 |
|
|
|
Bombanın düşündürdükleri...
|
|
|
Önceki yazılarımda 'siyasetin gündemine bombalar düşüyor' derken, siyasetin gündemindeki siyasi ve oldukça marjinal ancak sivil gelişmeleri bomba olarak nitelemiştim. Ancak dün Ankara'da Adalet Bakanlığı önündeki canlı bomba olayı ile gerçek bir bomba tehlikesiyle karşı karşıya kaldık. Aslında yine köşemde, sınır güvenliği, dış güvenlik ve daha da vahim bir şekilde 'iç güvenlik' problemi ile karşı karşıya olduğumuzu da belirtmiş ve şu soruları sormuştum:
'Şehirlerde terör örgütlerinin saldırılarına hazır hale gelmiş sokakları kim kontrol edip kim durduracak? Mesela Sayın Emniyet Genel Müdürü ve Sayın İçişleri Bakanı, PKK masalarında çalışan kaç görevlinin gerçek ve geçmiş tecrübelerine sahip uzmanlar olduğunu düşünüyorlar? Radikal dini düşüncelere sahip sokak eylemcilerinin ne kadarının silaha sarılacaklarına dair kaç inanan uzmanın masalarında çalıştıklarını düşünüyorlar? Eğer üniversiteler birkaç ay daha açık kalsaydı neyle yüz yüze kalacağımızı hesap eden var mı? Bu hesapları ve gelecek yılın üniversite grup savaşlarını rapor edip Başbakan'a sunan var mı? Başbakan'ın bunları ciddiye aldığına dair emareleri gören var mı? Genelkurmay Başkanlığı ve MİT'ten başka bu ülkenin içine sürüklenmekte olduğu 'Cezayirleşme' provokasyonlarından haberdar olan, analizler yapan ve bununla ilgili çözümler arayan bir yönetim kademesi var mı? Taa Washington'dan bile, hatta Berlin-Londra-Brüksel'den bile bu konularda şaşırtıcı ve endişeli değerlendirmeler duyulurken, bizde gidişatın hangi duvara çarpacağını telakki eden var mı?'
Dün yaşadığımız ve böylesi güvenlik eksikliklerine karşı önlem alınmadığı sürece daha vahim, daha tehlikeli olaylarla karşılaşacağımızı, önceden görmek ve 'biz uyarmıştık' demek hiç de hoşuma giden bir durum değil. Ancak ülkenin genel gidişatına ideolojik ya da dini fikirsel ve hissi sınırlamaları bir kenara atarak baktığımızda, eminim benim öngördüklerimi herkes görebilir.
Dış politik gündemin yanında, iç politik gündemin de AK Parti içi, CHP'nin muhalefeti, Meclis'in çalışmaları ve burada çıkan tartışmalar, ekonomik gelişme verilerinin sadece kağıt üzerinde kalması ve Türk siyasetinin 'iktidara gelince kök salma ya da yerleşme' özelliği gibi hususları hep beraber kaygıyla izliyoruz. Fakat bu yoğun gündem ve kaygıların başında gelen bir noktayı unutuyoruz ki, o da; halkın merkezinde olduğu iç güvenlik sorunu ve ülke içinde vatandaşların birey olarak güvenliklerinin sağlanamama problemi.
Terör örgütü PKK'nın yeni bir strateji ile silahlanmasını uzun süreden beri artırdığı, yine diğer aşırı terör örgütlerin (aşırı sağ ve aşırı sol) bu 'güvenlik ve güvenlik politikası eksikliği'nden yararlanarak yeni eylem planlarını gerçekleştirmeye başladığı, bu saldırıların alanı olarak da büyük şehirler olduğu bilgileri, başta Emniyet olmak üzere yetkili kişiler tarafından eminim biliniyor. Fakat emin olmadığım ve anlayamadığım nokta, bu bilgilerin bilinmesine rağmen bu konuda yetkililerimizin karar vermiş olduğu bir politikanın olup olmadığı, bu alanda çalışması gereken uzman ve ekiplerin sayısının artırılıp artırılmadığı ya da bu uzman ve ekiplerin ne şekilde ve nasıl görevlendirildiği.
Yine sormak istediğim sorulardan bazıları şunlar; Türkiye'ye illegal yollardan girişi yapılan fakat sınırlarımız dışına çıkışının söz konusu olmadığı silahlar konusunda gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı, PKK ya da diğer terörist örgütlerin bundan sonraki eylemlerine yönelik hükümet, ordu ve emniyet üçgeninin 'beraberce' hareket edip, ne şekilde bunların önüne geçecekleri.
Dün yaşanan canlı bomba eylemi, beklenilmesi ve önceden görülmesi gereken fakat çeşitli boşluk ve klikler arası çatışmalardan dolayı bir türlü önceden görülüp önlem alınamayan bir olaya tanıklığımızdır. Ülke içindeki siyasi olayların toplumsal kesimler arası şiddetli çatışmalara neden olmaması için bu bahsettiğim üçgenin ortak bir şekilde iç güvenlik politikasına yönelik bir eylem planının olup olmadığı noktası oldukça düşündürücü.
Umuyorum ki, ülkemizin geleceği açısından bu güvenlik sorununa en kısa zamanda çözüm bulunur ve terörden çok çekmiş olan vatandaşlarımızın güven içinde yaşama arzusu en kısa zamanda gerçekleşir...
|
|
|
|
|
|
 |