 |
|
|
|
İDO ve sosyal sorumluluk
|
|
|
Yerel yönetimlerin yazılı olmayan anayasasının en önemli maddesidir; 'hizmette kusur, mazeret kabul etmez' deyimi. Su götürmez gerçeklikteki bu maddeyi titizlikle uygulayan yerel yöneticilerin başarısı da ortadır çoğu kez. Yukarıda yer alan İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO) ile ilgili haber, hizmetin sunulduğu vatandaşlara yönelik etkisi hesaba katılmadan, yani 'endazeye vurulmadan' alınmış bir kararın sonucu.
İDO, dün 18 yıldır yapılan rutin bir çalışmayı gerçekleştiriyor ve deniz otobüslerinin kalkış saatlerini yaz mevsimine göre değiştiriyor. Ama bu kez bir şey her nedense unutuluyor ve yıllardır yaz-kış aynı saatte hareket ettirilen Bostancı-Bakırköy deniz otobüsünün saati 15 dakika erkene alınıyor. Sonuç; sabah 08.30'da işe gitmek için iskeleye gelen 150'yi aşkın yolcu, deniz otobüsünün çoktan hareket ettiğini öğreniyor. O saatte şikayet iletecek yetkiliyi bulmak da mümkün değil tabi ki. Gişe görevlisinin, bu konudaki duyurunun cumartesi ve pazar günleri iskeledeki hoparlörlerden yapıldığını söylemesi ise, söz konusu iki günde bu hattı kullanmayan yolcuların öfkesini artırmaktan öteye gidemiyor. Protestolar üzerine zoraki yapılan gecikmeli bir yolculuk ve sorasında ameliyatına geç kalan doktorların, müvekkilini mahkemede savunmasız bırakan avukatların, üniversitedeki final sınavına yetişemeyen öğretmen ve öğrencilerin mağduriyeti.
İstanbul'un sabah trafiğinde en hızlı ve kaliteli ulaşım yolu olarak lanse edilen İDO'nun, yerel yönetimler için önemli bir kıstas olan 'sosyal sorumluluk' ilkesine uzak düşen kararının değişip değişmeyeceğini göreceğiz elbette. Biz sadece, kurumun web sitesinde 'insana hizmeti teknoloji ile yoğurarak geleceğin aydınlık günlerine hızla ve kararlılıkla ilerliyoruz' diyen İDO Genel Müdürü Dr. Ahmet Paksoy'a, 'halka hizmet hakka hizmettir' sözünü hatırlatmayı 'sosyal sorumluluk' sayıyoruz.
AKŞAM
|
|
|
|
|
|
 |