 |
|
|
|
Sansürsüz İran
|
|
|
Fotoğrafa biraz daha dikkatli bakar mısınız?
Dalgalara, küçük kızın dansına ve doğaya? Gördünüz mü uyumu? Doğanın insanla birlikte hareketini? Müdahalesiz akışın resmini?
Hayatın özeti bence bu fotoğraf. Yani hareketin serbest kalması... Enerjinin istediği yönde ilerlemesi... Akıntıya kapılıp doğru yolu bulması...
Bu kareyi fotomuhabiri arkadaşım Bülent Tavlı, Tahran yakınlarında bir dinlenme yerinde çekti. Kentin 45 dereceye varan sıcağından kaçanların sığındığı bir yerde. Politik duvarların ve tek kalıp modellerin 'davranış biçimi' olarak ortaya konması gereken uzun günlerin ardından özgür ruhların buluştuğu kahvede.
Öyle büyülü bir kahveydi ki burası, biz de biraz nehre, biraz ona uyum sağlamış insanlara kapılıp çoğaldık o akşam. İran maskelerimizi çıkardık, kentte kaldığımız yerde bıraktık.
Ve başka bir dünyanın kapılarını araladık. Korku yoktu bu dünyada. Şikayet değil ama başkaldırış ihtiyacının özlemi vardı yüzlerde. Samimiyet vardı. Bastırılan coşkunun dışa vurumu vardı. Kahkaha, hareket, rahatlama, biraz da taşkınlık vardı, vardı. VARDI...
Ama mecburi boyun eğişlerin buruk onayı da vardı. Özellikle küçük kızın dansında. Birkaç yıl sonra toplum içinde dans etmesinin imkansızlığına inat, tüm bedeniyle salınıyordu nehrin üstünde. Çevresindeki kadınların enerjisi, hapsedilecek coşkunun gücü ve son demlerin kamçılayıcı ilhamıyla...
O akşam orada başka bir İran gördük. İnsanların hayatı sorgulama rahatlığı gösterebildiği bir İran. Mecburiyetlerin kalktığı ve herkesin kendi olduğu bir İran. Ve ısmarlama maskelerden arındığında, özünde bize ve herkese benzeyen bir İran...
İnsanlar, gündüzleri sokakta konuştuklarımızdan farklıydı. Yeri geldi küfür ettiler yaşamlarına, yeri geldi övgüler dizdiler sahip olduklarına. Yüksek kahkahaları ilk ve tek orada duyduk. Saat gece yarısını geçtiği halde evlere davet edildik. Ve gözlerdeki yaşam pırıltısının asla yok olmayacağına bir kez daha inandık!
Şimdi, İstanbul'da rahat evimden ve klimalı gazetemden kuşbakışı fotoğraf daha net görünüyor. Dünyanın neresine, hangi sistemine giderseniz gidin, hangi davranış biçimlerini, inanç sistemlerini görürseniz görün, insanlar tüm bunlardan sıyrıldıkları ve çıplak kaldıkları yerde tek aslında: Yaşamak isteyen, korkuları olan ve sığınmak için güvenli bir yer arayan...
Kimi başörtüsünün altına gizliyor soru işaretlerini, kimi bikinisiyle yok saymaya çalışıyor tereddütleri. Kimi cevaplayamadıklarını unutmak için iş temposuna sığınıyor, kimi de yeni bir şeyler bulurum umuduyla, farklı görüntülerdeki aynı insanlara seyahat ediyor durmaksızın...
|
|
|
|
|
|
 |