02 Temmuz 2005 Cumartesi       




 

Atilla Aydoğdu


 
atilla.aydogdu@aksam.com.tr

Önce havalanacak sonra yere çakılacaksınız

   
 
Foo Fighters mensupları bir araya gelişlerinin 10.yılını beşinci albümleriyle kutluyorlar. Bas gitarda Nate Mendel, davulda Taylor Hawkins (başlangıçta William Goldsmith vardı), gitarda Chris Shiflett ve yine gitar ve vokalde Dave Grohl'dan müteşekkil Foo Fighters. Ama onlar hakkındaki genel imaj maalesef Ex-Nirvana Dave Grohl'un yeni grubu oldukları yönünde. Oysa Grohl, Foo Fighters'da yaptıklarıyla Nirvana macerasını hem süre hem de yoğunluk açısından kat be kat aşmış durumda. Nirvana'nın davulcusuyken Kurt Cobain'in gölgesinde kalan sanatçı Foo Fighters'ın hem 'has' hem de 'as' elemanı en başından beri. Foo Fighters'da davula elini sürmeyen Grohl, bu becerisini geçtiğimiz yıl Queens of the Stone Age grubuyla albüm kaydedip turneye çıkarak tatmin etti.

Grubun üç yıl aradan sonra çıkardığı 'In Your Honor' adını taşıyan beşinci ve yeni albümleri çift CD'den oluşan gerçek bir 'double album'. Amerika'da daha geçen hafta piyasaya çıktı ve Coldplay'in 'X&Y'ının ardından ikinci sıradan listelere girdi. 'In Your Honour'un ilk CD'si dinleyenlerin gaza basıp hızla havalanması için bire bir. Havalandıktan sonra 'normal' bir Rock'n'Roll manzarasıyla karşılaşacaksınız, sakın şaşırmayın. İlk single 'Best Of You' da albümün ilk yarısı diyebileceğimiz ilk CD'de yer alıyor. Bu arada ilk perdenin sonlarına doğru kendinizi inişe hazırlamayı unutmayın. Zira ikinci CD sizi kızgın kumlarda sürüm sürüm süründürecek kadar melankolik bir atmosfere sahip. Hatta 'Virginia Moon'a geldiğinizde Norah Jones da sesi ve piyanosuyla destek veriyor dinleyici süründürme talimlerine. Yine de ikinci CD'deki şarkıları daha çok sevdiğimi belirtmem gerek. Serde bir nebze de olsa mazoşistlik var nitekim.

Var mı bir dostun omzunda ağlamanın hazzı gibisi...

Mariza Transparente (EMI)

Portekiz denince fado, fado denince de ilk olarak Mariza'nın adı geliyor akla bu sıralar. 2001 yılında yayınladığı 'Fado Em Mim' ve iki yıl sonra çıkardığı 'Fado Curvo' albümleriyle adını duyuran Mariza 'En İyi Avrupalı Sanatçı' dalında BBC'nin Dünya Müziği Ödülü'nü almış bir sanatçı aynı zamanda. Üçüncü albümüyse 'Transparente' adını taşıyor. Caetano Veloso ve Tom Jobim gibi isimlerle yaptığı çalışmaları Grammy ödülü kazanan prodüktör Jacques Morelenbaum ile Brezilya'da kaydedilmiş.

Fado diğer Latin kökenli tarzlar gibi her daim içinde bir 'kırgınlık' taşıyor. Neşelendirse de geçmiyor bu kırılmışlık duygusu, ağlatsa da öldürmüyor. Hani insanlar sizi çok incittiğinde bir dostunuzun omzunda ağlamanın hazzı vardır ya; fado 'o an'ların müziği. 14 şarkılık 'Transparente' sizi ilk dakikadan itibaren avucunun içine alan, sıkboğaz etmeden gönlünüzü ferahlatan ve sonunda 'uç uç böceğim' diyerek kendinden azad eden bir albüm. Mariza da bu albümün kapağında benim çok sevdiğim ve de çok özlediğim arkadaşım Hülya Polat'a (türkücü Hülya Polat değil, takdir edersiniz ki) o kadar çok benziyor ki... Albümü tutup içime sokasım geldi desem abartmış olmam vallaha!

Planetfunk

The Illogical Consequence (EMI)

İtalyan prodüktör ve müzisyenler Sergio Della Monica, Alex Neri, Domenico GG Canu ve Marco Baroni'nin ortak projelerinin adı Planetfunk. İlk albümleri 'Non Zero Sumness'i bundan iki yıl kadar önce yayınlamışlar. Yeni albümleri ilki kadar zor telaffuz edilen bir isme sahip: 'The Illogical Consequence'. Bu albümde de grup elemanlarının ortaklaşa kotardıkları şarkıları John Graham, Sally Doherty, Dan Black ve Claudia Pandolfi gibi konuk şarkıcılar seslendiriyor. Dans ritmlerine sırtını dayayan ancak elektronik olmaktan çok akustik ve ziyadesiyle 80'li yılların new-age topluluklarına yakın tarzda bir müzik icra ediyorlar. Bana en çok Midge Ure'un grubu Ultravox'u anımsattılar. Hani 'easy-listening' kavramı vardır ya işte bu albüm tam da öyle 'kolay girer-kolay çıkar' tarzında. Ya da kulağımı direkt göstermem gerekirse: Albümün bir kulağınızdan girip diğerinden çıkma ihtimali bir hayli fazla...

Bu Amerie dokunur adama

Amerie Touch (SONY&BMG)

Amerie; gitgide daha da güzelleşen, gitgide melezleşen bir neslin ahfadı. Kanatimce bundan böyle bu yeni kuşak Amerikalı siyahi şarkıcılara onun adından yola çıkarak 'Amerie'kan diyebiliriz. Amerie de tıpkı diğer Amerie'kanlardan Beyonce, Ashanti, Kelis ya da rahmetli Aaliyah gibi açık siyah ve çooook seksi. Bu kızların güzelliklerinin bile örtemediği bir sesleri var üstelik. Hani bizim buralardaki Hilal Cebeci'lerin, Tuğba Ekinci'lerin bir türlü sahip olamadığı şarkı söyleme yeteneği var ya, işte yeni Amerie'kanlar'da bu fazlasıyla var.

Ama onların da handikapları yok değil. Gitgide çoğalıyorlar ve aralarındaki farklılıklar gitgide yok oluyor. Albümleri diğerlerininkine benziyor, yaptıkları düetler hep aynı kişilere nasip oluyor, velhasıl tehlike onları tetikte bekliyor. Amerie'nin ikinci albümü 'Touch'da da bu bıçak sırtı durum söz konusu. Albümde 11 yeni şarkının yanı sıra ilk single 'I Thing'in diğer bir Amerie'kan güzeli Eve'i de kapsayan versiyonu ve şarkıcının ilk hit 45'liği 'Why Don't We Fall In Love'ın Richcraft remiksi yer alıyor. Ayrıca CD'ye özel 'Man Up' adında ekstra bir parça daha var. Bu şarkıda da hip-hop duayeni Nas destek çıkmış güzel şarkıcıya. R'n'B'yi hip-hop'la başgöz etme girişimlerinin son halkasını teşkil eden 'Touch' sonuçta çok rahat dinlenen, dinlerken sıkılmayacağınız, hatta tam aksine fazlasıyla zevk alacağınız, sabahleyin ise büyük ihtimalle hatırlamayacağınız bir albüm olmuş. Eğer ben 'tek gecelik' değil, uzun süreli ilişkilerin adamıyım diyorsanız ne kaçırdığınızı da hiçbir zaman öğrenemeyeceksiniz.

Hayatım Rafet El Roman

Rafet El Roman Kalbimin Sultanı (Emre)

Rafet El Roman'ın bir yıl aradan sonra çıkardığı yeni albümünü dinlemeye başladığımda şöyle bir duraladım. Acaba önceki albümünü koydum da 'Yalancı Şahidim' şarkısını mı dinliyorum diye... Çünkü 'Yüreğimle Seviyorum' adındaki şarkı tıpkı 'Yalancı Şahidim' gibi 'Yalan' kelimesiyle başlıyor ve aynı 'iç burkucu' melodilerle akıp gidiyor. Oysa hepimizin 'Yalancı Şahidi' olduğumuz özel hayatının girdaplarından geçtiğimiz yılki albümüyle aşmasını becermişti sanatçı. Müzik piyasasında hiç de kolay değildir promosyon yapmadan, klip çekmeden albüm satmak. Rafet bunu önceki albümüyle başarmıştı, ben de bugünler için umutlanmıştım.

Kalbimin Sultanı'nda tek tük iyi şarkılar yok değil. Ama bana kalırsa 'Yalancı Şahidim'in başarısı onu acele bir şeyler çıkarmak zorunda bırakmış. O da bu kısa sürede daha önce kullandığı ve işe yarayan ne kadar formül varsa onları tekrar elden geçirmiş. 'Yalancı Şahidim' formülünden 'Yüreğimle Seviyorum', 'Sorma Neden'in izlerinden 'Kalbimin Sultanı', 'Amerika' sevdasından da 'Love' üretmiş laboratuarında. Daha önce yazdığı romanı sil baştan yeniden kurgulamış. Ancak önceki versiyonu yakından bilenler için sonuna kadar okuması zor bir yapıt çıkmış ortaya. İyi bir yazardan kötü bir roman okumaya katlanabilenlerdenseniz 'Kalbimin Sultanı' sizin için bire bir.

Çipura attım, 'Aşşk' geldi

Çipura Aşşk (Seyhan)

Çipura'nın ilk albümü 'Aşşk'ı ilk dinlediğimde içimde öyle bir his uyandı ki, utandım kendi kendime. Öyle duru (ama durgun değil), öyle saf (ama salak değil), öyle eski (ama püskü değil) şarkılar ki bu albümde yer alanlar, 'Kuzum, hala böyle temiz insanlar var mı dünya denen şu zalim mekanda?' düşüncesiydi beni kendimden utandıran. 80'li yılların başında askeri bir darbeyle itildiğimiz karanlık dehliz günlerinde ufuktan görünen her gruba 'yeni bir umut' niyetiyle sarıldığımız zamanları anımsadım ister istemez. Derya Köroğlu'nun kabarık saçlı olduğu günlerdi onlar. (Değişen bir şey yok mu yoksa?)

Çipura'nın ilk albümü 'Aşşk'a dönelim: Kerem Kekeç, Alper Kurum, İ.Duygu Koçoğlu, Murat Akbulut, Ertuğrul Memed Koç'tan oluşan Çipura, şarkılarını gitar, mey, buzuki ve perküsyonlar aracılığıyla terennüm ediyor. Gruplarına Çipura adını Ege ve Akdeniz'de sıkça rastlanan aynı adlı balık dolayısıyla koymuşlar. Zaten daha batılı, daha Akdenizli (Akdeniz Akdeniz!) bir müzik onlarınki. Hatta 'Anamın Lafları' ve 'Yalancı Dünya' şarkıları için 'Ege got the Blues' desek yeridir. Hani şair yazmış ya 'Bütün renkler hızla kirleniyordu, birinciliği Beyaz'a verdiler' diye... Sonuncuya da bundan böyle 'Çipura' diyelim e mi?


 

 

 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir