 |
|
|
|
Medyada hareketlilik erken başladı
|
|
|
Türkiye dışında olduğum için medyayla ilgili haberleri en rahat arada sırada yaptığım telefon konuşmaları ve medyatava.com'dan takip ediyorum. Henüz medyada değişim mevsimi (eylül ayı) olmamasına rağmen hareketliliğin başlaması şaşırtıcı
Bir yerde yaprak kıpırdayınca, bu başka yerlere de yansıyor doğal olarak. Bir yandan da Arda Uskan'ın yazdığı 'Güle Güle Bebeğim' kitabını okuyordum ama büyük ölçüde yol almama rağmen tam bitiremeden uçakta unutuverdim. Ercan Arıklı'nın biyografisinde en ilginç kısımlardan biri 'duayen dergici'nin siyah saçlı, yeşil gözlü, 26 yaşındaki son sevgilisi. Kitapta adıyla yer almak istemeyen bu tiyatrocunun adı Esra olarak geçiyor. Okudukça, keşke Arda Ağabey adını Şehnaz diye değiştirseydi de konuya yabancı okurlara çok uzak olmasaydı diye düşündüm. Zira 'Esra' bir yandan adıyla yer almak istemez gibi gözükürken, sanki fazlasıyla da bu aşktan prim yapmak ister gibi bir his verdi: Arda Uskan'a günlüklerini açmış mesela. Kendisinin tipolojisi, mesleği de verilmiş. E tahmin etmek çok zor değil. Zamanında Haftalık dergisinin 100. sayısında bir tiyatrocu hanım kızımız da derginin adını 'Ercan'la birlikte' bulduklarını söylemişti... Arda Uskan'ın anlattığına göre Aktüel dergisi demiş ki: 'Gelin bu Esra'nın kim olduğunu açıklayalım, kapak yapalım, kitabın da reklamı olur.'
Arda Ağabey istese zaten kitaba yazardı, ya da yayın danışmanı olduğu Haftalık'a verirdi bu bilgiyi. Değil mi ama? Lafı Aktüel dergisine getireceğim, zaten asıl hareketlilik de orada. Gerçi derginin adı Yeni Aktüel artık sanırım, ama alışkanlık işte.
HABER OLAN MUHABİR
Son olarak Radikal'in asi muhabiri Ahmet Şık'ı işe almış Aktüel dergisi ancak İnsan Kaynakları (artık gazetelerde böyle bölümler var) onun kadrosunu yapmamış. Gerekçesi Şık'ın Doğan Grubu'na dava açmış olması; fazla mesailerin falan da dahil olduğu iş güvenliği yasası kapsamında. Sabah grubu Şık'ı kendilerine potansiyel tehdit olarak görmüş olmalı ki davayı geri çekme önerisine rağmen kadrosunu yapmamışlar.
Ahmet Şık, benim de bir dönem çalıştığım, geçinmesi zor ama işini çok iyi yapan bir muhabir. Fotoğrafları defalarca Radikal gazetesinin birinci sayfasını süslerken, kendisi Türkiye Basın Tarihi'nde başarılarıyla kendi gazetesine haber olan belki de ilk muhabir oldu.
Yeni Aktüel'in yani çalışanlarından biri de eski genel yayın yönetmeni Alper Görmüş. Bilgi Üniversitesi'nde iletişim dersleri veren çok usta bir gazeteci olan Görmüş (aynı zamanda Elle yayın yönetmeni Işın Görmüş'ün ağabeyi) yıllardır önce İnternet'te, sonra da Yeni Şafak gazetesinde medya etiği üzerine yazılar yazıyor. Yeni Aktüel'de Alper Görmüş'ün görev alması gerek Ahmet Şık'ın durumuna, gerekse de Aktüel'in bundan sonra izleyeceği yayın politikasına dikkatle bakmamız için yeterli sebep olacak. İnsanları rencide edecekler mi? Sadece sansasyon peşinde koşacaklar mı? Ne değişecek? Eski Aktüel'le Yeni Aktüel'i yapacak olan eski kadro neyi farklı işleyecek? Merak ediyorum.
DETAILS'DEN APARTMA
Açıkçası, Mansur Forutan ve Mehmet Tez ikilisinin elinde doğan Yeni Aktüel (tasarım tamamen Details'den apartma olsa da) belki de Türkiye'de okunacak tek kaliteli dergi olarak adlandırılabilirdi. Yeni Aktüel, gürültü-tartışma çıkartmaktan uzak, medyada yaptığı konular pek tartışılmayan ama insanın eline alıp baktığında da mutlaka okuyacak bir şey bulduğu bir yayına dönüşmüştü. Daha açığı, bir Beyaz Türk yayınına. Sabah'ın yöneticileri Yeni Aktüel'i yeniden şekillendirirken şunu da gözümüzün içine sokuyor: Beyaz Türkler'in beğenileri artık Türk medyasında geçerli değil, prim yapmıyor. Ne zaman bir şeye elimizi atsak, onu Batı standartlarına getirsek, elitist yapsak artık kuruyor.
Amerikalı dergicilik kraliçesi Tina Brown'ın da bu konuda söyleyecek birkaç sözü var. Brown'a göre bir derginin yarattığı 'hype' önemli artık satışta: Ne kadar gürültü koparıyorsa o kadar iyi. Onun için en iyi dergi de US Weekly. Çünkü tuvalette okunup bitiyor ve her yaptığıyla konuşuluyor. Türkiye'deki medya patronlarının da dergilerden beklediği bu.
Beyaz Türk dergisiz mi kalacak? Öyle görünüyor. Zamanında bir tek Viz(y)on vardı ve bu az satışlı dergi İstanbul elitini tatmin etmeye yetiyordu. Daha sonra Ercan Bey'in denetiminde dergi kızları bütün dergileri sadece A+'ya yönelik bir ürüne çevirdi, dergicilik yok oldu. Sabah grubu bir-iki sene önce Vizyon'u kapattı. Gidişat kitle dergilerine demek ki.
BU ADAMIN RATING'İ VAR
Doğruya doğru, Hakan Aygün'ün Flash TV'deki başarısını görmezden mi geleceğiz? Aygün, adı bile daha önce neredeyse hiç duyulmamış bir kanalın ana haber bültenini geçen cumartesi günü ikinciliğe taşıdı. Flash TV'nin ana haberi konuşulur, izlenir bir haber oldu. O halde şurası da gerçek: Bu adamın rating'i var, kanallar rating istiyorsa Aygün'ü görmezden gelemeyecek. Yıllar önce Star'daki 'Gece Hattı'nda da Aygün rekorlar kırmıştı, şimdiki başarısı daha da dikkat çekici.
HINCAL NEDEN ONU SEVİYOR?
Sabah grubunun bugünlerdeki yükselen yıldızı Yılmaz Özdil gibi görünüyor. Sabah'ın göbekteki sayfasında yazmaya başlayan atv'nin haber genel yayın yönetmeni Özdil'in patron Turgay Ciner tarafından da desteklendiği biliniyor, konuşuluyor. Grubun güçlü isimlerinden biri. Dikkatli okur Hıncal Uluç'un atv habere yönelik ağır eleştirilerini hatırlar. Ancak Özdil, Sabah'ta yazmaya başladıktan sonra Hıncal Uluç'tan çok sıcak bir hoşgeldin mesajı aldı, yazılarına övgüler düzüldü. Acaba patronun Yılmaz Özdil sevgisi bir şekilde Hıncal Uluç'a mı tesir etti?
|
|
|
|
|
|
 |