlar 'olması gereken'i yapıyorlar, işlerini gerçekten hakkıyla yerine getiriyorlar. Ama piyasada öyle bir 'basiretsizlik' hakim durumda ki gül bahçesinde karşılassak dikkatimizi çekmeyecek bir güle bataklıkta rastlayınca nasıl şaşırıyorsak onlara da öyle bakakalıyoruz bazen. Nihayetinde gül her yerde gül olduğunun da altını çizelim. Belki çok saçma belki de dünyanın anlamı bu işte: gülü koklanınca insana mutluluk veriyor.
Pasaj Müzik bu hafta iki albüm çıkardı. Biri bu sayfada albüm kartonetindeki çizimleri sizlerle paylaşmak istediğim ilk Rebel Moves albümü 'Are You Satisfied?' (ki cevabımı Pazar ekine saklıyorum), diğeriyse Pasaj Müzik'in direktörü Burçe Senem Öcal'a göre 'bu yılın albümü' olacak Şebnem Ferah'ın 'Can Kırıkları'. Her iki albümü de hafta sonu eklerinde ayrıntılı olarak yazacağım. Burgün bu iki albüm ve daha öncekiler (Aylin Aslım, Athena, Kurban, özellikle plağını da yayınladıkları Yalın ve daha daha öncekiler) için gösterdikleri özenden dolayı kendilerine bir müziksever olarak teşekkür etmek istiyorum sadece. Sizler ve sizin gibi işini layığıyla yapan insanlarla karşılaşmak çok güzel Sevgili Burçe, Sevgili Emre ve diğer tüm Pasaj Müzik çalışanları. Sizin gibiler de olmasa kimseler bize gül bahçesi vaat etmeyecek şu bataklık mevsiminde...
|
|
|
|
|
|
 |