 |
|
|
|
Aşkımızın amiral gemisi Eyfel Kulesi
|
|
|
Eyfel Kulesi, gerçekten de kartpostallardaki ışıklı görüntüsünden çok farklıdır. Hele gündüz aydınlıkta koca bir demir yığını hissi verir insana. Üstelik Frenkler öyle bir pazarlamıştır ki o çirkin demir yığınını, her yıl bir dolu turisti, gezelim görelim dalgasına sörf yaptırırlar kattan kata...
Ünlü 'Maigret' polisiye roman serisinin yazarı George Simenon yazılarını Paris'te Eyfel Kulesi'nin altındak i 'cafe'lerde yazarmış. Günün birinde tanıdıklar 'üstat' demişler, sendeki bu Eyfel aşkına hayranız, her sabah gelip burada romanına çalışıyorsun. Simenon sinirle atılmış:
'Ne aşkı, Paris'te bu lanet kulenin görünmediği tek yer burası'
Eyfel Kulesi, gerçekten de kartpostallardaki ışıklı görüntüsünden çok farklıdır. Hele gündüz aydınlıkta koca bir demir yığını hissi verir insana. Üstelik Frenkler öyle bir pazarlamıştır ki o çirkin demir yığınını, her yıl bir dolu turisti, gezelim görelim dalgasına sörf yaptırırlar kattan kata...
Tom Cruise, çıtır sevgilisi Katie Holmes'e 17 Haziran 2005 Cuma günü Eyfel Kulesi'nde evlenme teklifinde bulundu. Bu koca magazinsel balon (!) nerede patlayacak göreceğiz. Ancak Details Dergisi'nden Holly Millea, haziran ayında ünlü oyuncuya bazı kelimeler (kavramlar) vererek ne düşündüğünü sormuş ve yanıt almış. 1 Temmuz'da gösterime girecek olan, Steven Spielberg'in H.G. Wells uyarlaması 'War of the Worlds' (Dünyalar Savaşı) filminin yıldızı Tom Cruise, önüne sürülen kavramlar hakkında bakın neler düşünüyor:
BABA: Manevi anlamda zor zamanlar geçiriyordu. Fakat aynı zamanda bizlere yardım etmeye çalıştığının da farkındaydım. Sadece bunu yapamıyordu. Ve bilirsiniz, kimi insanlar yardım etmeye çalışırken incitebilirler.
ANNE: Eğer ondan ayrı düşmüş veya kaybolmuşsam bir dükkanın kenarına, veya o an her neredeysek bir köşeye çekilir ve onun gülüşünü duymayi beklerdim. 'Sanki o anları yaşarmış gibi gözlerini kapatıp devam ediyor: 'Öyle yüksek ve ayırt edici bir gülüştü ki bu, duyduğum anda 'nerde o, nerde o' diyerek gülüşüne doğru koşardım.'
ÖZGÜVEN: Olayları başkalarıyla paylaşıp konuşmam. Eğer bir şey yapacaksam, oturup arkama yaslanır ve yapacağım şeyi iyice düşünür, ondan sonra harekete geçerim.
YAŞAM: Bu hayat, engebeli ve düşüşlere gebe. Vahşi ve hiddet dolu. Ancak, sormamız gereken esas soru şu: Yaşama göğüs gerebiliyor musunuz? Şu anı yaşayabiliyor musunuz?
BAŞARI: İnsanlar bilmek istiyorlar. Yaptığım işleri nasıl başardığımı bilmek istiyorlar. Eğer bir yol denediysem ve bana faydası olduysa insanlara dönüyor, 'Bakın,işte bu yoldan gittim diyorum''.
SAĞLIK: Bünyenize girmesine izin verdiğiniz her türlü ilaç ve uyuşturucu esasında birer zehirden ibarettir. Bunu ahlaki açıdan söylemiyorum, bunlar aslında bilimsel gerçekler.
KURTULUŞ: Hayatım boyunca olaylara hep şu açıyla yaklaştım: Bunun insanlara faydası var mı yok mu? Yapılan şey insanlığın yararına mı?
SEKS: Eğer sevdiğiniz biri varsa o zaman seks de güzel oluyor. Bunun haricinde yaşanan cinselliği ilgi çekici bulmuyorum. Hatta, daha çok rahatsızlık verici de diyebilirim.'
İŞ: Hayatım boyunca çalışmam ve bir iş bulmam gerektiğini biliyordum. Kimileri telefonda konuşmanın veya okumanın da bir iş olduğunu düşünür. Bense bu kanıda değilim.
SANAT: Bir sanatçıyı daima gizemli/esrarengiz göstermek Hollywood taktiklerinden biridir ve oldukça da karlıdır. Ama bu büyük bir baskı. Tıpkı tutukluluk gibi. Bir süre sonra, sanatçıların ilgisiz, cahil ve toplumdan kopuk olmasını sağlıyor.
AKIL: Gerçekten de oturup psikiyatri okuduğunuzda bunun sadece yarı-bilimsel olduğunu görürsünüz. Gerçekler üzerine dayalı değildir. Bir davranışı milyonlarca farklı açıdan ele alıp yorumlayabilirsiniz.
ÖLÜM: Kesinlikle yeniden doğuşa inanıyorum. İnsanın bedeninden ibaret olmadığı kanısındayım. İnsan, ruhsal bir varlık ve pek çok kez yaşama dönüyor.'
|
|
|
|
|
|
 |