04 Temmuz 2005 Pazartesi       




 

Burhan Ayeri


 
burhan.ayeri@aksam.com.tr
burhan.ayeri@superonline.com

Bu kez kaçış yok

   
 
Öncelikle bir konuya açıklık getirmek zorundayız. Kazım Koyuncu'nun vefatıyla yoğunlaşan tepkiler bazı kafalarda soru işaretleri yarattı. Aldığımız mesajlara verdiğimiz cevabı burada tekrarlamak istiyoruz; 'Karadeniz insanı, ülkesinin bayrağından yanadır. Trabzon öncelikli olmak üzere bu yörenin halkı, Türkiye'nin çimentosudur'. Hani bazı kötü niyetlilerin olayı çarpıtmaya kalkma çabaları karşısında bunları yazan olmak istedik. Bunu noktaladıktan sonra Çernobil faciasının ne olup, olmadığını merak etmeyen yönetimleri eleştirmek en doğal hakları. Bağırlar yandı, endişeler büyük. Geçmişin üst üste binmiş vurdumduymazlığını temizleme görevi ise mevcut hükümete düşmekte. Yıllar yılı uyuduk, biraz daha bekleyip eğer yine de ikna olmazsak, Volkan Konak'ın isyanına katılanlar arasında olacağımıza şimdiden söz veriyoruz.

'Yakın Takip'te ortalık ağlama duvarına döndü. Kapımızın önünde meydana gelen nükleer sabotaj karşısında isyan doğaldı. Dünkü gazetelerde dönemin bakanının 'Yirmi yıldır çay içiyorum. Bir şey olmadı' diyen demecini okuyunca, az daha üşütüyorduk. Panik yaratma arzusunda değiliz ama, 'Ne tedbir aldınız?' diye sorarken bile, ne kadar geç kaldığımızın farkındayız. Bırakın emniyeti sıfır nükleer santralları, Avrupa'nın radyasyonlu atıkları Tuna Nehri yoluyla elli yıldır Karadeniz'e gönderildi, kimsenin çıtı çıktı mı? O da yetmedi İtalya'nın, Almanya'nın kimyasal zehirleri özel gemilerle taşındı yine bu denize. Varillerle atıldı. İskenderun Körfezi'ndeki son skandalın başlangıç tarihini hatırlayanınız var mı?

Star'da konuşanlar arasında Mehmet Ali Beşli ve Metin Kalaç gibi sanatçılar isyanlarını sergilediler. Trabzon Dernekler Birliği Başkanı Tahsin Usta daha dengeli laflar etti. Sağlık Bakanı'na güvendiğini, söz aldıklarını açıkladı. Telefonla programa katılan Sunay Akın, Şenol Güneş ve Nihat Genç zaman zaman eleştirel, arada hesap sorar gibiydiler. Tabii ki haklıydılar.

Hani merhum Koyuncu'nun ömrü yetse 'Tulum ile Gayda'yı bir araya getiren müzik çalışmaları' yapmayı planladığı da anlatıldı. Gördüğümüz kadarıyla Kazım'ın vefatı müzikteki gelişmeleri görmemize engel oldu. Ancak, çok büyük bir başarıya imza attığı gün gibi ortada. Kaderciliği yıktı. İnsan sağlığı başta, dünyanın geleceğini yönlendirecek 'Çevre Bilinci'ni bir 'Promete Ateşi' gibi yaktı. Artık bunun sönmesi mümkün değil.

Volkan Konak'a özel olarak yer vereceğiz. Verdiği mesajların yeni olmadığını o da bilmekte. Canını, ciğerini kaybettiği yine bir kanser vakasından sonra bestelediği 'Cerrahpaşa' adlı şarkı, Türkiye'de çevre-sağlık ilişkisini irdeleyen ilk müzikli protesto hareketidir. Kazım Koyuncu'nun Dido'su, kafalarda ve kulaklarda Cerrahpaşa'yı tamamlayan eser olarak yankılanmaya devam edecek. Bütün bu gerçekler ışığında, Karadenizli'ye bir ben gibi yapışan kanseri temizleme birinci öncelikli görev haline geldi. Artık kimse, kulağının arkasına yatıp 'Çek bir radyasyonlu' deme esprisine sahip değil.

Dileriz, ortalığa yayılan korku ve yol açtığı hastalık paranoyası ortadan kaldırılır. Tabii ki, herkesi ikna eden bilimsel raporlarla...


 

 

Diğer YAZARLAR

 



 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir