Geçen hafta sonu Bozcaada şaraba ve müziğe doydu. Bozcaada 1. Şarap Tadım günleri 24-25-26 Haziran tarihlerinde gerçekleşti. Adalı ve ada dışından gelen çok sayıda şarapseverin katıldığı, doyasıya şarap tadıp, müzik dinlediği tadım günleri bir festival havasında geçti
Bozcaada 1. Şarap Tadım Günleri Bozcaada Kaymakamlığı, Bozcaada Belediye Başkanlığı ve Bozacaada'da faaliyet gösteren dört üretici firma; Talay, Corvus, Yunatçılar ve Ataol şarap fabrikalarının katkılarıyla gerçekleşti. Bozcaada'nın genç, dinamik ve çağdaş düşünceli bir kaymakam ve konuya sıcak çok bakan bir belediye başkanıyla neler yapabileceği üç gün boyunca gözler önüne serildi. Aşırılığa hiç kaçılmadan, yazın bu güzel güneşli günlerinin coşkusuyla şarapseverler doyasıya eğlendiler ve adanın şaraplarını tattılar. Üreticiler de, şarap gibi Türkiye'de bazı çevrelerce uzak durulan bir konuda ilk kez devleti arkalarına almanın mutluluğunu yaşadılar.
Aslında Bozcaada'nın bakir güzelliği son 5-6 yıldır keşfedilmiş. Giderek görkemli villalar ve etrafındaki bağlar artmış. Bundan dört yıl öncesinde geldiğim adanın çehresi çok değişmiş. Umarım binalaşma makul ölçüde kalır ve bağlara yatırım daha da artar. Ada tam bir bağ ve şarap bölgesi haline gelir.
Sırası gelmişken Bozcaada Kaymakamı Sayın Bilal Bozdemir ile yaptığım kısa söyleşiyi sizlere aktarmak isterim. Kaymakam Bey, bağcılık ve şarapçılığı geliştirmek amacıyla Tarım İlçe Müdürlüğü ile birlikte hareket etmiş, üreticiye makul fiyattan fidan temin edilmesini ve bağcılığın giderek artmasını sağlamış. Adada modern bağcılığın önünü açmaya çalışmış ve üretici firmaları desteklemiş, yeni yapılacak bağ ve şarap yatırımlarının önünü açmış. Üreticilerle tek tek ilgilenmiş, şarabın Bozcaada turizmindeki önemini kavramış ve şarap üreticilerine köstek yerine destek olmuş. Belediye Başkanlığı da aynı yönde davranınca ortaya Türkiye'nin çağdaş yüzü çıkmış. Kaymakam ve Belediye Başkanı Bozcaada Şarap Tadım Günleri'nin giderek gelenekselleşeceğinin müjdesini şimdiden verdiler. Sokak eğlenceleri
'Bozcaada 1.Tadım Günlerinin' ilk günü halka açık bir şarap paneli ile başladı. Kıymetli Dostum, Bozcaada Derneği Başkanı Akın Baran'ın yöneticiliğinde Ankara Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü'nden benim, ODTÜ Kimya Bölümü'nden Dr. Senem Kıralp, Trakya Üniversitesi Turizm Bölümü'nden Yrd. Doç. Dr. Emel Gönenç Güler ve ÇOMÜ Gıda Mühendisliği Bölümü'nden Prof.Dr. Selma Güven'in katıldığı panelde şarap kültürü, şarabın sağlıkla olan ilişkisi, şarabın turizmdeki yeri, Türkiye ve Bozcaada'daki şarap kültürü gibi önemli konular tartışıldı. Dinleyicilerin sorularıyla sohbet gelişti ve konu şarap olunca da güzelleşti! Akşamına üretici firmaların şarap üretim tesisleri gezildi. Üretimleri hakkında bilgi alındı ve ürettikleri şaraplar, her firmanın kendi üretim evinin tesislerinde düzenledikleri kokteyllerde tadıldı. Eğlence Avrupa'da olduğu gibi sokaklara taştı. İstanbul Konservatuarından gelen müzisyenlerin yaptığı canlı müzikle herkes coştu. Kendimi bir an için bundan dört yıl önce kongreye gittiğim ve sonunda benzeri bir eğlenceye katıldığım İspanya'nın dünyaca ünlü Sherry bölgesi 'Jerez de la Frontera' sokaklarında sandım!
Eğlence bu kadarla da kalmadı kuşkusuz. Ertesi sabah erken kalkıp Talay firmasının ve adanın bağlarını Ahmet Talay'la birlikte gezdik. Adanın güzelim dokusunu, Çavuş, Kuntra, Vasilaki bağlarını ve yeni kurulan Cabernet Sauvignon ve Merlot bağlarını inceledik, toprağını kokladık. Öğleden sonra, kendimi Corvus'ta buldum. Reşit Soley kısa süre içinde son derece modern, herkesin takdir edeceği bir tesis kurmuş. Avrupa'nın modern işletmelerinde ne varsa adaya getirmiş. Birkaç yıl içinde iddialı şaraplar üretmeye aday. Zarif kardeşi Mine Hanım'ın konukseverliğinden ve Corvus'a katkısından bahsetmeden geçemeyeceğim. Sayesinde nefis bir bağ gezisi yaptık. Corvus ikinci günün akşamını kavında düzenlediği nefis bir Bülent Ortaçgil konseri ve şarap sunumuyla sürdürdü. Her yer şarap fıçıcısı
Talay firması da Corvus'tan aşağı kalmadı. Kavının içinde düzenlediği klasik müzik konseri tek kelimeyle harikaydı. Düşünün; yer Bozcaada, sağınız solunuz şarap tankı ve fıçısı, İstanbul Konservatuarı'ndan seçkin sanatçılar muazzam bir klasik müzik dinletisi gerçekleştiriyorlar. Ömer Hayyam aramızda olsaydı, herhalde bir rubai de ada için yazardı. Yunatçılar da benzeri bir dinletiyi kavlarının önünde, nostaljk müzikler eşliğinde güzel şaraplarıyla birlikte sundular.
Adada çok sempatik restoranlar da var. Ancak, ülkemizdeki en değerli araştırmacılardan Gurme Dr. Engin Yenal'ın evinde davetli olup, üç domates ve lor peyniri soslu spagettisini, ada şaraplarıyla birlikte tatmak doğrusu büyük bir zevkti.
Ada şarapları hakkında genel bir değerlendirme yapmak gerekirse; üretici firmalar bazı eksiklerine karşın, şaraba gönül vermişler ve her geçen gün kaliteyi artırıyorlar. İleri yıllarda kuşkusuz daha iyi şaraplar gelecek. Bunun için her türlü donanım ve teknik imkan var. Mutlaka bir hafta sonunu bu adaya ayırın ve şaraplarını tadın. Seneye böyle bir festivali sakın kaçırmayın. Adada Şarapçılık
Ada genel olarak Akdeniz iklimine sahip, ılıman bir iklim yapısına sahiptir. Bağcılık ve buna bağlı şarapçılık adanın balıkçılıkla birlikte temel kültürüdür. Nitekim adanın bitki örtsünün % 31'ini bağlar oluşturmaktadır. Ada bağcılığının ve şarapçılığının bu denli gelişik olmasının iki temel nedeni var: Adanın bağcılığa son derece uygun olan, andezit ağırlıklı, kumlu, killi, taşlı tabaklardan oluşan farklı tipte toprak yapısı vardır.
Adada genelde Akdeniz iklimi hakim. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer. Diğer yandan, iklim yapısı ve özellikle boğazın tam çıkışında yer alması nedeniyle kuzeyden gelen rüzgarların hakimiyeti ve gece-gündüz sıcaklık farklılıklarının şarap üretimi için bağcılığa son derece uygun koşullar yaratması, şarap üretimi için büyük avantajdır. Adada yıllardan gelen zengin bağcılık kültürü farklı üzüm çeşitlerinin adada yaygınlaşmasını sağlamıştır. 17. yüzyılda Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde Bozcaada şarapçılığı övülmüş ve paraların üzerindeki üzüm formlarından bahsedilmiştir. Homeros'un Ilyada'sında da Tenedos şarapçılığından bahsedilmiştir. Ancak 18.yüzyılın ikinci yarısından itibaren Avrupa bağlarını tehdit eden filoksera zararından etkilenince adanın yerel üzüm çeşitleri yok olmuş. XX. yüzyılda adaya Karasakız, Vasilaki, Kuntra ve Karalahna gibi şaraplık üzüm çeşitleri gelse de, bunlarla daha çok kaliteli sofra şarapları üretilmiştir. Kuşkusuz, ada bağcılığı denildiğinde, artık adanın sembolü haline gelen Bozcaada çavuş üzümünü unutmamak lazım. Sofralık bir çeşit olan Çavuş, adada en lezzetli örneklerini vemektedir. Son dönemde adaya yapılan şarap yatırımları giderek artmakta ve Cabernet Sauvignon, Cabernet Franc, Merlot ve Chardonnay gibi üstün kalitede şarap verebilen üzüm çeşitleri adapte edilmektedir. Kuşkusuz adadaki bu gelişimde şarap üreticilerinin bireysel katkıları önemlidir. Ancak, bu gelişim sadece bireysel yatırımlarla kalmamalı, adanın farklı özellikteki bölgelerinde Üniversite ve devlet desteği ile yatırımlar artırılmalı ve doğru üzüm çeşitleri bölgeye doğru üretim teknikleriyle yerleştirilmelidir. Çünkü, Türkiye'de deniz ürünlerini ve şarabın kalitesini birleştirecek özel bölge sanıldığı kadar çok değil. Bozcaada bu yönüyle Türkiye'nin önemli bir şarap ve turizm bölgesi olmaya en yakın aday. Böylece tarihteki eski unvanına da yeniden ulaşacaktır. Bozcaada'nın kısa tarihi
Bozcaada, Antik çağdaki adıyla Tenedos; Kuzey Ege denizinde, Çanakkale boğazının 12 deniz mili güneyindedir. Çanakkale il merkezine 25, Gökçeada'ya 17, ulaşımın sağlandığı Yükyeri feribot iskelesine 4 deniz mili uzaklıktadır. Etrafındaki 17 adacıkla birlikte yüzölçümü 37.6 km2'dir. Gökçeada ve Marmara adasından sonra Türkiye'nin üçüncü büyük adasıdır.
Bozcaada (Tenedos) tarihine kısaca göz atarsak; ada önce Aiolis halkının, sonra da Persler'in egemenliğine girer. Bir süre sonra Pers egemenliğinden çıkarak, 'Delos Deniz Birliği'ne katıldıysa da İ.Ö. 389 yılında yeniden Persliler adaya hakim olur. Sırasıyla Helen, Roma ve Bizans egemenliklerinde yaşadıktan sonra 1377 yılında Venedikler tarafından işgal edilir. Fatih Sultan Mehmet tarafından 1455 yılında Osmanlı hakimiyetine geçer. Girit Savaşı sırasında yeniden Venedikliler'in hakimiyetine geçse de, Kaptanı Derya Mezomorto Hüseyin Paşa'nın komutasında idare edilen Bozcaada Deniz Savaşı sonunda, bazı Ege kara parçalarıyla birlikte, 1697 yılında tekrar Osmanlı hakimiyetine geçer. 1807 yılında Cebelitarık'tan geçen Rus donanması adayı işgal eder ve sembolü olan ünlü kalesi yıkılır. 1866 yılında II. Mahmut döneminde, Osmanlılar tarafından yeniden alınır, kale yeniden yapılır ve Limni sancağına bağlanır. 1912 yılında Balkan Savaşı sırasında Yunanlılar tarafından işgal edilen ada, 1923 yılında Lozan Antlaşması ile Türkiye topraklarına katılır. Doç. Dr. Ertan Anlı - anliertan@yahoo.com