04 Temmuz 2005 Pazartesi       




 

Ahmet Tulgar


 
ahmet.tulgar@aksam.com.tr

Kır kahvesi

   
 
Bana kalsa ben hep böyle yaşarım. Berlin'deki gibi. Ama işte Türkiye'ye gelince durum değişiyor. Bırakın tasarruf yapmayı -cebimden ve enerjimden tasarruf yapmayı- günün sonunu, ayın sonunu zor getiriyorum Türkiye'de. Çünkü bu ülke, özellikle de bu şehir, İstanbul bir şekilde, artık ne ara olduysa, zenginlerin eline geçmiş iyiden iyiye. Buna göre tanzim olmuş. Reorganize olmuş. Tüketebilenlerin, tüketimin şehri olmuş. Üretenlerin değil.

Toplumdaki işlevime uygun biçimde, toplumdaki işlevimin dayattığı doğrultuda hareket etmem durumunda, yani ev, semt kriterleri, giyim kuşam gereklilikleri, dışarı çıkma, yemeğe çıkma, çıkarma zorunlulukları, standart filan derken, bir de bakıyorum ki, bütün aldığım, kazandığım parayı yaşam tarzımı, bu yaşam tarzını, gazeteci yaşam tarzını yeniden üretmeye, sürdürmeye harcamışım. Toplumun benden beklediği tarzı gerçekleştirmeye yani.

Alım gücünün bu kadar düşük olduğu, emeğin bu kadar ucuz olduğu bir ülkede günlük hayatın fiyatının bu kadar fahiş olması, orta sınıfı bile süründürecek, ancak zenginleri ayakta bırakacak seviyede olması ne tuhaf!

Tabii iktisadi matematikle bakarsak aslında bu önce tüketimi, sonra üretimi, giderek bütün ekonomiyi daraltacak, sonunda kapitalist sınıfı da zorlayacak bir durum. Sadece kazanç açısından değil, güvence açısından da. Güvenlik açısından yani. Sınıf rasyonelleri ile bakacak olursak tabii.

Ama Türkiye'yi, Türkiye hayatını matematiğin formüllerine, iktisadın mantığına uydurmak zor. Sınıf rasyonellerine, sınıf mücadeleleri tarihine de.

Burada da sorun bizde. Bizler, yani çalışanlar, yani emekçiler, alt ve orta sınıflar bu gidişata dur demeyip, bu yönde örgütlenmeyip, taksitli, faizli, bireysel kredili pazarın girdabına kaptırırsak kendimizi, elimizi kaptırıp kolumuzu kurtaramazsak bu çarktan, bu ömür törpüsünden, ne yapıp edip bu zenginlere göre tanzim edilmiş gündelik hayatın isterlerini karşılamak için akla karayı seçersek, bu durum, bu acınacak durumumuz böyle sürer. Ne cepte para kalır ne dizde derman. Daha beteri: Ar, namus bile kalmaz, kalmıyor da zaten kontrolünü kaybedenlerde. Önlerindeki sınıf atlamacıları, uzun atlamacıları örnek alanlarda.

Bir işçi sınıfı hayatı kuramadık, bari bir orta sınıf hayatı kurabilseydik şu şehirde, şu ülkede yahu. Ama bu da olacak gibi görünmüyor henüz. Bir belirti yok.

Caddelere bakmak yetiyor. Kardeşim, nereden bulup buluşturuyorsunuz da kuruluyorsunuz her gün yüzlerceniz bu hacizli araçlarınıza? Amaçsız araçlarınıza? Çıkıyorsunuz trafiğe. Çevreye zarar, nakte zarar, vakte zarar.

İndireceksin ikisini arabasından, 'Soyunur musunuz, sayın sürücüler, bir soyunun hele' diyeceksin, bakacaksın don giyebilmiş mi altına? Giymişse onu da taksitle almıştır, ödeyene kadar o da delinir.

Hadi, şimdi şöyle yapalım bari. Madem başkaldıracak, kapitalizmi yıkacak mecal, bilinç, konjonktür yok şu sıralar, oluşmamış henüz, o zaman biz de bir orta sınıf tavrı geliştirelim. Orta sınıf ahlakı. Bir orta sınıf protestosunu dillendirelim.

Berlin'de mesela öyle kolay değil. Sıkıysa sergile, abart paranın gücünü. Kullan başkalarının gündelik keyfini kaçıracak şekilde nereden edindiysen artık o serveti. Adamı doğduğuna, zengin olduğuna pişman ederler. Utancından yerin dibine geçirirler.

Hadi, biz de işte böyle parasıyla övünenleri, parasını arsızca sergileyenleri horlayalım, dalga geçelim. Arabalarında giderken, trafiği tıkarken, kaldırımlarımızı işgal ederken tartışalım onlarla. Suni ihtiyaçlardan el çekip gerçek ihtiyaçlarımızı saptayalım, listeleyelim. Almayalım elden geldiğince onların saptadığı fiyattan bir şeyi. Bir bakarsınız bize endekslemek zorunda kalırlar bazı şeyleri. Gündelik hayatı.

Oturup kalalım bir kır kahvesinde, bir çay bahçesinde. Denize bakalım henüz kuşatılmamış bir yerinden.


 

 

Diğer YAZARLAR

 



 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir