06 Haziran 2005 Pazartesi       




 

Engin Ardıç


 

Liberaller AKP'yi bıraktılar!

   
 
Farkında mısınız, 'bizi Avrupa Birliği'ne sokacak' hevesiyle seçim öncesi ve seçim sonrası AKP'ye destek veren liberal 'mahfillerde' derin bir hayal kırıklığı seziliyor.

'Hani şeriatı getirecekti?' diye serzenişte bulunan dinci kesimde de öyle tabii.

İşsizlik ve parasızlıktan inleyen halkta da öyle.

Fakat bütün bunlara rağmen gelecek seçimi gene AKP kazanacak. Çünkü burası Türkiye'dir ve seçmenden 'rasyonel' davranış bekleyen aydınlar hep havalarını almışlardır.

Liberaller, iktidar partisinin 'orduya yandan bakan' tavrından umutlandılar: Artık kimse darbe yapamayacaktı!

Fakat yeni çıkarılan ceza kanunu balayını çabuk bitirdi. Bu kanun, gevşek uygulanırsa lafta kalacak, ciddi uygulanırsa dikta getirebilecek bir kanundu ve bu kanunla Avrupa Birliği'ne değil girmek, yanından geçmek bile mümkün değildi.

Şimdi gözdağı vermeye çalışıyorlar, 'size sağladığımız destek bitiyor ha' falan demeye çalışıyorlar.

İşin matrağı, bu destek iktidar mahfillerinin hiç mi hiç umurunda değil!

Başbakanı 'Adnan Menderes örneğiyle' tehdit edenler, 'seni de asarlar ha' demeye getirenler bile çıktı. Bu tehdit, 'İsmet Paşacı' yaşlı yazarların kaleminde çok açık seçik kendini belli ediyor ama liberal kalemlerin bile satır aralarına sızıyor.

Tutunacak hiçbir dalları da yok, çünkü ne ANAP'tan hayır var görünür bir gelecekte, ne DYP'den... CHP ve MHP zaten bu açıdan konu dışı... Cem Boyner'inki gibi, Besim Tibuk'unki gibi birtakım çıkışlardan hiçbir yere varılamayacağnı söylediğimiz yıllarda da lafımızı dinletmek için sakalımız olması gerekirmiş herhalde...

'Artık darbe yaptırmaz' diye destekleyip sonra da darbeyle tehdit etmek, Türk liberallerine özgü bir tuhaf davranış biçimi olsa gerek!

Üzülmesinler. Hep söylediğim gibi, Türkiye'nin güvencesi, laçkalığıdır.

Türkiye her meseleyi sulandırmayı, cıvıtmayı ve 'çürütmeyi' çok iyi bilen bir ülkedir.

Türkiye, ne Avrupa Birliği'ne girer, ne darbeye sahne olur, ne de şeriat gelir.

İktidar hiçbir konuda radikal davranacak kadar saf değildir, laga luganın tadını almıştır!

Böyle böyle yuvarlanıp gidecektir Türkiye, ne çıkacak kadar güçlü, ne batacak kadar güçsüz...

Hani 'ılımlı İslam' modeli var ya, bu da bize özgü bir çeşit 'ılımlı kalkınma' modeli olsa gerek!




Mütereddit mütefekkir

Sayın Zülfü Livaneli...

Devletin resmi haber ajansı tarafından hakkınızda verilen ve üzerinden üç gün geçtiği, gazetelerde ve Internet sitelerinde yayınlandığı halde tarafınızdan tenezzül buyurulup yalanlanmayan haber, bizim için, haberdir.

Af buyurun, size Alanya'da kurulan rakı sofrasından kalkmanızı mı bekleyecektik 'teyid' etmek için?

Parti kurmayacağınızı kaleminizden öğrendik. Aldık kabul ettik. Özür dileyerek düzeltiyoruz.

Ancak, 'siyaset şehvetine' olan tutkunuz, yenilen pehlivan gibi de 'siyaset güreşine doymama' eğiliminiz gözönüne alınınca, parti kursanız da kurmasanız da, hakkınızda temelde pek de yanlış şeyler yazdığımızı sanmıyoruz doğrusu!... 'Konuya balıklama atlamamız' da bu özelliklerinizden güç almıştı.

Alanya'da 'parti kurmazken' yediğiniz yoğurtlu patlıcan kızartmasının ve deniz börülcesinin size afiyet vermesini dilerim.

Hakkınızda beslediğimiz 'iyi' duygulara gelince...

Haklısınız. Öteden beri eğitim durumunuzu kıskanmışımdır... Ha, bir de ses tonunuzu!


 

 

Diğer YAZARLAR

 



 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir