 |
|
|
|
Her şey bi'değişmede
|
|
|
Balayı tatilini yapan bir gazeteciyseniz, bir yandan tatilinizi yapar bir yandan da işinizin soluğunu ensenizde hissedersiniz. Marmaris'te benim için bu böyle oldu ve olmaya devam ediyor. Masmavi koyları gezdiğimiz tekne turundan sonra otelin internet kafesinde bir grup ecnebi ufaklığın PC oyunlarında birbirini kurşun yağmuruna tuttuğu bir ortamdayım. Tekne turunda bütün gününü dünyanın en acayip sulu şakalarıyla turistleri bir daha Türkiye'ye getirmemeye ant içmiş tekne tayfasıyla geçirmiş biri olarak koluma çarpıp duran şu Rus ufaklığı Ege'nin serin, mavi ve derin sularına fırlatmak istiyorum.
Marmaris'e ilk gelişim ve beni şaşırtan pek bir şey görmedim. Örneğin Marmaris'teki çarşılarda dünyanın bütün markalarının sahtelerini bulabilirsiniz. Türkiye'nin pek çok yerinde olduğu gibi... Burada da minibüslerle yolcu taşınıyor üst üste. Esnafla konuştuğumda, ilk fırsatta, özellikle Rus turistlerin götürdüklerinin getirdiklerinden fazla olduğunu söylüyorlar. Turisti bile sahte yani! Ne kadar doğru söylüyorlar bilmiyorum ama her yerde duyduğum yakınma bu oldu. Sahte markalar, sahte turistler... Gerçekten sevimsiz bir durum. N'oluyor kuzum; her şey bir sahteleşmede mi yoksa?
DONDURMAYI YIKAMAK
'Normal' bir insanın dondurmayı yıkayarak yiyebileceğini düşünür müsünüz? Lütfen 'evet, elbette!' diyerek beni rahatlatın! Çünkü bu olayın faili karşınızda duruyor. Üstelik bir tanığı da var. İşin daha da üzücü yanı; olayın tanığı herkesin sözüne itibar edeceği biri. Daha da üzücü yanı; benim çok yakın dostum ve doğal olarak çoğu tanıdığımız ortak. En korkunç yanı ise bu olayı herkesin yanında anlatmaktan çekinmiyor olması!
Bu olayı sağır sultan bile duydu; bir de benim ağzımdan duyun; bakalım bana hak verecek misiniz?... 2001 yazı... Sigarayı yeni bırakmıştım. Sürekli yiyordum. Sigaranın yerini dondurma almıştı. Günde 1,5 - 2 kg dondurma yemezsem aklıma hemen sigara geliyordu. Misafirim olan arkadaşımla çıkıp büyük bir dondurma alıp eve dönmüştük. Saat de geç olmuştu, dükkanlar kapanmıştı... Önce misafirime küçük bir parça dondurma ikram ettim! İnsan yetinmesini bilmeli, misafir bulduğunu yemeliydi! Ardından geri kalan büyük ve kaskatı bir blok halindeki dondurmayı kendime yeterli bir porsiyon olarak değerlendirmiş, tabağıma almaya çalışmaktaydım. O dev dondurma kütlesi bir kaya gibi mutfağın fayansına düşünce, düşünceden bile daha hızlı bir refleksle dondurmayı aldım ve dışında olması muhtemel tozları bir güzel muslukta yıkadım. Dondurma kütlesinden çok şey kaybetmişti ama yarısı oradaydı işte! Ben yalnız olsaydım bu olay orada kapanırdı ama... Neyse bu yaz siz de bol bol dondurma yeiyin ve zorunlu durumlarda lütfen dondurmanızı yıkamaktan çekinmeyin!
|
|
|
|
|
|
 |