13 Haziran 2005 Pazartesi       




 

Ersan Özer


 
ersan@itiraf.com

Gülerken küçük dilim görünüyor

   
 
Karizma denen tuhaflık; zeka gibi, güzellik gibi Allah vergisi bir şey. 'Tuhaflık' dedim çünkü aynen zeka gibi, güzellik gibi tanımlanamıyor. Görülemiyor. Tesbit edilemiyor.

Sadece hissedilebiliyor.

Karizma sahibi kişiye ağız dolusu 'sen' denemiyor mesela. Ona adıyla hitap etmekte de zorlanılıyor.

Bey diyesi geliyor insanın, önüne geçilemiyor.

Düşünülerek ya da nezaketen değil, öyleleriyle kendiliğinden 'sizli bizli' olunuyor.

Ka-riz-ma. Üç heceli büyülü sözcük.

Ay-rık diş. Üç heceli karizma düşmanı.

Er-san Ö-zer. Dört heceli karizmatik olmayan kişi!

Ön dişleri iki santim ayrık insan. Gülerken küçük dili görünen ademoğlu.

Fotoğraflarda her daim ağzı kapalı olması gereken kişilik. Bir karizma yoksunu. Bir vah vah abidesi.

Bir 'derdimi ummana açmaya gittim, ummanı içip geri geldim, içimin yanması ancak geçti' serzenişçisi.

Geç canım geç

Evet. Gayet.net anladınız. Karizma konusuna takıkım.

Akmerkez'deki görevliler, güvenlik kapısından geçen herkese, 'Buyurun beyefendi' derken bana, 'Geç canım geç' dedikleri için kompleksliyim.

Kendime Saddam'ım. Acayip sinir oluyorum.

Karizmatik olayım diye neler denemedim ki!

Bir dönem sürekli takım elbiseyle dolaştım. Değişmedi. Güvenlikçilerle gene canım cicimdik.

Kış ortasında Cazcı Kardeşler gözlüğü edindim. Akmerkez'e girerken kapıyı öttürmekten başka işe yaramadı.

'Arkadaşım metalleri bıraktık di mi yan tarafa?'

Bıraktım güvenlikçi bey. Gözlükte demir var galiba. O şeyetti sanırsam.

Yaa ama ben akıl fikir sırasına girmiştim, bilmiyordum ki yan tarafta karizmatik kişilik dağıtıldığını.

Bilemedim, meşelik kişilik olmayı seçtim.

Beni Türk meşe fışkınlarına emanet edin. Kabama kabama vurup iyice kızartın.

Mümkünse sonrasında da ulu bir çınarla kafamı patlatın. Ki bir daha yanlış sıraya girmeyeyim.




İsveçli Osmanlılar

Şöyle bir şey öğrendim. Çok enteresan geldi. Sizinle de paylaşmak istedim.

1700'lü yıllarda İsveç Kralı, ülkesindeki ayaklanmalardan dolayı Osmanlı'ya sığınmış.

Bir süre misafirimiz olmuş. Ortalık durulunca da dönmeye karar vermiş.

Devir 'tabanvay' devri tabii. Onca yol gidilecek. Yanına koruma amaçlı 300 asker verilmiş.

Kral ve beraberindekiler İsveç'e sağ salim varmış. Ancak Osmanlı askerleri, o kadar yolu gerisin geri yürümeyi göze alamadıklarından mı yoksa ülkeyi çok beğendiklerinden mi bilmiyorum, İsveç Kralı'na, 'Biz burada kalmak istiyoruz' demişler.

Sonrası mı?

Şu anda İsveç'te Askersund adında bir kasaba varmış.

Ve Stockholm'ün geniş meydanlarında bir sürü mavi gözlü, esmer İsveçli dolaşıyormuş.


 

 

Diğer YAZARLAR

 



 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir