27 Haziran 2005 Pazartesi       




 

Zülfikar Doğan


 
zulfikar.dogan@aksam.com.tr
zulfikar.dogan@superonline.com

Tencerede dert kaynar, mebus maaşından dert yanar

   
 
Her bütçe ve 6 aylık memur maaş zammı dönemlerinin 'değişmez' konusu, mebus maaşları. Bu defa da aynı tartışma. Başbakan Tayyip Erdoğan da bu kez milletvekillerine 'arka' çıkıyor.

Haklı da.

Başbakan, 'milletvekillerinin maaşlarının seçimlerden bu yana zam görmediğini, ayrıca milletvekili lojmanlarının da boşaltılması nedeniyle, bir de kira meselesinin milletvekillerinin belini büktüğünü' söylüyor.

Şöyle bir baktığınız zaman, özel sektörde, kimi holding ve gruplarda, bankalarda, ortalama bir şirket yönetiminde ya da bir medya kuruluşunun tepe yönetiminde görev alanların aylıkları, pirimleri, temettüleri, mebus maaşıyla 'kıyas' kabul etmez.

Dövize endeksli maaşlar, makam araçları, şoförler, konaklar - rezidanslar, limitsiz gold ya da platin şirketten ödemeli kredi kartları, çocuklarına burslar, yurtdışında okutmalar falan. Ayn” olarak bunları da kattığınız zaman, mebusların mağduriyeti iyice ortaya çıkar. Düşünün, Ankara'da ortalama bir apartman dairesi kirası, 750 - 1000 YTL.

Onun için de mebus maaşlarının gazete manşetlerine taşınabilmesi, 'kıyak' ifadesinin bu manşette yer bulabilmesi, halkın 'damarına basılabilmesi' için, kıyaslama genellikle, asgari ücret, memur maaşı ya da emekli aylığıyla yapılır.

O zaman, tablo - fark - aradaki uçurum, dehşet yaratır.

Tabii millet de 'Vay vicdansızlar! Amma para alıyorlar, hala da ağlıyorlar! Kendi maaşlarına gelince zam gani, gariban memura gelince, bütçede para hani?' tepkisiyle ayağa kalkar.

Belki de birkaç Afrika - Asya ülkesinin dışında en düşük mebus maaşı bizde. Bir de seçim kampanyasında seçilebilmek için yapılan harcamaları, partiye bağışları düşünürseniz, mebusların bütçesi hep açık verir. Başka işi gücü, mesleği, şirketi olan mebus seçildikten sonra 'sadece' mebusluk yapmak kaydıyla, bence 'iyi para - maaş' almalı. Nedir, iyi para, ya da maaşın ölçüsü? Değişebilir ama, kimseye muhtaç olmayacak, iş takibi yapmak zorunda kalmayacak, işadamının, bürokratın karşısında milletvekilinin boynunu bükmeyecek bir tutar olmalı. Mesela en az, 10 - 15 bin YTL aylık neden olmasın?

Aynı şekilde başbakan maaşı da, mebus maaşından 300 - 400 YTL fazla. Bırakın, şirketi, bankayı, fabrikayı, koskoca Türkiye'yi yönetenlere bu aylıklar reva mı? 'Asgari ücret, şu kadar, mebus maaşı bu kadar!' demek, derde deva mı?

Yine aynı işler, aynı yanlışlar!

Mebus maaşlarıyla başladık, yine bir yanı IMF'yi, bir yanı da mebusları ilgilendiren bir konuyla devam edelim. Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) 803 milyon dolarlık kredi diliminin serbest kalması için 'Bila kayd - ü şart, çıkartıla!' dediği yasalar yine 'aceleye' geliyor. Bankacılık ve Sosyal Güvenlik Yasaları için TBMM , 'son gaz' mesai yapıyor. Hafta sonu, gece - gündüz demeden. Her biri yüzlerce maddelik yasalar 'kaldır - indir' yöntemiyle geçiyor. Gerisi Allah Kerim! Böylesine önemli, kritik yasalar, ne tartışılıyor, ne konuşuluyor. Yasa çıktıktan sonra da 'Aaa! Orası yanlış, burası yanlış.' diye, yeniden, yeniden, değişiyor. Sadece şu TCK'nın (Türk Ceza Kanunu) başına gelenleri düşünün, ibretlik değil mi? Yasa çıktı, eksikler sonra fark edildi, uygulama ertelendi. Şimdi yürürlükte ama, her gün bir yerinden, bir falsosu, eksiği - gediği, adaletsizliği ortaya çıkmıyor mu?

Bekleyip, bekleyip 'yumurta kapıya dayandıktan' sonra, 'Haydi yallah! Ya Allah!' diye ortaya çıkmak, üç günde yasa çıkartmak ne akıl?

Aha buraya yazıyorum! Bu yasalar çıksın. Mebuslar tatile gitsin. Her birisi için en az dört - beş kez 'Yasa değişikliği tasarıları' gelmezse, ne olayım?

Arap olmayayım, nasılsa buradayım!

Padişah, imparator sultan, kral... Bu ne hal?

Bodrum, 'cayır cayır' yanıyor. 'Bir ağaç kesenin, başını keserim!' diyen, padişah fermanının hükmünün kalmadığı bir ülke burası. Sultanlık, padişahlık bitti ya? Yak ormanları, yakabildiğin kadar! Bir yanda TEMA'cı (Türkiye Erozyonla Mücadele ve Ağaçlandırma Vakfı) yaşlı dedeler, ömürlerinin hitamında kendilerini 'yeşile' adayıp 'meşe tohumu' dağıtırken, bir yandan 'ağaç yaş iken eğilir' misali, ülkenin genç fidanları, orman yakıyor ya da yanan ormana bakıyor. Veya 'Bodrum Biç'lerinde (beach - plaj - mazideki adıyla deniz hamamı)' keyif çatıyor, tanga - tunga - bikini - mayokini - ipkini 'şov' yapıyor.

Ormanlar yanarken, Türk Telekom'da da 'el yakan' zarflar alınıyor. Dört grubun fiyat teklifleri görücüye çıkacak. Ebe - sobe oynanacak, fiyatı düşük kalan yanacak!

Bodrum 'cayır cayır' yanarken, 'yakıcı' bir pazarlık da deniz ortasında 'yatta' yapılıyor. Futbol Federasyonu Başkanı Levent Bıçakçı, zodyak'a atlayıp, 'bıçağı dayayıp' Fatih Terim'i yıllığı 2 milyon dolardan 'beş yıllık' mukaveleye 'ikna' ediyor! 'Tıfıl' antrenör, Ersun Yanal gidiyor, 'İmparator!' Fatih geliyor. 9 yıl sonra Milli Takımın başına 'rica - minnet, yalvar - yakar' geliyor. Neden İmparator? Bilmem. Son kez, Galatasaray'a yine rica - minnet geldi İmparator değil mi? Ne yaptı? Fısss! Fiorentina'ya, Milan'a bile gitmişti. Ne oldu? Fısss! 'İmparator' un fıss'larında ve 'fısıltılarında', 'fis - kos' larında, keramet var anlaşılan. Sultanlığı, padişahlığı, halifeliği, kaldıran bir ülkenin bilinç altında, bu ne İmparator, sultan, kral, padişah tutkusudur?

Fatih Terim, İmparator! İbrahim Tatlıses, İmparator! Türkan Şoray, Sultan! Kadir İnanır, Kral! Rahmetli Yılmaz Güney, 'Çirkin Kral!'. Sertab Erener, Örovizyon Kraliçesi! Tarkan, 'Pop' tan Kral! Cem Yılmaz, Cem Sultan! Çağla Şıkel, Podyumların Kraliçesi! Rahmi Koç, Sanayi İmparatoru! Bir de seks kraliçelerimiz, tekstil, medya imparatorlarımız var!

Ya bu ülke ne, millet ne? Neyin kralı, sultanı, imparatoru?

Kul mu yuz, teb'a mı yız neyiz biz?


 

 

Diğer YAZARLAR

 



 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir