12 Haziran 2005 Pazar       




 

Bazen çocuk bazen kaplan gibiyim

   
 
İnsan, 1972'den beri hiç mi büyümez, hiç mi yaşlanmaz? Allah bazılarına güzel bir ses bahşederken zamanı da onlar lehine durdurur mu böyle?

Ulus'taki bürosunun kapısını basın danışmanı Bircan Usallı açtığında, salondaki liseli kız görünümündeki kişinin Nilüfer olup olmadığını anlamak için dikkatlice baktım. Spor ayakkabıları, jean pantolonu ve üzerindeki t-shirtle sahnedeki o dev kadın gitmiş yerine kolejli bir kız gelmişti.

Sımsıcak bir karşılamanın ardından çay servisini elleriyle yaptı. Duyduğuma göre sehpanın üzerindeki kurabiyelerin servisini de kendisi yapmıştı. Röportajda Nilüfer'in mutfak sırlarını öğreneceksiniz. Kızı ve annesiyle yaşadığı dünyanın kapılarını bize aralarken, başka sırlarına da bizle paylaştı. Ama, kendine özgü mesafeli yaklaşımıyla tedbiri de elden bırakmadı doğrusu... İşte pop müziğin starı Nilüfer'in ağzından alabildiklerim....

Sizinle ilgili hiçbir zaman, yaş tahmini yapamam... Sorsalar asla kestiremem. 33 yıl sahnede kalıp da böyle görünebilmek için özel bir formül mü uyguladınız?

Hiç bir formülüm yok. Ayda bir yaptırdığım normal bir cilt bakımım var. Onun dışında cildimi temizlerim. Nemlediriciler, göz çevresi için kremlerim var ama, çok özel seyler yok.

Estetik var mı?

Yemin ediyorum yok. Bak şurada şunu yaptıracağım (İki kaşının ortasını işaret ediyor) botoksa gidemiyorum korkudan. Çok korkağım ben...

Kaç yaşındasınız ?

50 oldum.

Nasıl kutladınız 50'nci yaşınızı?

Evde. Kızımla, pasta kestiler bana.

Kimler vardı kutlamada?

(Gülüyor ) Ben, kızım, kedim ve annem. Annem zaten alzheimer. Pastayı yedi çok mutlu oldu.

Masaya bir fazla tabak konsa, oraya kimi oturtmayı geçirirdiniz içinizden?

Belki birisi var ama onu daha henüz tanımıyorum.

Mesafeli ve yıllardır değişmeyen bir duruşunuz var. İçinizden kahkahalar atmak, köprüleri yıkmak, sarhoş olmak geçmiyor mu?

Sarhoş olurum bazen... (Gülüşmeler) Olmadığımı kim söylüyor. Ama bunu kendime yakın bir çevrede yapıyorum herhalde.

Ayşe Nazlı'ya annesi olmadığımı söyledim

Ayse Nazlı kaç yaşında oldu?

Beş.

Nilüfer'in kızı olduğunun farkında mı?

Farkındadır. Geçen sene Bodrum'da bir konserime geldi. Fahir Atakoğlu ile yaptığımız konserler vardı. Tabii şöhretin tam olarak ne olduğu konusunda bir fikri yok.

Siz neden bir çocuk dünyaya getirmediniz?

Çocuk doğurma işini erteledim, hem çok küçük yastan beri astım hastası olduğum için korktum evli olduğum dönemlerde. 'Daha çok gencim, daha çok zamanım var nasılsa bir gün olur diye düşündüm. Hep erteledim. Pek çaba da göstermedim açıkçası. Ama kırkları geçtikten sonra bunun eksikliğini hissetmeye başladım.

Ayşe Nazlı ile ilk karşılaşma, ilk göz göze geliş nasıldı?

Çok minicik bir bebekti. Beş aylıktı.

Bir kaç bebek arasından mı seçmenizi istediler?

Hayır

Direkt Ayse Nazlı mı?

Evet. Çok minik bir bebekti. Beş aylıktı ama iki aylık bir bebek kadardı. Gözleri fıldır fıldırdı. O zekasını algılama gücünü gösteriyordu sanki. Kucağıma aldığım zaman cin gibi bakan bir çift göz gördüm. Çok etkileyiciydi.

Ailesi ile ilgili bir araştırma yaptınız mı?

Yok, ailesi belli değil zaten.

İleride bir gün onun ailesinin ortaya çıkma ihtimalini hiç düşünüyor musunuz?

- Hiç düşünmüyorum. Çok küçük bir ayrıntı benim için. Eğer bir gün öyle bir şey olursa; bunu ondan asla saklamayacağım gibi, eğer gerçekten desteklenecek bir durum varsa, desteklerim de. Onu doğurmuş olan kadın her kimse bu bir gerçektir ve bunun üstünün örtülmesi imkansız. Ama onun zaten tercihini benden yana kullanacağından eminim.

İleride belli bir yaşa geldiğinde Ayşe Nazlı'ya bu gerçeği açıklamayı düşünüyor musunuz?

Ben söylüyorum zaten. Bebekliğinden beri söylüyorum. Pedagoglara danışarak ögrendim böylesinin doğru olduğunu. Ayse Nazlı'nın bunu bilinçaltına kaydetmesi için bebekliğinden beri söylüyorum. Ayse Nazlı bunu kendine göre biliyor. Onu benim doğurmadığımı, benim karnımdan çıkmadığını biliyor. Çünkü bana 'Ben senin karnından mı çıktım' diye sormuştu. Ben de 'hayır' demiştim. Büyüdüğü zaman daha bilinçli olarak bunu algılayabilecek.

Ben de aldatıldım

Peki biraz aşkı konuşalım mı? Siz kaç evlilik yaptınız?

İki.

Kaç kez aşık oldunuz ?

Herkes bir beraberlik yaşar ama hepsine aşk adını koymak doğru olmayabilir. Aşk yoksa benim için beraberlik yok.

Hiç yaşamasaydım dediğiniz ilişkileriniz de oldu mu ? Pişmanlık yani...

Pişmanlık hissetmedim. Üzüldüklerim oldu. Aşk olunca acı da oluyor zaten. Keşke yaşamasaydım demedim, sonuçta hepsi benim seçimimdi.

Sizi reddeden erkekler oldu mu ? Siz istediğiniz halde platonik kalmış ilişkiler oldu mu?

Olmadı. Platonik olup da karşı taraftan ötürü başlayamayan ilişkilerim olmadı. Olunca her şey çok daha kolaydır diye bir şey yok. Tam tersine çok daha zor. Hele şimdi daha da zor. Belki bundan bir 10 sene önce daha kolaydı ama simdi hiç değil. Çünkü benim hayatıma girecek insan çok önemli. Çok emin olmam lazım. Artık bu saatten sonra denemek için birlikte olamam. Bir kızım var. Bu konuda tutucuyum. Daha doğrusu tutucuymuşum ki bunu kızım sayesinde öğrendim. Eskiden yalnız yaşarken de öyleydim ama şimdi daha bir farklı.

Aradığınız bir insanı bulduğunuzda yeniden evliliği düşünür müydünüz, evlilik sizi korkutuyor mu?

Ön yargım yok, düşünürüm. Evlilik aslında çok zor bir şey. Çevremde de görüyorum. Bir de uzun süre yalnız yaşamaya alışmış insanlar için daha da zor galiba. Mutlaka sevdiginiz bir insan ama ona bir şekilde tabi olmak, zaman zaman kendi haklarınızdan vazgeçmek. Bu tarz şeyler bana artık zor geliyor. Ben istediğim bir şeyi istediğim zaman yapıyorum. Bu konuda rahatım. Özgürlüğüm var. Ama tabii ki sevgi de fedakarlık gerektiren bir şey. Ama yine de söylemeliyim. Gerçekten sevdiğim ve inandığım birisi olursa hayatıma girecektir. Bunun sonrasında evlilik gelecekse, gelir. Şu anda böyle bir aday yok.

Dünyadaki istatistikler gösteriyor ki kadınlara uygulanan şiddet aslında tahminimizden daha fazla. Hem de bu her kesimden kadını kapsıyor. Hayatınıza giren erkeklerden, hiç şiddet gördünüz mü? İzin verir misiniz böyle bir şeye?

Asla. Ben bir şeyler fırlatmışımdır, yapmışımdır bir şeyler. (Gülüyor)

Aldatıldınız mı hiç ?

Aldatıldım.

Kim aldattı?

(Kahkaha atarak) İsim vermesek...

Versek..

Ben kendi tahminimi söylüyorum. Gözümle gördüğüm bir şey olmadı ama aldatıldığımı biliyorum.

Aldatanı affettiniz mi?

Sonuçlara bakarsak hayır. Ben de isterim affetmeyi, ama kişiliğimi değiştirmem lazım.

Güçlü bir kadın ama yine de bir erkeğin omzuna ihtiyaç duyuyor mu?

Güçlü bir kadınım aslında. Hatta yeri geldiğinde kaplan bile kesilirim. Ama bazen de çok nahifimdir. Bir çocuk kadar kırılgan... Her insan bir çöküş yasayabilir. Aniden bir şey oluyor ve aniden toparlıyorum ben. Eğer bu güçlü olmaksa, evet güçlüyüm ben. Ama bütün o girdaplardan da geçiyorum. Zaman zaman karanlık tünellere dalıyorum. Fakat sonunda çıkıyorum hep.

İki evlilik yaşadınız, bu evliliklerin bitmesinde sizin payınız ne kadardı?

Vardı. Yarı yarıya, belki biraz daha fazla olabilir. O zaman çok da gençtim. Sıkıldım belki de evlilikten.

Albümlerime hep türkü koymak istedim ama olmadı

Bugüne kadar size hep su soru soruldu. Müthiş bir yorumcusunuz, şarkıları çok güzel yorumluyorsunuz. Neden siz de şarkı yazmıyorsunuz?

Çok soruldu. Meşhur 'Erkekler ağlamaz' şarkısı benimdir, bir kaç şarkı sözüm var. Onun dışında hakikaten bugüne kadar başka bir şey yapmamıştım. Ben bunu simdi afişe etmek istemiyordum. Sürpriz olsun istiyordum. Çünkü kimse benden böyle bir şey beklemiyor. Bugüne kadar da neden hiç yazmadığımı, başka şarkılar üretmediğimi hep merak edip sordular. Belki biraz tembellik yapıyorum. Şarkı yazmak çok zor. Eğer şarkı yazarı olarak ortaya çıkacaksam, arkasında durabileceğim bir şey olmalı diye düşündüğümden yapmadım. Ama sonradan kendime haksızlık ettiğime inandım. Biraz kurcalandığında, körüklendiğinde bir şeyler çıkacağını biliyordum. Duygusal bir insanım. Yaşadıklarımı o duygusallığımla birleştirip pekala bir şarkı haline getirebilirdim. Ve denedim. Bu albüm çıktığı zaman o şarkılar çok sevilse de belki bir besteci olduğumu kabul etmeyeceğim.

Kaç tane şarkı sözü var ?

5 tane oldu..

Bunların içinde yaşanmış bir öykü var mı?

Bilmiyorum (kahkaha atıyor). Tabii bu bir harman, pek çok şeyden etkilenmek mümkün.

Bu şarkıları dinlediğimizde sizin duygu dünyanızda son dönemde neler yaşanmış, bize bir fikir verecek mi ?

Verebilir. Ben duygusal bir insanım, hayatımda hep hüzün de olmuştur benim. Doğrusu onu ön plana ya da ortaya çıkartmam zor olmadı. Zaten ikizler burcuyum. Güzel şarkılar oldu galiba. Yıllardır bir albüm çalışması bu kadar çok heyecan veriyor bana, sonuçlarını merak ediyorum.

Ne zaman dinleyebileceğiz bu albümü?

Yazın sıkı bir çalışma yapacağım. Aslında tamamlamak üzereyim repertuarı ama birkaç şarkıya daha ihtiyacım var. Ozan Çolakoğlu ile çalışıyorum. Bence Türkiye'nin en iyi birkaç aranjöründen, müzik adamından biri. İlk 6 parçanın alt yapıları canlı olarak çalındı. Şimdi diğer

6 parçayı toparlamak için çalışıyoruz.

12 parça olsun istiyoruz.

Sizin dışınızda kimlerden şarkı var?

Şehrazat olacak. Adnan Ergül var. Bülent Özdemir diye çok iyi bir müzisyen arkadaşımız var. Onun çok güzel bir şarkısı var. Besteci ve yorumcu Onur Mete'nin bir şarkısı var.

Birkaç batı müziği sanatçısının türkü denemeleri oldu. Siz hiç türkü okumayı düşündünüz mü ?

Çok düşündüm, çok istedim. Diyebilirim ki birkaç albüm üst üste türkü söylemek istedim. Daha Batı formalarına, bana uyabilecek bir türkü ama olmadı. Bir gün, bir albümümde mutlaka olacak ama bu albümümde yok. Bu albümün sound'una uymaz. Bu tam bir Akdeniz albümü olacak.

AZ DOSTUM VAR

Sanat camiasından mıdır, dışarıdan mıdır dostlarınız? Genç kızlığınızdan, çocukluğunuzdan gelen dostluklarınız var mı?

Çok sosyal biri değilim. Onu itiraf etmem lazım. Arkadaşlarım, dostlarım var ama çok fazla sayıda değiller. Az sayıdalar. Mesela ta ortaokuldan arkadaşlarım var. Ben onları ararım, onlar beni ararlar ve görüşürüz. Sanat camiasından pek arkadaşlıklarım yok. En çok görüştüğüm, hemen hemen hergün en azından telefonla konuştuğum şarkı yazarı Şehrazat var. Çok da yakın oturuyor.

Sizi Nilüfer olmadan önce tanıyan dostlarınızla ilişkilerinizde siz şöhret olduktan sonra bir değişiklik oldu mu?

Hiç olmadı. 1972 senesinde, benim ilk plağım çıktığı zaman ben henüz lisede okuyordum. İtalyan Lisesi'nde,

1. sınıftaydım ve artık tanınan bir genç kızdım. Ama o zaman da okuldaki arkadaşlarımla olan ilişkilerimde en ufak bir değişiklik olmamıştı. Ben her zaman çok normal kabul ettim. Bu bana çok sıra dışı davranmam gerektiği veya diğer insanlardan çok farklı olduğuma inanmamı sağlayan bir şey olmadı hiçbir zaman. Hatta biraz fazla sıradan bile görüyorum.

Sade bir hayat yaşıyorum

Diyelim ki, müzikle ilgili bir faaliyetinizin olmadığı çok sıradan bir gün. Nilüfer'in o günü nasıl geçer?

Sabahleyin saat 09.00'da kalkarım. Kızım yuvaya gittiği için bir posta uyanıyorum, onu yolladıktan sonra biraz daha şekerleme yapmaya çalışıyorum. Çünkü genelde geç yatmayı seviyorum. Sonra bir kahvaltı programı. Diyetisyenimin... (Gülüyor). Hayatımda ilk defa bir diyetisyen eşliğinde bir yemek programım var. Ondan önce hep kafama göre diyet yapardım. Kahvaltıda gazetelere bakmayı çok seviyorum. Daha sonra telefon görüşmeleri. Bircan Hanım'la mutlaka her gün konuşuruz. Eğer o gün işim yoksa evdeyim. Evde vakit geçirmeyi seviyorum. Hiçbir sey yapmadan otursam da sıkılmam. Bahçeme çıkmayı, televizyon izlemeyi, müzik dinlemeyi severim.

İş olmadığı günler, normal bir kadın gibi mi davranırsınız siz de?

Öyle. Hiç marjinal bir şekilde yaşadığımı düşünmüyorum asla. Hatta pek çok kadına göre daha sade bile yaşıyor olabilirim. Benim işimi yapmayan kadınlara göre gereğinden fazla sakin ve sade hayatım var.




YAPTIĞIM BALIĞI DIŞARIDA BULAMIYORUM

Çay için teşekkür ederiz. Evde misafirlerinize servisi kendiniz mi yaparsınız?

Evet. Mutfakta ben çalışmamış olsam da servisi kendim yapmayı severim..

Mutfakla aranız nasıl?

Doğrusu aram pek hoş değil. Eskiden her şeyi yapardım. Her türlü yemeği yapmayı bilirim de, pek yapmıyorum. Ancak çok içimden gelecek, misafirim olacak o zaman bir şeyler yapacağım veya kızıma bir şeyler yapacağım. Ancak o zaman mutfağa giriyor ve yemek yapıyorum. Çok da çabuktur elim.

İçinizden geldiğinde ne yaparsınız ? Çok özel yemekleriniz var mı?

Basın Danışmanı Bircan Hanım: Mesela Nilüfer'in yaptığı balık kadar inanılmaz bir şey yok. Müthiş böyle çıtır çıtır.

Balık kızartmak en zor iştir. Çünkü bazı hanımlar özellikle dışarıda yemeyi tercih ederler ev kokmasın diye. Siz en zor işe mi soyunuyorsunuz?

Bana hiç zor gelmiyor. Bir de, pişirdiğim balık gibisini dışarıda hiç bulamıyorum..

Sırrı nedir?

Bilmiyorum. Başında duruyorum, tek tek unluyorum onları özenle. Yağı çok önemli. Gerçekten güzel oluyor. Misafirlerime de genelde balık yapmayı tercih ederim.

Ayşe Nazlı ile mutfağa giriyor musunuz?

Giriyoruz. Bazen 'hadi anne kek yapalım' diyor. Giriyoruz mutfağa kek yapıyoruz. O hamuru karıştırıyor falan ondan sonra parmaklıyor. (Gülüyor)

Mal varlığı ne?

  • Türkiye'de 30 yıldır bu işi yapan insan olarak sizce hak ettiğiniz ekonomik imkanlara kavuştunuz mu?

    Bu sartlara göre iyi para kazandığımı düşünüyorum. Gerektiği kadar bir mal varlığım var. Daha farklı yaşasaydım eğer bunun iki misli mal varlığım olurdu. Ben biraz ağır davrandım. Daha az sahne çalışması, daha az konser gibi...

    Neleriniz var mesela?

    Mal beyanında bulunuyorum. Hep bahçeli bir evim olsun istedim. 22'nci senemde böyle bir eve sahip oldum ve şu anda orada oturuyorum. Daha önce Etiler'de oturuyordum. Orada bir dairem var. Sizi ağırladığım daire yani burası var. Maya-Resort'de bir tane daire almıştım ama onu sadece yatırım amaçlı almıştım. Küçük bir daire o. Bir de Londra'da bir küçük dairem var. Fakat onu hala ödüyorum, krediyle aldım.

    Lüks araba merakı var mı?

    Bir tane Chrysler jipim var. Bankada da yüklü miktarda param yok. Kedim var. Ayşe Nazlı var. Ben hayatta malın, mülkün gerçekten çok önemli olmadığını giderek daha iyi anlıyorum. Hepsi boş şeyler. Bugün bir şey olabilir, ölebilirim de.

    Allah korusun.

    Benim yakınlarımın, sevdiğim insanların başına da bir sey gelmesin. Onları da Allah Korusun, yeter bana.

    Ayse Nazlı'yı evlat edinirken 'Bu kadar yıl çalıştım, kazandım yarın bu kazandıklarımı bırakabileceğim birisi olsun' diye düsündünüz mü?

    Tabii düşündüm. Ayse Nazlı olmasaydı, bir takım vakıflara bırakabilirdim. Ama insanın evladına bırakması keyifli.

    Serap EZGÜ serap.ezgu@aksam.com.tr


     
  •  

    Diğer RÖPORTAJ 'lar

     



     
     

     

    Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
    | Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
    Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir