26 Haziran 2005 Pazar       




 

Serap Ezgü


 
serap.ezgu@aksam.com.tr

Bizde 'Görev ihmali' hiç olmaz ama yine de bebeklerimiz ölür

   
 
'Her ölüm erken ölümdür' ama, bu kadar erkenine insan hatası neden olduysa, başta Edirneli anne babalar olmak üzere, ülke vicdanı hangi 'hesap soran' tavırla biraz olsun rahatlayabilecek?

Bu hafta, kötü haberin mahreci yön değiştirdi. Genellikle Doğu illerinden gelirdi; bu kez en Batı'dan, Edi
rne'den geldi. Peşpeşe 8 bebeğimizi kaybettik... Ağızları süt kokan, tenleri pembe pembe, yumrucukları sıkılı; kızlar, erkekler... Adları konmamış bebekler, hastanede birer birer can verdiler. Televizyonlarda anneler gördük, şaşkın, çaresiz ve acılı... Bizler yaşanan ızdırabın uzağında izleyiciydik yalnızca.. İnsan hatası olduğunu düşündük hemen. Böylesine bir tesadüf olamazdı. Ama en yetkili ağızlar bile, 'tesadüf olabilir' deyiverdi. TC kimlik numarası almadan, kütüklere yazılmadan, hastane kayıtlarından siliverdik bebeklerimizi. Yakında hafızamızdan da sileceğimizden emin olabilirsiniz. 'Her ölüm erken ölümdür' ama, bu kadar erkenine insan hatası neden olduysa, başta Edirneli anne babalar olmak üzere, ülke vicdanı hangi 'hesap soran' tavırla biraz olsun rahatlayabilecek? Soruşturmalar, raporlar, bilirkişiler, etik kurullar, tabip odaları, savcılar, iddianameler, sorgular, yargılamalar birbirini izleyecek mi? Ne kadar hızlı ve adil olacağız. Zaman aşımları, ceza indirimleri, ceza ertelemelerini mi tartışacağız; yer değiştirme cezaları, meslekten men cezaları mı verilecek. Hangi toplumsal reflekslerle, hangi ahlaki düzlemde hemen şimdi özeleştiride bulunacak bir meslek etiğine sahibiz? Radyasyonlu çayı içerek bizi rahatlatan bakanlar, kanalizasyonda yüzülebileceğini çivileme atlayışlarıyla gösteren belediye bakanları gördük biz; şimdi de yeni doğan bebeğini aynı servise getirip bırakan cesur idarecilerimizi mi göreceğiz yoksa...

İlk inceleme sonucu, konunun uzmanları 'İhmal ve kasıt yok' ifadesine yer verdiler raporlarında..Savaş ortamında biyolojik bir saldırı yaşamadığımıza göre, 'kasıt yok' sonucuna ulaşabilmek zor değildi herhalde... Avrupa topraklarında, Yunanistan sınırında bir ilde, çok şükür taaruz altında değildik. Peki ya, 'ihmal yok' ifadesine ne demeli.. İşte ben tam bu noktada bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Herkes en iyisini yapıyor

Bizde ihmal olmaz baylar bayanlar. Herkes görevini kusursuz ve evrensel kriterlerde yapar. Karayolları yollar inşaa eder, yapım hatası nedeniyle otobüsler virajdan savrulur canlar acır, ama kimse ihmalkar değildir... Aksaray'da, Laleli'de otellere yangın merdivenin var mı diye soran çıkmaz, bir yangında turistler, işçiler ölür, bir kaç sanıklı iddianame düzenlenir; belediyeden itfaiyeden yetkililerin bu olayımızda hiç ihmali yoktur.... Deprem olur, binalar kağıt gibi yırtılır, birkaç müteahhit yargılanır, buna izin veren, projeyi imzalayan, denetim görevini yapmayanlar ise hala yerindedir.... Havai fişek imal eden, sanayi sitesine depo yapar, güvenliğimizi emanet ettiğimiz merciler kamyon kamyon mal çıkan depoyu patlama olduğunda öğrenir; ama ihmalleri hiç yoktur... Hele, mafya mensuplarıyla telefon görüşmeleri yapan, talimat alan bürokratlar, siyasiler görevlerini hiç 'ihmal etmezler'... 1 milyon 800 bin genç üniversite kapısında ter döker, 400 binine yüksek öğrenim sağlarız; ama bu tablodan hiçbirimizin ihmali olamaz, hepimiz işimizin en iyisini yapmışızdır... Boğaz'da Karadeniz'de tekne gezisi yapanlar, 5 kat fazla yolcuyla hareket eder sonra batarlar, bunda hiç kimsenin ihmali olamaz... Otomobilinizle bir belediye çukuruna düşer yaralanır ya da ölürseniz kim vurduya gidersiniz; ne o çukuru açan, ne uyarı levhalarını koymayan suçludur. Hızlı giden tren raydan çıkar 39 kişi ölür; ihmali olanlar bizde asla istifa etmezler.

Oysa her olayda içimizden birileri, yapması gerekeni yapmayarak bu sonuçlara neden olmuştur. Son örnekle ilgili internette şöyle bir bakınca gördüm ki, 15 yıl içinde 4 ülkede yaşanan tren kazalarından hemen sonra 'ihmali olanlar' görevlerinden çekilmişler. Bunlar İngiltere, Hindistan, Mısır ve Çin'den örnekler ama listelerde Türkiye'den hiçbir temsilci maalesef yok.

Ortak hatamız ne?

Cezalar, kınamalar, mahkumiyetler, hapisler; iyi işleyen bir adalet sisteminde 'yapanın yanına kar kalmaması için' zaten var ve olacak. Ama, bizlerin belki de asıl ihtiyaç duyduğu şu: Kötü bir sonla biten her icraatın ardında kendiliğinden 'ihmalini görüp' mevkileri, makamları, postları bırakmaya hazır insanların sayısını arttırmak. Biz evde çocuklarımızı, okulda öğrencilerimizi, siyasi partilerde üyelerimizi eğitirken belki de en çok bunu 'İHMAL EDİYORUZ'...




İSTANBUL'DAKİ TRAFİK ÇİRKİNLİKLERİ

Hiç 'İstanbul trafiğinde en çok yapılan kabalık nedir?' diye düşündünüz mü ? Artık, hala yadırgadığım sürücü davranışlarını not etmeye başladım. İşte bunlardan bir demet:

  • Köprü geçişlerinde, OGS şeridinden gidip, gişelere yaklaşınca paralı bölüme 'kafadan' dalmak..

  • Sola dönüş içilen ayrılan cepte sıra beklemek yerine, sağındaki şeritten hızla gidip, son anda sola direksiyon kırıp konvoyun en başına geçmek.

  • Kırmızı ışığın son iki saniyesinde korna çalarak, öndeki aracı sarı

    ışıkta hemen geçmesi için taciz etmek.

  • Otolar yavaşladığında, dolu küllüğü kapıp, aracın altna doğru vurarak

    yola boşaltmak.

  • Bisküvi paketleri ve hamburger peçetelerini, camı açıp yol kenarına

    savurmak

    (NOT: Siz de gördüklerinizi benimle paylaşırsanız, bu köşede değerlendirebiliriz).


     

  •  

     
     

     

    Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
    | Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
    Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir