04 Temmuz 2005 Pazartesi       




 

Ersan Özer


 
ersan@itiraf.com

Dünyanın en büyük markası: Çocuk

   
 
Cüzdanımda iki tane kredi kartı var. Biri Yapı Kredi'nin World Card'ı, diğeri Garanti'nin Bonus'u.

Reklamlarını çok yaratıcı bulduğum için Bonus'a sempati duyuyorum. Bütün bankacılık işlemlerimi Garanti'den yapıyorum. Kişisel tasarruflarım da Garanti Bankası'nda.

Fakat ne hikmetse kredi kartına gelince yoğun olarak kullandığım World Card.

Ödeme günü geldiğinde Bonus'a 1 lira yatırıyorsam, World Card'ınki 5 lira oluyor.

Ancak bu anlattıklarım haziran ayı itibarıyla değişti. Çünkü bir arkadaşım laf arasında Bonus Card ile kazanılan puanın World Card'a göre daha avantajlı olduğunu söyledi.

Arkadaşımın dediği doğru olmayabilir. Araştırmadım. Bilmiyorum.

Belki de tam tersine, World Card daha avantajlıdır.

Ama yetti. Kredi kartı kullanma alışkanlığım bir anda 180 derece döndü. Artık elimi cüzdanıma her attığımda Bonus'u çıkarıyorum.

Bu benim yaşadığıma 'ağızdan ağıza pazarlama' deniyor.

Kerli ferli uzmanlar oturup haftalar, aylar süren tartışmalar yaparak markalarını nasıl konumlandıracaklarına, nasıl bir pazarlama stratejisi izleyeceklerine karar veriyorlar. Bu fikirleri büyük reklam harcamalarıyla bize ulaştırıyorlar.

Ama tüketici, tanıdığı ve sözüne güvendiği birinin lafıyla kullanım alışkanlığını değiştiriveriyor. Yıllardır kullandığı markayı ebediyete intikal ettirip diğerine transfer oluyor.

Anlayacağınız bu 'ağızdan ağıza pazarlama' inanılmaz güçlü bir şey.

Firmaların yaptığı milyon dolarlık harcamaları bir anda çöpe atacak kadar etkili.

Sıkıntı asla bitmiyor

Şimdi de bu anlattıklarımı yazının başlığına bağlayayım.

Çocuk dünyanın en güzel şeyi. Ben hayatımda bundan daha güzel hiçbir deneyim yaşamadım.

Ama öte yandan bir o kadar da dünyanın en zor şeyi.

Durduk yerde türlü sorumluluğu sırtınıza yüklüyorsunuz. Hayatınızın kalanını ailenin bu yeni bireyine göre planlıyorsunuz.

Hareket kabiliyetiniz müthiş azalıyor. Misal, nefret ettiğiniz halde işinizden ayrılamıyorsunuz. Çünkü evde ekmek bekleyen bir yavru oluyor.

Ay bizim oğlan çok asosyal, ne yapsak acaba? Ay bizim kız üniversiteyi kazanamadı, şimdi ne olacak? Çocuğumu bakıcıya bırakıyorum, aklım bütün gün onda. Bebeğimin kakası yemyeşil, yoksa hastalandı mı?

Dert, dert, dert! Ne küçükken ne de büyükken. Sıkıntıları asla bitmiyor!

Bu oyuna gelmeyin

Süper bir hayat yaşıyorken ve ömrünüzün sonuna kadar da yaşayacakken bunca sıkıntıya katlanmanın mantığı ne ki?

Cevap vereyim.

Çünkü 'çocuk' dünyanın en büyük markası.

Çünkü 'çocuk markası' dünyanın en etkili pazarlama yöntemiyle pazarlanıyor.

Birkaç paragraf yukarıda ne dedim ben?

'Çocuk dünyanın en güzel şeyi. Ben hayatımda bundan daha güzel hiçbir deneyim yaşamadım.'

Onca sıkıntıya, sorumluluğa rağmen bunu söyleyebiliyorum. Aynı şekilde, çocuk sahibi olan milyonlarca anne-baba da bunu yapıyor.

Bunun sonucunda da dünyaya milyonlarca yeni anne-baba ekleniyor.

Çocuk markası 'ağızdan ağıza pazarlama' ile yayılıyor. Güçleniyor. Büyüyor.

'Kullanıcıları' her geçen gün artıyor.

Çocuk sahibi olmayanlar, bu oyuna gelmeyin!

Şu dünyada hayatınızı çocuk kadar karartacak bir şey yok.

Ama maalesef onun kadar güzelleştirecek başka bir şey de bulamazsınız.


 

 

Diğer YAZARLAR

 



 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir