 |
|
|
|
Yetiş vatandaş batan geminin yazarları bunlar
|
|
|
İletişim Yayınları'ndan Ahmet İnsel Bey, Radikal İki'de Nihat Genç hadisesi üzerine karşı bir cevap metni yazdı. Bu metni ve yazarın düşüncelerini burada eleştirmeyeceğim.
Her lafa da salça olmamam lazım diye kendime yemin ettim. Biraz daha saygılı bir mesafeye çekilmem lazım diye kendime telkinlerde bulunuyorum. Ama olmuyor.
Tabii ki Nihat Genç üzerine herkes her yorumu, eleştiriyi getirebilir, getirmeli, yazsın, çizsin, bana ne...
Bu yüzden yazısıyla ilgilenmeyeceğim. Ancak, Nihat Genç üzerinden Leman Dergisi'ni aşağılayan bir ifadesine şahit oldum. Şöyle: 'Genç'in roman ve hikayelerinin köşede kalmış bir yayınevi tarafından değil, çok satan kaliteli kitaplar basmakla övünen, önde gelen yayınevlerinden biri tarafından basılması beklenir...'
Yaşadığınız topraklarda, sağcılığı, faşizmi, devleti, Susurluk'u en çok eleştiren yayın organı Leman'dır. Holdingleri en çok eleştiren Leman'dır.
Kitaplarımı basacak olan Leman Dergisi ve yayınevini değersiz, küçük gösteren, aşağılayan, köşede kalmış, kaliteli değilmiş gibi bir anlam çıkıyor ortaya.
Şimdi bu satırlarda Leman'ı harcayan yazarın insafsızlığını hepinizin gözleri önünde ölçelim...
Leman dergisi on yıllar boyu bu ülkenin en çok satan dergisi. Bugün tirajı 40/60 bin arası. Ancak yıllar boyu yüz bin üzerinde sattı.
Ve tüm zamanların toplam tirajında on milyon gibi akıl almaz tirajın üstüne çıktı. Yani, dünya tarihinde ve ülkemiz matbuat hayatında toplam tirajda on milyonu aşmış kaç dergi tanıyorsunuz, söyleyin...
Değil bu dünya çapında başarıyı küçük, değersiz göstermek, bu büyük tiraj rakamlarını övmeli, onurlandırmalı ve başımızın üstüne koymalıyız.
Ayrıca, Leman Dergisi bünyesinde yetişen yazar/çizerlerin kitaplarının toplam baskısı 500 baskının çok üstündedir. Bu 500 baskı gibi inanılmaz rakam, tek bir dergi bünyesinden yetişmiş yazarların başarısıdır. Hepsi gençtir. Dünya tarihinde ve matbuat hayatımızda bu kadar yüksek baskı adedi yakalamış dergiler tanıyorsanız, onu da söyleyin...
Beş yüzün üstünde kitap baskısı ve on milyonları aşan toplam tirajın ülke ekonomisine, yayın piyasasına getirdiği rüzgarı, fırtınayı, hareketliliği bir tasavvur edin...
Bu kadar genç sanatçı, hırsızlık, hortumculuk, kredi ve teşvikle değil, sadece yazarak, çizerek büyük kitlelere ulaşmışlar ve kendi karınlarını onurla doyurmuşlardır.
Bunun bir diğer anlamı da şudur. Leman Dergisi elliye varan genç sanatçı yetiştirdi. Bu ülkenin büyük genç enerjisini sanatçılaştırarak harekete geçirdi. Ülkemiz üniversitelerinde en çok tartışılan dergi oldu. Türkiye gençliğini, sarhoş eden, müptela eden, hasta eden, dergi oldu. Ve yıllarca hayranlık ötesinde tutkuyla okunmayı başardı...
Bu genç sanatçıların yarattığı büyük ekonomik hareketliliği, kitaplarını, tartışmalarını, fikirlerini, küçük, kenarda kalmış, aşağı, değersiz göstermek, insaf ölçüsüne sığmaz...
Ayrıca Leman Dergisi bağımsız dergidir. Bunun anlamı şudur. Leman Dergisi hiçbir reklam almadan, hiçbir kredi, teşvik almadan, kendi yağıyla, yani, kendi tirajıyla kavrulmuştur.
Ülkemiz tarihinde reklam almadan, kredi, teşvik almadan bu kadar büyük tirajlara (on yıllar boyu hiç inmeden) ulaşmış dergiler tanıyorsanız, bize de söyleyin...
Ama en önemlisi, bu dergi bu yüksek rakamlara nasıl ulaştı... Asıl sorumuz budur...
Sorumuzu açalım. Çünkü Leman Dergisi on yıllar boyu, iki şeye karşı sert muhalefet yaptı. Birincisi, sağ zihniyetin sağ partilerine, ikincisi, medya iktidarına ve onun holdinglerine karşı.
Yani, yaşadığınız topraklarda, sağcılığı, faşizmi, devleti, Susurluk'u en çok eleştiren yayın organı Leman'dır. Holdingleri en çok eleştiren Leman'dır. Ve Nihat Genç, Leman yazarı olarak Türkiye Cumhuriyeti fikir hayatında sağcıları ve holdingleri en çok eleştiren yazarın adıdır. Binlerce sayfa, 14 kitap dolusu eleştiri. Sağ yapıları ,devletin muhafazakar yapıların, tahlili, eleştirileri...
İşte bu büyük tirajlara ulaşmamızın sebebi Leman Dergisi'nin bu temel politikasıdır. Türkiye gençliği bu yüzden bizleri on yıllar boyu hayranlık ötesi hastalık tutkusuyla sevmekte, onurlandırmaktadır.
Ancak Ahmet İnsel Bey, iki taraftan saygısızlık yapıyor. Birincisi, işte bu soylu dergiyi eleştiriyor, küçümsüyor, tanınmamış, kenarda kalmış ifadesiyle yok sayıyor.
İkincisi, işte bu bağımsız dergide, sağcılığa ve holdinglere karşı bayrak açmış ve şöhretini bu yazılarla yapmış Nihat Genç'i tescilli faşist olmakla suçluyor.
Kardeşlerim, bu insaf ölçüsüne sığmaz. Bu bir aydın suçlaması değil artık bir gestapo saldırısına benziyor.
Leman Dergisi ve yazarı Nihat Genç, Türkiye'de en çok tazminat ödeyenlerin adıdır, mahkemelere çıkan, tehditlere, linç girişimlerine maruz kalanların adıdır. Ve devletten, burs, kredi, reklam, teşvik hiç almayanların adıdır.
Kardeşlerim, dinleyin ve herkese sorun.
Biz Avrupa vakıflarından hiç para almadık. Avrupa vakıflarından para alınıp sonra nasıl 'sivil' olunur diye sorduk ve bunun cevabını verecek adam bulamadık...
Murat Belge'nin özellikle Ahmet İnsel'in cümleleri çok bozuk. Şekilsiz ve karmakarışık. Dertlerini anlatabilecek kadar cümle bilgileri yok
Kardeşlerim, biz Soroslar'ın karşısına çıktık, Soroslar'ın adamlarıyla neden arkadaşlık yapıldığını sorduk, cevap verecek adam bulamadık.
Kardeşlerim, biz bu yüzden çok okunduk. Bize destek veren bu soruların cevabını hala bekleyen Türkiye gençliğidir...
Leman Dergisi, genç Türkiye'nin elektriği, enerjisi, muhalefeti, protestosu, eleştirisi olarak bağımsız hayatına devam edecek.
Ancak görüyorsunuz ki, biz sorular sordukça, karşımızdaki insanlar insani ölçüsünü kaybediyor. Vicdan ve ahlakı kaybediyor.
Leman'ın çok okunmasının ve mucize tirajlarının sebebi de buydu. Vicdan ve ahlakı ayakta tutmak.
Bizler, yazarak, çizerek, ahlak ve vicdan kelimelerinden kendimize soylu bir hayat kurmak istedik...
Ama gördük ki, ahlak ve vicdan kelimeleriyle ve çok soru soran cümlelerimizle, artık bizi 'uzaylı' gibi görüyorlar...
Yani, bu kelimeleri hiç duymamış, görmemiş bir havaları var...
Yani, ahlak, vicdan kelimeleri bu ülkede uzaylı kadar yabancı muamelesi görüyor...
Ahlak ve vicdanın olmadığı yerde her türlü insaf sona ermiştir.. Konuşma artık faydasızdır...
Bir de özel notum olacak. Biz edebiyatçıyız, bizim söyleyecek sözümüz çoktur. Ancak edebiyatın bir kuralı vardır, uslubunuz yoksa sözünüz de yoktur. Murat Belge Bey'in özellikle Ahmet İnsel'in cümleleri çok bozuk. Şekilsiz ve karmakarışık. Dertlerini anlatabilecek kadar cümle bilgileri yok. Ayrıca edebiyat neşesi hiç yok. Cümleleri zayıf, acınacak düzeyde. Bu kadar uslupsuzluk vicdansızlıktan öte bir saygısızlığın ifadesidir. Çünkü güzel insanlar güzel yazılar yazabilmeli.
Yoksa bu bozuk cümlelerle okurunuzu eşek yerine koymuş olursunuz. Bu tatsız ve Türkçe dışı cümlelerle okuyucuyu yormaya kimsenin hakkı yoktur.
|
|
|
|
|
|
 |