 |
|
|
|
Hıncal Uluç her şeyi yanlış biliyor
|
|
|
Dün AKŞAM'da benim, Sabah'ta Hıncal Uluç'un 'Beyhan Murphy'nin görevden alınması'na ilişkin yazılarımız yayımlandı. Ama iki yazı birbirinden o kadar farklıydı ki, sonunda herkesin kafası karıştı: İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin Başkoreografı Murphy, 'başarılı' bir sanatçı ve dans hocası mıydı, yoksa Uluç'un söylediği gibi 'balenin başına tepeden mi inmiş'ti? Görevden alınması, yine üstadın ifadesiyle 'harika bir haber' miydi ve kurumda çalışanlar bu habere çok mu sevinmişti?
Hemen söyleyeyim: Hayır. Çünkü dünkü yazıdan sonra kurumdan birçok dansçı bana telefon etti, mail attı ve 'hocamız' dedikleri Murphy'nin görevden alınmasının büyük bir hata olduğunu söylediler. İkincisi; klasik bale eğitimine sekiz yaşında Ülkü Sözen ile başlayan ve 1978 yılında dünyanın en önemli okulları arasında yer alan Londra Çağdaş Dans Okulu'ndan mezun olan Murphy, İstanbul Devlet Opera ve Balesi'ndeki görevine tepeden inmemişti. 25 yıldır profesyonel eğitmen olarak görev yapıyor, son 11 yıldır da kurumda çalışıyordu. Sanırım CV'sine bu kadar şey yazdırmış birisi için 'tepeden indi' demek, en azından insafsız bir karalama. Tabii, başkoreograf olmanın bedeli İsa'nın çilesi kadar falan ağır bir şey değilse.
Ama tek mesele bu değil... Uluç'un 'Murphy hassasiyeti' daha önce (18 Mayıs 2005) yine aynı köşede yer verdiği 'Folklorama' krizine dayanıyor. O da şu: Uluç, çok sevdiği ve çok sevdiğini defalarca yazdığı 'Folklorama'nın Murphy eliyle yok edildiğine inanıyor nedense. Üstadın 'Murphy'nin ilk eylemi Folklorama'dan baleci çocukları çekmek olmuş. Opera Bale Müdürü Suat Arıkan dostum da seyirci kalmış, kendi yetkilerine tecavüz eden bu eyleme. Arıkan yeniliklere, gelişmelere çok açık bir yönetici izlenimi verdi bana hep. Ama Bayan Murphy önünde gerilemiş' sözleri de bu yanlış inancın bir ifadesi. Yanlış diyorum, çünkü Murphy'nin ilk eylemi, Uluç'un dediği gibi 'balecileri çekmek' değil, İngiliz Kraliyet Balesi Başdansçısı Bruce Sansom'u dansçılara ders vermek için İstanbul'a davet etmek olmuş. Ayrıca 'Folklorama' da hala orijinal kadrosuyla oynanıyor. Uluç'un karıştırdığı ise şu: Eksik kadroyla sahnelenen 'Folklorama', Çanakkale'deki 'Şehitleri Anma Töreni' etkinliklerine son anda kondu. 'Baleci'lerin çoğu da bu sürprizden habersiz olduğu için Çanakkale'ye gidemedi. Ekip bir araya gelip karar verdi ve Uluç'un 'değerli dost'u Müdür Suat Arıkan'ın da onayıyla gösteri bir defaya mahsus olmak üzere bale ekibi olmadan sahnelendi. Kısacası Murphy'nin 'Folklorama' ile bir derdi yoktu ama Uluç gibi usta bir gazetecinin bunca yanlış bilgiyi art arda sıralaması 'Acaba onun mu bir derdi var?' sorusunu akla getiriyor şimdi.
Neyse, Uluç'un suçlaması çok. Murphy'in meslek yaşamına dair yazılabilecek daha bir dolu şey var ama. Ben sadece şunu söylemekle yetineceğim. Uluç'un 'akılda kalacak tek şey yapmadı' dediği Murphy, son 10 yılda 'Pehlivan', 'Kahvehane', 'Seyahatname' ve 'Güldestan' gibi librettolarla çağdaş sanata farklı bir lezzet kattı; 'Dans Platform Türkiye', 'Türk Koreografları', 'Okul Matineleri' gibi birçok proje gerçekleştirdi. Ama başarısı bile Uluç'u rahatsız etmiş olacak ki, suçlamalar 'kıyamet koparıp gala düzenledi'ye kadar vardı. Ee, ne yapsaydı, kıyamet kopmasın diye seyircileri evine yollayıp, medyayı kapı dışarı mı etseydi?
Türkçede 'insaf' diye bir sözcük var, çağrışımı da pek hoş değil ama... Bu yazıyı o sözcükle bitirmek istiyorum ben: İnsaf be Hıncal Uluç, el insaf...
|
|
|
|
|
|
 |