 |
|
|
|
İşte Cem Ceminay Prenses
|
|
|
Cem Ceminay, her sabah 07:00-10:00 saatleri arasında Number One Fm'de Bonus Morning Show programıyla dinleyiciyle buluşuyor. Ancak son yedi aydır Ceminay'a Prenses eşlik ediyor. Prenses kim bilinmiyor. Sesi, yorumları, fikirleri, kahkahaları tanınıyor. Her konuda bilgi sahibi olması dikkat çekiyor. En çok da Cem Ceminay onu anlatıyor; silikonlu göğüslerini ve ayaklarını öve öve bitiremiyor. Ne giyindiğini ayak tırnaklarındaki kırmızı ojelere kadar... Biz de Prenses'i daha yakından tanımak için program sonrasında girdik stüdyoya. Prenses yani Esra Türker kısa radyoculuk hayatını, her sabah yaşadıklarını ve kendisini anlattı. Bir ara programda zannettik kendimizi. Cümleyi Ceminay tamamlamadan Türker devam ettiriyor. Arada da bir espri patlatıp anlatmaya devam ediyorlar. İşte Cem Ceminay ve Prenses...
Birbirinizi bulmanız nasıl oldu?
Esra Türker: Biz aslında önceden tanışıyoruz. Ortak aile dostlarımız vardı. Nasıl olacak filan derken oturdum masaya. Yedi ay oldu. Önceleri tutuktum. Sürekli tuvalete gidip, geliyordum. Şimdi alıştım. Normal hayata entegre etmek zor oluyor ama hoşuma gidiyor ve şimdilik bırakmayı düşünmüyorum. Biz birbirimizi de tamamlıyoruz. Cem, hiperaktif bir insan. Ben onu biraz sakinleştiriyorum. Her sabah program başlamadan önce ilk kez başlıyormuş gibi heyecanlıyız. Yaptığımız program tamamen spontane. Hiçbir şekilde çalışmıyoruz. Bütün espriler de kendiliğinden çıkıyor.
Cem Ceminay: Daha önce çalıştığımız şeyler kötü çıkıyor. Rol yapmaya giriyor. Biz doğal oluyoruz. Onun için sabahki programda enerji yayıyoruz.
Üç saat boyunca uyum içindesiniz...
CC: Üç saat olmuyor. İki veya iki buçuk saat.
ET: Ben yedi buçuğa doğru geliyorum...
Dinleyiciler sizi merak ediyor...
ET: Aslında çıkma taraftarı değildim. Çünkü radyoda bir gizem olmalı. Cem çıkalım demese ben daha çıkmayı düşünmüyordum. Çünkü normal hayatımda radyocu kimliğim yok. Cem olmasa böyle bir şey yapmam. Radyocu değilim. Cem'le birlikte şov yapıyorum. Beraber iyiyiz. Bir şey yapıp da radyocu demek istemiyorum. Normal hayatım olduğu için bu tempo zor oluyor. Ama sadece Cem olduğu için sabahları hayatımdan böyle bir vakit ayırıyorum.
CC: Prensesin görünmesine izin verdim. Çünkü kendisi içi-dışı güzel bir insan. Bir gün ödül alırken insanlar beni uzun boylu, esmer ve bıyıklı bir adam zannettiklerini söyledi. İnsanları seslere göre düşündüğünde, hayal kırıklığı oluyor.
ET: Cem öyle bir anlatıyor ki, burada oturan kadını herkes kendi hayalinde canlandırıyor. Dolayısıyla ben de bu hayali yıkmak istemedim. Ben çirkinim-güzelim manasında değil. Ama göğüslerim, dudaklarım ve ayaklarım güzel...
Deneyimlerini paylaşıyorlar
Asıl mesleğiniz nedir?
ET: Bir Halkla İlişkiler şirketinde pazarlama müdürüyüm. Kökenim de satış ve pazarlama. Her gün radyodan çıkıp, işe gidiyorum. Aslında mesleğim de burasıyla çok ilintili. Çünkü orada da her şeyi bilmeniz gerekiyor. Her sabah burada bütün gazeteleri okuyorum. Bu da günü yakalamak adına iyi oluyor.
Hayatın içinden zaman zaman da kendinizden örnekler veriyorsunuz?
CC: Evet. Mesela Prenses göğüslerine silikon taktırdı. Bu deneyimini de dinleyiciyle paylaştı. Erkekler için enteresan olurken kadınlar açısından da yararlı oldu. Çünkü her kadının bir silikon merakı var.
ET: Erkeklerde öyle bir ilgi yok. Biz burada seksten çok konuşuyoruz. Ama şu da bilinmesi gerekiyor ki, bizim şovumuzu seven-sevmeyen herkes dinliyor. Dinlemiyorum diyene dün ne oldu diye sorun mutlaka anlatır.
CC: Önemli olan da dinletmek zaten.
ET: Bunu ön plana çıkartıyoruz ama bunu 'seks' diye yapmıyoruz. Hayatın bir gerçeği. Seksle ilgili konuştuğumuz her şeyi bir kaynaktan yola çıkarak ele alıyor ve yorum yapıyoruz.
CC: Yani senin düşündüğünü biz söylüyoruz. İnsanlar arabada giderken mesela baba-kız birbirlerine bakıp duruyor. Gergin bir ortam oluyor. Ama ikisi de kapatamıyor, susuyor ve bizi dinliyorlar. Önemli olan insanların akıllarından geçeni bizim buradan yansıtabilmemiz.
Niye silikon taktırdınız?
ET: 10 yıldır göğüslerimin küçük olmasından dolayı mutsuzdum. Ama bunu büyük bir sorun haline getirmedim. Vücuduma göre göğüslerim daha büyük olması gerekiyordu. Şu anda baktığınızda, 'göğüsleri ne kadar büyük' demezsiniz. Bu durum, herkesin kendisiyle ilgili. Ama bunu psikolojik sorun haline getirmeden güvendiği bir doktora başvurabilmeli. Mesela liposuction'a karşıyım. Bu yöntemi, obez biri uygulatabilir. Kilolu biri diyet yaparak, yemek yemeden veya sporla rahatlıkla kilo verebilir. Ama burnunu değiştiremezsin. Çok fazla estetiğe de karşıyım. Şu andaki durumumdan çok memnunum.
Bazen insanları çok eleştirdiğinizi de düşünüyor musunuz?
CC: Kimseyi incitmek için yapmıyoruz. Kişi, ikinci sayfa haber oluyorsa biz de burada konuşulacaktır. Mesela Meltem Cumbul, iyi arkadaşımdır ama rüküş olduğunu söyledim. Veya şarkı söylememesi gerektiğini söyledim. Beyaz'ın şarkı söylediği müzikal ızdırap gibi. Türkiye'de insanlar yapmamaları gereken şeyleri yapıyorlar ve başarılı oluyorlar.
Prenses'in görsel katkısı
Program sırasında dinleyiciyle neler yaşıyorsunuz?
CC: Bir gün uçaktaydım. Hostes gelip, 'Pilot sizi görmek istiyor' dedi. Pilot kabinine geçtim, meğer pilot Prenses'i merak ediyormuş. Göğüslerini ve ayaklarını sordu. O kadar güzel anlattım ki, ekonomiden bussiness'a aldılar. (gülüyor)
ET: Ciddi bir iş toplantısındaydım. Prenses olduğumu bilenler vardı. 'Cem, sabah o kadar anlattı ki, ayağında file çorap ve kırmızı ojeler var mı?' diye toplantının ortasında sordular.
CC: Dokuz tane ruju olan bir kadınla çalışıyorum. Program sırasında sürekli makyaj yapıyor.
ET: Hakikaten, program sırasında makyaj yapıyorum, çünkü çok alıştım.
CC: Giyinir süslenir gelir. Prenses ile görsel anlamda da katkımız var. Partnerle uyumu sağlıyor. Anlattıklarımın çoğu da gerçektir.
Sizinle ilk kez karşılaşanlar nasıl bir tepki verdi?
ET: Beğendiler. Cem'in daha önceki partnerlerini beğenmemişler. Cem'in abarttığını düşündükleri için beni görünce şaşırdılar.
CC: cemceminay.com'da Cem ve Prenses ile yemeğe çıkın diye bir anket yaptık. 10 günde 250 aday geldi. Onlar adasında 10 kişi seçtik.
ET: O buluşmada bana karşı olan bir dinleyici de vardı. Ama sohbet ederek beni yakından tanıdı. Program sırasında herkesi eleştiriyorum. Nişantaşı kızı gibi bir hava çiziyorum. Öyle olmadığımı gördüler. Bize, çok belden aşağı konuşuyorsunuz diyorlar. Ama biz herkesin düşündüğünü konuşuyoruz.
CC: Otokontrol kullanıyoruz. Önemli olan söylemek değil düşündürmek...
ET: Mesela bir gazete sayfasında sadece başlığı okuyoruz devamını getirmiyoruz. O noktada dinleyici düşünmeye başlıyor.
Gezmiş, görmüş, geçirmiş bir kadın imajı sergiliyorsunuz. Nereden kaynaklanıyor bu durumunuz?
ET: 15 yaşımdan beri dışarı çıkan bir insanım. Cımbız'dan başlayarak Şamsa, 54 gibi bir çok mekana giderdim. Gece hayatını bilen bir insanım. İsim insanları da tanıyorum. Dolayısıyla hayatın içinden olmak, güncel olmama ve bunu da radyoya yansıtmama neden oluyor. Gece bir yerin açılışına katılıyorum. Orada gördüklerimi ertesi sabah hemen dinleyiciye aktarıyorum. Yani sıcak bilgi veriyorum.
Espriler karşılıklı
İki kişi olmanın avantajı nedir?
ET: Ben tek başıma yapamam..
CC: Ben de yapamam. Zaten tek başına yapmak artık güzel değil. Ayrıca güncel esprileri karşılıklı konuşarak yakalayabilirsin.
Cem Ceminay hakkındaki fikirleriniz nedir?
ET: Cidden Cem farklı. Bu nedenle bu kadar yıldır aynı yerde duruyor. Bir de ses tonu çok farklı. Bugün radyocularda sabah veya akşam program yapanlara baktığınızda kimsenin ses tonu Cem'inkine benzemiyor. Ama yine de kimse 'bize bir cingle yapar mısın?' diye gelmiyor. Çok garip insanlar cingle yapıyor. İnsanların aklına gelmemesine şaşırıyorum.
CC: Burada ben de bir şey eklemek istiyorum, bazen 'Neden bu seslere para vermişler?' diye düşünüyoruz. Esprisiz parodiler var. Biz burada ekmek parası olduğu için yayınlıyoruz. Ama gerçekten radyonun kalitesini düşüren reklamlar var.
SOYU MISIR'A DAYANIYOR
Esra Türker'in 'Prenses' lakabı boş yere değil. Türker bu durumu şöyle anlatıyor; 'Anneannemin annesi tarafından zamanında anlatılan soyağacımıza ait bilgilerin bazıları bugüne kadar anlatılmıştı. Aklımızda kalanlar ise şöyle; Mısır'ın Osmanlı Paşası Gürcü Mehmet Paşa'nın kızlarından Gülbahar Hatun'un torunlarından Dürrüşehvar Hanım, Osmanlı Paşalarından Haznedar Şişko Hacı Ahmet Paşa ile evleniyor. Mısır'ın kuzeyinde büyük arazilere sahip olan aile ihtilalden sonra her şeyini bırakarak Fransa ve İstanbul'a yerleşiyor. Soyun bir kısmı Avrupa'da bir kısmı da İstanbul da devam etmekte...'
Dalida ÖZATAY dalida.ozatay@aksam.com.tr
|
|
|
|
|
|
 |