Türk Telekom A.Ş'nin (TT) yüzde 55 hissesinin 'blok' satışında son haftaya girildi. Artık konsorsiyumlar ve talipli ortaklar belli. Cuma, (24 Haziran) teklifler verilecek. Sonra 'pazarlık' başlayacak. Yerli şirketlerin oluşturduğu Turktell Konsorsiyumu, Koç - Carlyle (ABD), Oger (Lübnan) - Telecom Italia (İtalya) - British Telecom (BT - İngiltere), şu anda yarışacak üç grup. Belki bugün, yarışa başkaları da katılacak.
Türkiye'nin özelleştirme serüveninin başladığı 1984'te tutulan ilk 'danışman', Morgan Guaranty'nin (MG) hazırladığı raporda, 'hemen' özelleştirilecekler arasında, PTT, yani bugünkü TT vardı.
Özelleştirmeden Sorumlu Devlet Bakanı, o tarihte Vehbi Dinçerler'di. TOBB salonunda, MG'nin özelleştirme raporu basına açıklandıktan sonra, ertesi günün manşetleri, '32 KİT'e patron aranıyor!' ya da 'KİT'lerde 150 bin işçinin işine son verilecek!' şekindeydi.
MG 'akıl sattığı' o rapor için, Türkiye'den yüzbinlerce dolar danışmanlık ücreti almıştı. 21 yılda, her özelleştirme ihalesi için danışmanlar tutuldu. İhaleler iptal oldu, hükümetler değişti, mahkemeler iptal etti. Her seferinde yeniden, yeni danışman (genellikle yabancı), benzer raporlar ama dolar üzerinden yeni ödemeler.
Özelleştirmeden gelene yakın bir para, sırf bu danışmanlara ödendi. Sadece TT ve Erdemir için sayısını unuttuğum danışman tutuldu, rapor yazıldı, dolarlar ödendi. Danışmanlar, fazla bir zahmete girmedi. Genelde, kendileri akıl da üretmedi.
Mesela, Erdemir için hazırlanan raporlarda, orada çalışan yöneticileri, nitelikli mühendisleri dinleyip, onların görüş ve önerilerini alıp, rapor yapıp, bize dolarla sattılar!
Mesela, PTT (TT) ile ilgili ilk raporlardan birinde, yüzde 5 hissenin 'çalışanlara' verilmesi vardı. Defalarca, yasalar, raporlar değişti durdu. Danışmanlar söyledi, biz yaptık! PTT'nin 'T'si (Telefon) ayrıldı 'Telekom' oldu. Uydusu, Kablo TV'si ayrıldı. İçine bir de 'bonus!' GSM şirketi (AVEA) ve 'taze' satın alınan Arnavutluk Telekom (Albenia Telekom) konuldu.
PTT'nin 'P'sinin (Posta) eritilmesi - yok edilmesi içinse 'her şey mubah' yolu izlendi.
Özel kargo - kurye - posta şirketlerine 'teşvik' yağarken, PTT kaderine terk edildi. Neyse ki son dönemde başarılı genel müdürlerle posta hizmetleri, on line tahsilat, Post Bank vb. gibi işlerle, PTT toparlanabildi, ayağa kalktı, ölmedi.
Artık, TT'un 20 yıllık satış serüveninin 'kader' haftası. Bakalım kaç dolar olacak, 'yaftası'?
Şehirlere 'damga' vuran, 'ad' veren tesisler
Bir de 'şehirler ve tesisler' var. Şehirlere 'ad' veren, ya da 'kan - can - hayat - umut' veren veya şehirlerden 'ad' alan, 'kimlik bulan' şehrin 'kartviziti' olan tesisler.
Misal, Seydişehir Alüminyum. İşçiler, aileleri ve tüm Seydişehir şehri, ayağa kalktı. Satıldı 305 milyon dolara, tüm şehir yaşlı gözlerle ardından baktı.
Misal, SEKA İzmit. İşçiler ve aileleri kendilerini zincire vurdu, fabrikaya kapattı. İzmit, ayağa kalktı. SEKA belediyeye devroldu, satıldı. Bir şehir, ardından mahzun baktı.
Misal, 'Uzun Hasan'ın kara kayası, kömürün isi - tozu - ciğer tüketen, verem eden, ince hastalığa düçar edip, kan tükürten kömür havzası, Zonguldak! Taşkömürü Kurumu satılacak ya da (TTK) kapatılacaktı. 30 bin, işçi yollara aktı, ocaklar kaldı. Zonguldak 'kara elmas' diye anıldı.
Misal, Karabük. Karabük Demir - Çelik (KARDEMİR) kapatılacaktı. Tüm Karabük işçisi ve ahalisi ayağa kalktı. Çünkü 'bir şehir - bir fabrika' idi. Karabük, KARDEMİR, KARDEMİR, Karabük 'demek' idi. Ahali, işçi, esnaf, tüccar, 'bir araya' gelindi, 'el ele' verildi. 'Biz alıyoruz' denildi. '1 lira' verildi. KARDEMİR dirildi.
Misal, İskenderun. İskenderun Demir - Çelik. İSDEMİR. Satılacak, kapatılacak, işçiler atılacaktı. Akıl akıla, el ele, gönül gönüle verildi. Fedakarlık edildi. ERDEMİR'e gidildi. Yapıldı, yenilendi, büyüdü, serpildi. Kazandı, kara geçti, övündü, gerindi.
Ve Misal, Karadeniz Ereğli. Ereğli'nin 'gözünün feri' ERDEMİR. Cuma günü işçisi, ahalisi, tüm Ereğli ve tüm Karadeniz'lisi yollarda, meydanda, yürüyüşte, mitingdeydi. ERDEMİR satılacak! Bir tesis demek, bir şehir demek. Sene 1963, sene 2005! ERDEMİR'e 'ilk harç' konulduğunda doğanlar, bugün 42 yaşındalar. Bir ömür, bir nesil, bir tesis. Bir şehir, bir tesis. Gece göğü aydınlatan yüksek fırınlar! Fırınlara, doğurgan, üretken adlar. Ayşe'ler, Zeynep'ler, Fatma'lar. Limanlar, barajlar, santrallar, arsalar, madenler, ocaklar. Tersaneler, trenler, raylar, yollar. Milyar dolarlık ihracatlar, kazançlar, karlar. İSDEMİR, SİDEMİR (Sıvas), DİVHAN (Divriği - Hekimhan) hepsi, hepsi ERDEMİR çatısının altındalar.
Heyhat, kader!
Yakında hepsi 'keellem yekun', ERDEMİR'i alanın, pey sürenin, 'üç yıllık kar kadar parayı, veririm' diyenin olacaklar!
'Kuvvacılara', Karadeniz'in fırtınasında, dalgasında, gecenin yarısında, mermi - mitralyöz kaçırırken vurulup, batırılan Alemdar'ın, Ereğli'li 'Reislerinin' torunları, tayfaları, zürriyetleri, akrabaları, kalakalacaklar. Türkiye sanayiinde ve 100 bin'lik Ereğli'de yanan her ocakta, tüten her bacada, kaynayan her sıcak aşta, payı, katkısı, hissesi, nefesi olan ERDEMİR'in ardından, kapısından, limanından mahzun bakacaklar. El sallayacaklar.
Sonraki nesillere 'şehirler ve tesislerin', şehirlere 'ad veren' ve 'şehirlerden ad alan' tesislerin, satılıp gidenlerin, el'in olup 'yitenlerin' hikayesini ağıtlarla bezeyip, anlatacaklar.
Yaklaşıyor, ERDEMİR'in satış haftası, bakalım kaç dolar olacak, 'yaftası'?
|