02 Temmuz 2005 Cumartesi       




 

Füsun Karasinir


 
fusun.karasinir@aksam.com.tr

Demokrasi kültürü

   
 
Toplumlarda değişim ve dönüşümü sağlamak zor ve sancılıdır. Hele hele ilerici değişimler daha da sancılı olur. Hem çeşitli toplum kesitleri direnç gösterir, hem alışkın oldukları kendi çıkarlarına işleyen çarkın değişmesinden, hem altlarındaki koltukları, sahip oldukları ayrıcalıkları yitirmekten korkanlar direnç gösterir. Demokrasi kültürü denen şey, yenmez içilmez; ancak içselleştirilebilir. Ortak vicdandır, tüm bireylerin başta yaşam hakkı olmak üzere her türlü insani, hukuksal, özel-toplumsal haklarına saygıdır. Kamunun ortak çıkarlarının korunması da demokrasi kültürü sayesinde mümkündür.

Bu kültüre sahip olmak ve gereklerini yerine getirmek de kolay kolay öyle her yiğidin harcı değildir. Şark zihniyetinin karşısındadır demokrasi kültürü. Üstelik, salt yasa çıkarmak da bu demokrasi kültürü denen şeyi benimsetmeye, yaygınlaştırmaya yetmez.

Demokrasi kültürü, ortak vicdan karşısında 'istifa müessesini' işletmeyi gerektirir. Örneğin;bir siyaset adamı, seçim döneminde seçmenlerine verdiği sözleri, vaadleri yerine getirmediğinde demokrasi kültürü gereği, 'ben yapamadım, kusura bakmayın, hadi bana eyvallah' demesini gerektirir.

Üst üste seçim yenilgileri yaşayan, iktidar olabilmek için seçmenin gerekli desteğini sağlayamayan bir parti liderinin, suçu halka veya başkalarının üzerine atmadan...

Ve sonuçlar belli olur olmaz istifasını gerektirir.

Hakkında yolsuzluk, usulsüzlük, toplumsal ahlaka-vicdana aykırı davrandığına ilişkin iddialar bulunan bir bürokratın, devletin herhangi bir kademesindeki memurunun, bulunduğu koltuğu hemen terk etmesini gerektirir.

Bir derneğin, meslek kuruluşunun vb. yöneticisi olan bir bireyin, yönettiği kurum veya kuruluşun olanaklarını, koltuğundan aldığı gücü kişisel ve yakınlarının çıkarları için kullandığı, bir dahaki seçimi garantilemeye yönelik uygulamalar içinde bulunduğu iddiaları karşısında 'Aklanmak istiyorum' diyerek gereğini yapması kaçınılmazdır.

Herhangi birinden (iş adamı-holding patronu vs.) yasaların öngördüğü sınırların dışında hediye kabul eden, bedava tatil yapan, bulunduğu makam gereği kendisine sunulan olanakları kullanan birinin, o makamda bir saniye bile oturmaması gerekir. Demokrasi kültürü, çocuğuna, başka bireylerin haklarına saygı duymayı öğretmeyi gerektirir.

Bu kültür, çevreye, hayvana, nehirlere, denizlere de saygıyı zorunlu kılar.

Bu kültür, 'ben yaptım, oldu', 'Anayasa bir kere delinse ne olur' anlayışının da kesinlikle karşısındadır.

Bütün bunları yaşamın her alanına yaygınlaştırmak olanağı vardır ve demokrasi kültürünü içselleştirmiş bireylerin-toplumların, ortak vicdana karşı sorumlulukları gereği yapmaları gereken davranışlardır.

Japonya'da, deprem sonrası halkına zamanında içme suyu sağlayamadığı için intihar eden belediye başkanını anımsayalım (Allah korusun böyle bir sonucu asla istemeyiz).

Almanya'da bir Türk milletvekilinin, kendisine sağlanan bedava seyahat kartını yakınlarına kullandırdığı gerekçesi ile milletvekilliğinden istifa etmek zorunda kaldığını hatırlayalım.

Demokrasinin işlediği, demokrasi kültürünün yaygın olduğu Fransa, İsveç, İsviçre, Hollanda gibi birçok ülkeden böylesi örnekleri çoğaltmak mümkün.

Demokrasi kültürü işte böyle bir şeydir. Darısı başımıza.


 

 

Diğer YAZARLAR

 



 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir