02 Temmuz 2005 Cumartesi       




 

Yalçın Pekşen


 
yalcin.peksen@aksam.com.tr
yalcin.peksen@superonline.com

Deniz Baykal uzun süreden beri beklenen çıkışını yaptı ama bu çıkış hem geç, hem güç oldu; hem de biraz tuhaf oldu.

   
 
CHP Genel Başkanı 'ülkeyi tehlikeli bir sürece sürükleyen AKP'yi önlemek için' yurttaşları şu sözlerle göreve çağırıyor:

-Lütfen memleketin kaderine el koy
un...

Tuhaflık şurada ki, halk memleketin kaderine nasıl el koysun?

Bu konuda asırlardan beri kafa patlatılmış ve sonunda demokrasi yoluyla halkın ülke kaderine el koymasının yolu bulunmuştu: Seçim...

Halk seçim zamanı sandık başına gidiyor ve oylarıyla iş başına gelmesini istediği kişileri seçerek ülkenin kaderine el koyuyordu.

Halk için bundan başka bir el koyma şekli yoktu. Pratikte olsa bile, seçim yolu dışındakileri yasalar engelliyordu.

O yüzden 'ülkeye sahip çıkın lafları' havada kalıyor ve CHP Genel Başkanı'nın son çıkışının da 'Maksat çıkış olsun, dostlar bizi muhalefet yaparken görsün' kabilinden olduğu anlaşılıyordu.

* * *


Çıkışın neden geç kaldığına gelince...

2002 seçimlerinden sonra AKP'nin iktidara geldiği ortaya çıkmış, muhalefet görevi de CHP'ye verilmişti.

Fakat AKP'nin başındaki kişinin durumu tartışmalıydı.

O günlerin geçerli yasalarına göre ve sonradan CHP'nin yardımı ile yapılan değişikliklerden önce, Recep Tayyip Erdoğan'ın Başbakan olması olanaksızdı.

Bırakın başbakanlığı, milletvekili bile seçilemiyordu.

Hatırlanacağı gibi bu yüzden Hazret seçimlere dahi katılamamıştı.

İşte o tarihte, halkın ülkeye sahip çıkması için muhalefet görevi verdiği CHP, yasaların değiştirilmesine ve yeni bir 'asparagas' seçimle, Erdoğan'ın iktidara gelmesine yol açmıştı.

Oysa CHP'ye muhalefet görevi veren halkın yüzde 65'i 'tehlikeli gidişi' o zamandan görmüş ve AKP'den oyunu esirgemişti.

* * *


Bu durumda Baykal'ın çıkışının hiçbir anlamı yok. Eğer demokrasi dışı bazı yollara 'yeşil ışık yakma' amacı taşıyorsa, defalarca denenmiş bu yolların çözüm olmadığı artık iyice anlaşılmış durumda.

'Tehlikeli gidiş'in durdurulması yine demokrasi yoluyla olmadıkça, tehlike bertaraf edilmiş olmuyor.

Her askeri darbeden sonra dincilerin biraz daha azıttığına ve en sonunda iktidara geldiklerine hepimiz tanık olduk.

Şimdi Baykal'ın yapması gereken, önümüzdeki seçimlerde muhalefeti tek çatı altında birleştirmek ve CHP'yi yeniden güvenilir hale getirmek olmalı.

AKP iktidarı zaten üflense yıkılacak. Yasadışılıklar paçalarından akıyor. İş sadece sıkı bir muhalefet yapmaya bakıyor.

BEN DE OLSAM SEVERDİM...

Yunan-Türk Turizm Forumu için ünlü matematikçi Pisagor'un köyü Pithagorio (Sisam adası) seçilmiş.

İki ülkenin kültür ve turizm bakanları karşı karşıya gelmişler, konuşmuşlar, şarkılar söylenmiş, danslar edilmiş ve Bakanımız, kendisini uyandırması için yanında getirdiği eşiyle birlikte yine uyumuş.

Yunanistanlı meslektaşı Dimitros Avromopulos, karı-koca uyuklayan Koç'ları görünce programı 45 dakika erken tamamlatmış.

Bizim gazeteciler uyanık ya, Yunanlı bakanı sıkıştırmışlar:

-Türk Turizm Bakanı'nı nasıl buldunuz ? diye.

Avromopulos, bakanımızı çok sevdiğini ve beğendiğini söylemiş.

Bu konuşmayı 'protokol konuşması' diye niteleyenler var.

Ben adamın samimi olduğuna inanıyorum. Ben de Yunanlı olsam ve bir Türk bakanın uluslararası bir forumda uyukladığını görsem ülkem adına sevinir, adamı beğenirdim.


 

 

Diğer YAZARLAR

 



 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir